******************************************************************************************************************************************
Bu Sitedeki Tüm Yazılar Ücretsizdir. Sadece Sizden İstediğimiz "Allah Bu Siteyi Hazırlayandan Razı Olsun" Amin... Demenizdir.
************************************************************************************************************************************ www.odeveson.blogspot.com adresindeki yazı ve makalelerin Kaynak göstermeksizin Tamamı veya Bir Kısmının KOPYALANMASI YASAKTIR.

Yedekleme Nedir ?

7 Haziran 2009 Pazar Gönderen admin 1 yorum


Yedekleme Nedir ?
“Yedekleme”, en genel anlamiyla, bir bilgisayar sistemini işlevsel kilan temel birimlerin, üzerinde çalişan yazilimlarin ve depolanan verilerin, ariza, hata, hasar durumlarinda çalişmalarin kesintiye ugramasini ve / veya verilerin geri dönülemez biçiminde kaybolmasini engellemek amaciyla birden fazla kopya halinde bulundurulmasini saglayan işlemler bütünüdür.

Yedeklemenin Onemi
Bilgileriniz değerlidir. Onları tekrar meydana getirmek; zaman, para veya en azından kişisel keder ve göz yaşına mal olabilir. Şayet bu bilgiler bazı deneylerin sonucu ise onları tekrar meydana getirmek mümkün olmayabilir. Bilgileriniz bir yatırım olduğuna göre, onları korumalı ve kaybetmemek için bazı adımlar atmalısınız.

Temel olarak bilgi kayıplarının 4 ana sebebi vardır: donanım arızaları, yazılım hataları, insandan kaynaklanan olaylar ve doğal afetler. Modern donanımların oldukça güvenilir olmasına rağmen, halen kendiliğinden arızalar çıkabilecekmiş gibi görünmektedir. Bilgi depolama donanımlarının en kritik parçası sabit disktir, ki bu diskler, elektromanyetik gürültü ile dolu bir dünya içine tam olarak kalabilen manyetik alanlara bel bağlamaktadır. Modern yazılımlar pek güvenilir gözükmese bile, kaya sertliğindeki bir program istisnadır, kural değil. İnsanlar kesinlikle güvenilmezdir, sırf keyif olsun diye veya bir amaç uğruna bilgilerinizi yok edebilirler ve yahut bir hata yapabilirler. Doğa kötü değildir, fakat her şey iyi giderken birden öfke kusabilir. Her şeyi hesaba katınca, her hangi bir şeyin doğru çalışmasının hiç de küçük bir mucize olmadığını görürüz.

Yedekleme bilgi yatırımımızı korumanın bir yoludur. Bilgilerimizin çeşitli kopyalarına sahip olursak, her hangi bir kopyanın bozulması bizim için problem teşkil etmez (en fazla yedeklerimizden yüklememizi gerektirir).
Düzenli olarak yedeklemek çok önemlidir. Fiziksel dünyaya ait her hangi bir şey gibi, yedeklerde yakında veya ileri bir tarihte hata verebilirler. İyi bir yedekleme yapmanın bir parçası da yedeklerin çalıştığından emin olmaktır; yedeklerinizin çalışmadığını görmek istemezsiniz her halde. Hasara tuz biber olarak, yedekleme işlemi esnasında bir hata meydana gelebilir; elinizde sadece yarım bir yedek varken sizi ortada bırakabilir, tek bir yedekleme aracınız vardır ve bozulabilir. Veya geri yüklemeyi denerken fark edersiniz ki: 15000 kullanıcılı alandaki önemli bir kullanıcı veritabanını yedeklememişsinizdir. Hepsinin en iyisi de; bütün yedeklerinin mükemmel bir şekilde çalışıyordur fakat sonuncu teyp sürücünüzün içine bir kova su dolmuş olabilir.İş yedeklemeye geldiğinde, paranoya bu işin mayasında vardır.


Neler Kaybedilebilir ?
Bilgisayarlar, doğaları itibariyle çok çeşitli amaçlar için kullanılabilirler.örnekler vermek gerekirse Internet erişimi, metin düzenleme, hesap tabloları ile mali durum izleme, fotoğraf işleme, müzik dinleme, posta kullanımı, oyun oynama, eğitim gibi amaçlar sayılabilir. Peki bu amaçlarla kullanılan bir bilgisayar sistemi, hangi kayıplara maruz kalabilir

1. Enerji Kaybı: Genellikle gözden kaçırılan bir nokta olmakla beraber, hem bilgisayarın işlerliğinin kesintiye uğramasına, hem de donanımının zarar görmesine (ve dolayısıyla disklerdeki verinin kaybına) neden olabilen bir sorun, elektrik kesintileri ve enerji sistemi arızalarıdır.

2. Donanım Kaybı: Bilgisayar sisteminin fiziksel varlığını oluşturan tüm yapıya,donanım adı verilir.Donanımın hasar görmesi,depolama birimleri dışında veri kaybına yol açmayabilir,ancak işlerlik kesintiye uğrayacaktır.

3. Yazılım Kaybı: Burada yazılımdan kasıt, bilgisayarın işletimi için kullanılan ve kullanıcı tarafından üretilmiş verilerin dışında kalan tüm program ve program parçalarıdır. İşletim sisteminin kendisi, cihaz sürücüleri,uygulama programları, yardımcı programlar örnek olarak verilebilir.

4. Kullanıcı Ayarlarının Kaybı:İşletim sistemi ve programlar, kullanıcıların tercihlerine göre şekillendirilebilen pek çok özellik barındırırlar.Kullanıcı, kendi tercihleri doğrultusunda sistem ayarlarını yaparak bu ayarların kaydedilmesini sağlar.Bu ayarlar da doğal olarak sistemin depolama birimine kaydedilir. Depolama birimi hasar görürse, veya yazılım işletiminde bir hata olursa, bu ayarlar kaybedilebilir. Örnek olarak çevirmeli ağ bağlantısı için kullanılan telefon numaraları, elektronik posta adresleri, ofis programlarının makrolar,sistemin ekran çözünürlüğü, fon resmi gibi ayarlar verilebilir. 5. Veri Kaybı: Kullanıcı ayarlarını bir kenara bırakırsak, herhangi bir uygulama programı ile oluşturulan herhangi bir dosya, yapılan herhangi bir kayıt, veri adi altında incelenebilir. Alınan ve atılan e-posta mesajları, yazılan metin dosyaları, yapılan çizimler, kaydedilen fotoğraflar hep bu başlık altında ele alınabilir.

Kayıplar Nasıl Önlenir ?
Benzer bir bakışla, sayılan olası kayıplara karşı, çeşitli önlemleri sıralamak mümkündür.

1. Enerji Kaybı: Enerji kaybını önlemek üzere alınabilecek önlemler sisteme ve kullanım yerine göre değişebilir, ancak bazı temel teknikleri sıralamak mümkündür.

* kasa Seçimi: Sistemin tüm donanım birimleri, barındırıldıkları kasanın güç kaynağından enerji alırlar. Özelleşmiş kasalar kullanılarak, birden fazla güç kaynağının kullanımı mümkündür. Bu sayede kaynaklardan biri bozulursa, diğeri devrede kalır. Buna yedekli güç kaynağı (redundant power supply) kullanımı denir.

* KGK: KGK adıyla anılan kesintisiz güç kaynağı birimleri, içlerinde barındırdıkları aküler sayesinde, hem elektrik kesintilerine, hem de ani gerilim değişikliklerine karşı bilgisayarları korurlar.

* Pil: Batarya adıyla da anılan piller, hemen hemen tüm diz üstü bilgisayarlarda güç kaynağıdır, dolayısıyla bu sistemlerde KGK kullanımına gerek duyulmayabilir. Ancak sistemin uyarıları dikkatle izlenmelidir, ani pil bitmeleri, elektrik kesintisi kadar risk yaratabilir. Bunun dışında, avuç içi bilgisayarlar için kullanılan şarjlı veya değiştirilen piller için de ayni şey geçerlidir.

2.Donanım Kaybı: Genel olarak, bilgisayarın tüm parçalarının arızalanması veya hasar görmesi elbette mümkündür. Temel yaklaşım, aksayan çalışmanın kıymeti doğrultusunda, donanımı birden fazla sayıda bulundurmaktır. Basit haliyle, bir yerine iki bilgisayar bulundurmak, amaç fatura kesmekse ve kesintiler kritik sorun yaratacaksa bir yerine iki yazıcı, bir yerine iki kartuş bulundurmak önerilebilir. Ancak kullanımda, ekonomik gerekçeleri de düşünerek, bu önerileri uygulamak mümkün olmayacaktır. Bu durumda, işlem kesintisinden ziyade depolanan verinin kaybolmasını donanım seviyesinde engellemek tercih edilebilir. Bu amaçla, örneğin RAID adı ile anılan disk koruma sistemleri kullanılabilir.

3. Yazılım Kaybı: Sisteme yüklü olan yazılımlar, bir hasar veya arıza durumunda kullanılmaz hale gelebilir. Bu durumda sistemi kullanılabilir hale geri döndürmek için, bu yazılımları yeniden yükleme imkanı korunmalıdır. Basit haliyle, işletim sistemi, cihaz sürücüsü ve uygulama programlarının yükleme CD, DVD ve benzeri ortamları, bunların lisans kodları, hatta hangi sırayla yüklenecekleri, önceden kaydedilmeli ve korunmalıdır.
4. Kullanıcı Ayarlarının Kaybı: İşletim sistemi ve uygulama programları üzerinde yapılan kişisel ayarlar, sistem normal çalışır halde iken ikinci bir noktaya kaydedilmelidir.

5. Veri Kaybı: Bireysel açıdan akıldığında, sistemdeki en kıymetli şey veridir. Çünkü enerji, donanım ve yazılım, yalnızca maddi imkanlarla yerine konabilir. Kullanıcı ayarları da daha kabul edilebilir bir çabayla yerine konabilir. Halbuki kişisel çabayla ortaya çıkartılmış ürünler, daha da ötesinde başkalarının çabaları sayesinde toplanmış veriler (mesela edinilen e-posta mesajları, derlenmiş kaynaklar vb.) maddi imkanlarla yerine konamayacaktır. Alınacak önlem veri yedeklemedir ve ilerleyen bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Veri Kurtarmanın Adımları
Bu noktadan itibaren, enerji ve donanım yedekleme konularından bahsetmeyeceğiz. yazılım, kullanıcı ayarları ve verinin yedeklenmesini de, ortak temel özellikleri ile veri yedekleme başlığı ile inceleyeceğiz. Veri kurtarma, kulağa sadece kayıp yaşandıktan sonraki işlemleri kapsıyor gibi gelebilir. Gerçekten de, önceden hazırlık yapılmadığı durumlarda da kayıp veriyi kurtarma yolları bulunabilmektedir, ancak bu durum çok sinirli koşullarda işe yarar. O nedenle, bu yazının kapsamında veri kurtarma, kayıp öncesi hazırlanmayı da kapsayan, belirli bir metodolojiyi tanımlamaktadır.

1. Yedekleme: Yedekleme, güvenilir bir kurtarmanın en önemli adımıdır. Proaktif bir şekilde, kayıp yaşanmadan gerçekleştirilmeli ve düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

2. Doğrulama: Doğrulama, kayıp yaşanmadan önce, yedeklenmiş verinin hatasız olduğunun kontrol edilmesidir. Önemli bir adim olmakla beraber, bazı zorluklar ve zaman kullanımını azaltmak üzere ihmal edilebilmektedir.

3. Kurtarma: Bir kayıp halinde, alınmış yedeklerden sistemin çalışır hale getirilmesi işlemini kapsar.

Yedekleme Yapmak İçin Nelere İhtiyaç Var ?
Sağlıklı bir yedekleme yönteminde, çeşitli elemanların doğru biçimde seçilmesi ve bir arada uyumlu çalışır hale getirilmesi gereklidir. Bu elemanlar şu şekilde sıralanabilir:

1. Kaynak: Yedeklemesi yapılacak verinin, normal işletim sırasında tutulduğu ortam, yedekleme sistemi için kaynak oluşturacak ortamdır.

2. Yedekleme Donanımı: Verinin kopyalarını oluşturmak üzere kullanılacak donanım bu başlıkta seçilmelidir. Standart depolama cihazları dışında, özel amaçlı yedekleme donanımları da kullanılabilir.

3. Yedekleme Yazılımı:Yedekleme işlemini yürütmek üzere, yedekleme ve kurtarma işlemlerini bir arada yapmayı sağlayan yazılımlar kullanılmaktadır. Özel kullanım durumlarında birden fazla yazılımı bir arada kullanmak da planlanabilir.

4. Yedekleme Ortamı:Kopyalanan verinin saklanacağı ortam da yapılacak işleme önemli kısıtlar getirmektedir. Bu nedenle yapılacak seçimde ortam seçimi de önem kazanmaktadır.

Yaygın Araçlar
Yukaridaki seçimlere örnek olmasi açisindan,(tabii ki gelişen teknolojilerin yeni seçenekler de yaratacagini akilda tutarak)bazi seçenekleri bu kisimda kiyaslayacagiz.

1. Yedekleme Donanımı:

* Sabit Disk
* Yedek Sabit Disk
* RAID Sabit Disk
* Disket
* CD-R / CD-RW
* DVD-R / DVD-RW
* Zip Disk / LS Disk
* Harici Sabit Disk
* USB Bellek
* Teyp Sürücü
* Aga Bagli Depolama

2. Yedekleme Yazılımı:

* Işletim Sisteminin Dahili Imkanlari (Win 9x / ME / NT / XP / 2000)
* Firma Programlari (WinZip, WinRAR, vb.)
* CD / DVD yazici programlar (CD Creator, Nero, vb.)
* RAID yazilimi
* Diger üçüncü parti yazilimlar

Yedekleme Yöntemi:

Yazılımlar, farklı yöntemlerle yedekleme yapılmasına imkan verir. yaygın üç yöntem şöyle sıralanabilir:

1. Tam (Full) Yedek: Bu yöntem, seçilen kaynağın tüm içeriğini yedekler.En güvenilir yöntemdir,ancak zaman ve kapasite ihtiyacı yüksektir.Diğer yöntemler uygulanmadan önce, en az bir kez tam yedek alınmalıdır.

2. Adımlı (Incremental) Yedek: Bu tip yedeklemede, sadece son yedekten bu yana yedeklenmemiş olduğu tespit edilen(“Archive” attribute)dosyalar yedeklenir. Kurtarma sırasında önce tam yedek, sonra sırayla tüm adımlı yedekler kurtarılmalıdır.Bu nedenle güvenilirlik düşer.

3. Fark (Differential) Yedeği: Bu tip yedeklemede, son tam yedekten bu yana yedeklenmemiş olduğu tespit edilen dosyalar yedeklenir. Kurtarma sırasında önce tam yedek, sonra son fark yedeği kurtarılmalıdır. Güvenilirlik orta düzeydedir. bazı yedekleme yazılımları, istek üzerine yapılan yedekleme işlemleri dışında, ayarları kaydedilen bir yedekleme işlemini istenen aralıklarla tekrar edecek özellikler de taşırlar.

Temel Öneriler !!!
Bu kısımda her koşulda akılda tutulması faydalı olacak temel öneriler verilmektedir.

1. İşletim Sistemi: İşletim sisteminizin yükleme disket / cd / dvdlerini ve LİSANS NUMARASINI mutlaka koruyunuz. Mümkün olan hallerde bu disklerin kopyalarını aliniz.Bir bilgisayarda yüklüyken diğer bir bilgisayara da yüklemediğiniz ve kendi yedekleme amacınızla koruduğunuz sürece,bu kopyalar yasadışı değildir.

2. Uygulamalar: Kullandığınız uygulamaların da yükleme disklerini koruyunuz ve kopyalarını aliniz.

3. Sık Yedekleme: Mümkünse aninda yedekleme sistemi (RAID) ile her an her bilgiden birden fazla kopya tutunuz. Mümkün olmazsa,en azindan günde bir yedek aliniz.Bu sizi en kötü durumda bir günlük işi tekrarlamakla kurtulacak halde korur.

4. Virüs Taraması: Veri kaybi nedeni olarak virüs şüphesi varsa, mutlaka geri yükleme sirasinda sistem aktif hale getirilmeden güncel bir virüs tarama yazilimi ile tarayiniz.

5. Neler Yedeklenecek ?: En temel haliyle şu birimleri yedekleyiniz:

* My Documents (Belgelerim)
* Desktop (Masaüstü)
* Address Book (Adres Defteri)
* E-posta dosyaları
* Sayısal İmzanız

6. Çalışma Dosyaları: Mümkünse çalişma dosyalarinizi taşinabilir bir ortamda (USB Bellek / CDRW / DVD-RW) bulundurun, üzerinde çaliştikça sabit diske yedekleyin ve sabit diskten çalişmayin.Bu size her gittiginiz yerde elinizde güncel çalişma dosyalarinizin olmasini,hem de her noktada bir yedeginiz olmasini saglar.
TombaLa isimli üye çevrimdışı Alıntı Yap ve Yanıtla
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum


"Bayrağımız nasıl oluşmuş?
Gerçekten bize tarih kitaplarında öğrettikleri gibi bir sokaktan geçerken
gökten yansıyan ay ve yıldızın yerdeki bir kuyuya yansımasını mı görmüşüz? Desenize Allah vere o sokaktan geçiyoduk, ya arka sokaktan
geçseydik nolacaktı? Arkadaşlar bizim bayrağımızın bir tarihi vardır. Bayrağımızda ilk defa Hilal ve Yıldızı 3. Selim bir araya getirmiştir.
O zamana kadar her gelen padişah bir bayrak ortaya çıkarıyor.
3. Selim diyorki "her ülkenin bayrağında bir çok hilal var ama benim
ülkemin bayrağı farklı olmalı, yeryüzünde tek olmalı" ve sonra 3.Selim bayraktadi hilal sayısını bire düşürüyor ve yanına sekiz
köşeli yıldızı koyuyor. Sekiz köşeli yıldız Şekil biliminde "zafer" anlamına
gelir. Daha sonra Sultan Abdülmecid zafer madalyalarının da
sekiz köşeli olduğunu ve bayraktaki yıldızın farklı bir yıldız olması
gerektiğini söylüyor ve sekiz köşeli yıldızı beş köşeye indiriyor.
Beş köşeli yıldızın anlamı ise "insan" dır. "
Arkadaşlar artık hepimiz bayrağımızı
tesadüfi bulmadığımızı öğrenmiş olduk, lütfen ona sahip çıkalım ve
onu yakanları, ona saygı duymayanları ve onun hikayesini bize adam
gibi öğretmeyip raslantılar silsilesi içinde basitleştirerek anlatanları
hep beraber burdan kınayalım.
Çünkü bizim bayrağımız dünyadaki en güzel BAYRAK'tır. Onun anlamı
ve önemi bütün bayrakların üstündedir.
Saygılarımla..


ALINTIDIR BEGENEN ARKADASLAR REP ATSADA OLUR YANİ ATMAYANLARDANDA ALLAH RAZI OLSUN
Gönderen admin 0 yorum


Mustafa Kemal Atatük’ün Liderlik Sırları
KİTABIN YAZARI Adnan Nur BAYKAL YAYIN EVİ VE ADRESİ BASIM TARİHİ Nisan 1999 KİTABIN YAYIM MAKSADI Yöneticiler için yeni bir bakış.
KİTABIN ÖZETİ :
Son yıllarda Türkiye ve dünyada yöneticilik konusunda çok farklı tezler, kitaplar, uygulamalar ve teknikler ortaya çıkmıştır. Bu teknikler ve incelenen kitaplar genel olarak bakıldığında yönetici konumundaki kişilere bir yöntem anlatabilmektedir. Fakat bu kitaplar genellikle iş dünyasındaki karmaşaları yok etmeye veya dış ülkelerin ekonomik, sosyal, kültürel vs. anlayışlarına göre yazılmıştır. Örneğin iş dünyası savaşlarında Philip Morris’in Marlboro sigarasının, R.J.Reynolds’u nasıl alt ettiği gibi. Her ülkenin örfü adeti, karakteristiği, yaşama tarzları, daha geliştirirsek devlet yapılarında dahi büyük farklılıklar olduğu için bence ülkemiz yöneticilerine hitap edebilecek, bizi anlayan, bizi anlatan bir yöneticilik kitabından, yeni yöneticiler yetiştirirken faydalanmak daha geçerli olduğunu düşünüyorum.
Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Liderlik sırları adlı kitapta ise yok denecek kadar az sayıda olan bu kitapların bence en iyilerindendir. Çünkü kitap özetinde sadece Türk insanının bu toprakları tırnaklarıyla nasıl sökerek aldığını değil Büyük Atatürk’ün devleti kuruncaya kadar yaşadığı canlı olayların her birinde gösterdiği tutum ve davranışlar, Liderlik Sırları da anlatılmaktadır.
Çok az sayıda bir Türk Önderi için yazılmış bir kitap vardır. Bunlardan Wees Roberts’ in “Atilla’nın Liderlik Sırları” adlı kitabını okudum. Hem çok üzüldüm, hem çok sevindim. Bir Türk Hünkarı’nı bir Amerikalının anlatması elem verici ama Onu örnek seçmesi gurur vericiydi. Bundan dolayı bu kitap çok zengin tarihimizden esinlenerek Yüce Atamızın yöneticilik ilkelerini bir Türk’ün kaleminden duygu ve düşüncelerinden almak en doğru olanı olmalıdır. Kitabı yazan incelerken bir yöneticide bulunması gereken 50 adet ana özellikten tek tek bahsetmiş ve bununla ilgili canlı örnekleri sadece Atatürk’ten vermiştir. Seçilen örnekler ve anekdotlar yazarın okuduğu 100 ayrı kitaptan derlemedir. Kitap okunurken çok değişik, çok çar***ı, çok etkileyici örnekleri bir anda okunduğunda hayret verdiren olaylarla karşı karşıya gelmek sizleri sıkmayacaktır umuyorum.
Yazar kitabında 50 adet ana bölüme yer vermiştir.
Bunlar;
1. Açık Olma
2. Adam Yetiştirme
3. Bilgi ve Tecrübe Sahibi Olma
4. Bilgi Toplama Yeteneği
5. Bilgilendirme Alışkanlığı
6. Kendini Bilme
7. Cesur Olma
8. Çevre Bilincine Sahip Olma
9. Dayanıklı Olma
10. Karşısındakini Dinleme Alışkanlığı
11. Soyut Düşünebilme Yeteneği
12. Emrivakiye İzin Vermeme
13. Esnek Olabilme14. Espri Sahibi olma
15. Fedakar Olma
16. Gerçekçi Olma
17. Göreve Talip Olma
18. Güvenilir Olma
19. Kendine Güvenme
20. Hazırlıklı Olma
21. Hedefe Yönelik Kararlı Olma
22. Hesap Adamı Olma
23. İkna Etme Yeteneği
24. İnisiyatif Kullanma
25. İnsan Sarrafı Olma
26. İnsana Değer Verme
27. Yaptığı İşe İnanma
28. Kamuoyu Oluşturma Yeteneği
29. Çabuk Karar Verme Yeteneği
30. Konuşma ve Yazım
31. Konuşma ve Yazım Yeteneği
32 . Liyakat Aşığı Olma
33. Mükemmeliyetçi Olma
34. Müsamahalı Olma
35. Müteşebbis Olma
36. Mütevazı Olma
37. Öğrenme Azmine Sahip Olma
38. Öncü Olma
39. Örgütleme Yeteneği
40. Prensip Sahibi Olma
41. Problem Çözücü Olma
42. Programlı Olma
43. Sıradışı Olma
44. Sorumluluk Alma Alışkanlığı
45. Strateji Bilincine Sahip Olma
46. Olacakları Tahmin Edebilme
47. Vizyon Sahibi Olma
48. Yönetme Yeteneği
49. Zaman Mevhumuna Sahip Olma
50. Zamanlama Yeteneği
SONUÇ :
A. KİTABIN ANAFİKRİ :
Liderlik, bir özellikte çok iyi olmak değil, tüm özelliklerin toplamında çok iyi olmak ve karizmasıyla bu özellikleri kendine özgü bir şekilde bütünleştirmektir. Falih Rıfkı ATAY bunu aşağıdaki şekilde dile getirmektedir:
"Öyle şartlar içinde Mustafa Kemal’in yaptığını yapabilecek cesarette demiyorum, belki ondan daha gözü pekleri vardı; azminde demiyorum, belki onun kadar azimlileri vardı; bilgili de demiyorum, şüphesiz ondan daha bilgili olanları vardı; fakat kırk yıllık ömrümde onun liderlik dehasında hiç kimseyi görmedim."
Bunlardan parça parça faydalanmak bizim görevimizdir.
B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :
”Sağ veya sol gibi aşırı uçlara mı hizmet ediyor “,”Başka bir devlet sempatizanı mı yapıyor?” v.s...korkuları olmadan Türk insanının örnek alması gereken tek Lider Atatürk’le ilgili olması, yakın tarihimizi kapsaması en iyi özelliğidir.
C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER:
Kitapta “Komutan Atatürk” vasıflarıyla da ilgili özellikler ve anekdotlar çok fazla sayıda olması dolayısıyla kitap T.S.K personeline daha çok hitap etmektedir. Bunun için Sb./Astsb. Uzm.Erbaş seviyesinde Konferans veya Seminerlerde detaylı olarak incelenmelidir.
Gönderen admin 0 yorum


Yaprak Dökümü-Reşat Nuri Güntekin


Eserin baş kahramanı Ali Rıza Bey, Bâbıâlî’den yetişmiş bir mülkiye memurudur. Otuz yaşına kadar Dahiliye kalemlerinden birinde çalışmıştır. İnsanların paradan başka şeylerle de mutlu olabileceklerine ve iyi ahlâkın bir insan için en büyük hazine olduğuna inanmayı ilke edinmişti.

Annesi ve kızkardeşinin ard arda ölümüyle İstanbul’dan soğumuş, Suriye’de bir kaza kaymakamlığı görevi almıştı. Sonraları Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde yirmi beş yıl çeşitli memurluk görevlerinde bulunur.

Kırk yaşlarına doğru evlenir ve beş çocuk sahibi olur. Trabzon’un bir sancağında mutasarrıflık görevinde iken, haklı fakat zayıf bir kişiyi; haksız ama kasaba eşrafından güçlü bir kişiye karşı koruyup, adaletin gerçekleşmesini sağlayınca görevinden alınır. Bunun üzerine İstanbul’a döner.

Bir müddet işsiz gezdikten sonra tesadüfen karşılaştığı eski bir öğrencisi vasıtasıyla, onun müdürü olduğu bir şirkete mütercim olarak girer.

Fakat bir süre sonra, yine aynı şirkete bu sefer kendisinin aracılığıyla memûre olarak alınan bir tanıdığının kızıyla müdürün evlilik dışı ilişkide bulunduğunu öğrenince o işi de terkeder.

Aynı gün, Ali Rıza Bey’in tek erkek evladı ve beş çocuğundan en büyüğü olan Şevket, bir bankaya memur atanır. Bundan sonra Ali Rıza Bey evin yönetimini oğluna bırakır ve emeklilik hayatına başlar.

Artık evde babalık hakimiyeti kalmamıştır. Hanımı ve artık büyüyen kızları parasızlıktan dolayı hep sorun çıkarırlar. O da kendini kahvehânelere atarak oralarda teselli bulmaya çalışır.

Oğlu Şevket, çalıştığı bankadaki Ferhunda adında, evli bir kadınla ilişkide bulunur. Bunu öğrenen kocası Ferhunde’yi boşar; Şevket de onunla evlenmek zorunda kalır.

Evin yeni üyesi Ferhunde, bir süre sonra evin yeni hakimi haline gelir. Ali Rıza Bey’in kızları Leyla ve Necla’yı kendi tarafına çeker ve zaten eve kapanmaktan şikayetçi olan bu kızlarla, o davet senin bu davet benim dolaşmaya başlarlar.

Ali Rıza Bey’in büyük kızı Fikret ise bu evden ve yoksulluktan kurtulmak için elli yaşında ve üç çocuk sahibi bir adamla evlenip Adapazarı’na gider.

Olanca fakirliklerine rağmen aşırı derecede müsrif davranan ev halkı, sonunda zor duruma düşer. Şevket, çalıştığı bankadan aldığı parayı yerine koyamadan yakalanınca, bir buçuk yıl hapse mahkum olur. Bunu fırsat bilen ve zaten evdeki yoksulluktan da hep şikayet eden Ferhunde evi terkeder.

Birgün Leyla’ya Suriyeli bir adam talip olur. Kız tarafı tam kabul etmişken adam, Leyla’da hoşlanmadığı bir hareket görmesi nedeniyle ondan vazgeçtiğini; ancak verirlerse küçük kızları Necla ile evlenebileceğini söyler. Adamın zengin olduğunu sandıklarından bunu da kabul ederler. Fakat Necla adamla evlenip Suriye’ye gidince, aslında onun başka karıları ve yarım düzineden de fazla çocuğu olan ve pek de zengin olmayan bir yalancı olduğunu görür. Artık Necla da mutsuzdur.

Tam evliliğe yaklaşmışken reddedilen Leyla ise bunalıma girmiştir. Bir müddet eve kapanır. Doktorun açık havada gezmesini tavsiyesi üzerine dışarılarda gezmeye alışır ve böylece eski davetlerden tanıştığı kötü kişilerle tekrar karşılaşır. Ve bir süre sonra cahilliği, parasızlığı ve güzelliği yüzünden kötü yola düşer.

Bunu duyan Ali Rıza Bey, Leyla’yı evden kovar. Karısının, barışmalarında ısrarı üzerine Ali Rıza Bey bunu kabul etmeyerek, evi terkeder ve Adapazarı’na kızı Fikret’in yanına gider. Fakat orada da rahat edemez ve on beş gün kaldıktan sonra tekrar İstanbul’a döner.

Bir süre evine uğramadan İstanbul’da dolaşır. Soğuk bir kış günü, sol el ve ayağı felç olur. Arkadaşları vasıtasıyla hastaneye yatırılır. Olayı duyan kızı Leyla ve karısı yanına gelirler ve artık iyice çökmüş olan Ali Rıza Bey barışarak eve dönmeyi kabul eder.

Kızı Leyla artık, düştüğü kötü yoldan elde ettiği kirli paralarla da olsa oldukça zengindir. Hatta annesiyle beraber, düştüğü o kötü yolda kendisine hediye edilmiş bir evde yaşamaktadırlar.

Ali Rıza Bey ise, yıllar önce: “Kızlarının ahlâksızlıklarına göz yumarak, para yiyip geziyor !” diye kızdığı eski bir kahvehâne arkadaşıyla aynı durumda olarak, kızı Leyla’dan gelen paralarla, takım elbiseler içinde, mutlu bir halde yaşıyordur. Yalnız, onu mutsuz eden bir tek şey vardır: “Kendisine o eski sözlerini hatırlatan, eski kahvehâne arkadaşlarıyla yolda göz göze gelmek…”

Not: Romanda Ali Rıza Bey’in beşinci ve en küçük kızı Ayşe’nin sadece adı geçmektedir
Gönderen admin 0 yorum


Mihverinde Kafkas sıradağlarının yer aldığı, kuzeyde Don ağzı, Maniç Çukurluğu ve Kuma ağzı hattından, güneyde Aras Nehri ve Kars Platosu'na kadar uzanan bölgenin adıdır. Doğal sınırlarını batısında Karadeniz, doğusunda ise Hazar Denizi oluşturur. Kafkas dağları Taman Yarımadası'ndan başlayıp, güneydoğu istikametinde uzanarak Apseron Yarımadası'na ulaşır. Uzunluğu 1440 kilometreden fazladır. Genişliği ise 50 ile 225 km arasında değişir. Genellikle iki veya üç sıra halinde uzanır. Bu sarp dağlar batıdan doğuya doğru üç ana kısımdan meydana gelir. Birinci kısım Taman Yarımadası'ndan Kuban Nehri'nin kaynaklarına kadar uzanır. Pseha Vadisi'ne kadar yükseklik 1000 metrenin altındadır. Daha doğuya doğru ise 1500 metrenin altına düşmez.

Orta Kafkasya ise Kuban Vadisi'nden Daryal Geçidi'ne kadar uzanır. Dağların en sarp ve yüksek kesimi buradadır. Aynı zamanda dağlar en fazla genişliğe de burada ulaşırlar. Yüksekliği 5633 metre olan Elbruz ve yine yüksekliği 5047 metre Kazbek burada yer alır. Burada da büyük kitlelerin hareketine elverişli geçit yoktur. Böylece Batı ve Orta Kafkaslar sarp, son derece engebeli ve geçit vermeyen özellikleri nedeniyle Rusya'ya karşı direnen Kafkasyalıların son sığınaklarını teşkil etmiştir. Doğu Kafkaslar ise, Daryal Geçidi'nden Apseron Yarımadası'na kadar uzanır. Burada dağlar alçalır ve yayvanlaşırlar. Daha çok yüksek platolar hakim manzarayı teşkil eder. Hazar Denizi'ne doğru ise bu platolar da kademeli olarak alçalmak suretiyle yok olurlar. Bu bölgenin merkezinde doğu-batı istikametinde uzunluğu 180 km genişliği ise 106 km olan Dağıstan Platosu yer alır. Bu bölgenin batısı daha yüksek ve engebeli olduğu için oraya nüfuz edilmesi de zordur. Ancak Hazar Denizi'ne doğru arazi yapısı daha yeknesak bir hal alır ve içine girilmesi daha kolaydır. İşte bu nedenle Doğu Kafkasya'da Rusya'ya karşı mukavemet daha çok Çeçen İnguşların ve Avarların yaşadıkları Daryal Geçidi'ne doğru olan kesimde daha şiddetli olmuştur.

Kafkasya'nın akarsuları genellikle kaynaklarını Kafkas dağlarının kar ve buzlarla örtülü tepelerinden alırlar. Derin vadiler oyarak dağlardan indikten sonra kaynaklarını zaten bu dağlardan alan Kuban, Terek, Sulak ve Kura nehirlerine kavuşurlar. Doğu Kafkasya'nın kuzeyi Terek ve Sulak nehirlerine rağmen bir bozkırdır. Bu bozkır ile dağlık Dağıstan arasındaki sınır aşağı yukarı Mahaçkale-Hasavyurt arasında uzanan çizgidir. Bu çizginin kuzeyindeki bozkırda ve Hazar Denizi kıyılarında Kumuklar otururlar. Buna karşılık dağlık bölgede Kafkasyalı yerli kabileler yasarlar.


Daryal geçidi [değiştir]Kafkasya'nın iki önemli ve her zaman açık olan geçidi vardır. Bunlardan bir Daryal geçididir. Geçidin deniz seviyesinden yüksekliği 2379 metredir. Vladikafkas'ı Tiflis'e bağlayan ve Rusların "Gürcü Askeri Yolu" dedikleri yol da bu geçitten geçer. Yol aynı geçitte akmakta olan Terek Nehri'nin ana kolunu takip eder. Orta ve güney kesimleri üzerinde Osetler (Asetinler) yaşarlar. Bu geçit Kafkasya'yı siyasi, askeri ve hatta sosyal yönlerden iki ana parçaya ayırır. Gürcistan'ın Rusya'ya bağlanmasından sonra bu geçidin önemi daha da büyümüştür. Kafkasya'yı ele geçirmek isteyen Rusya için hem Gürcistan'la irtibatı sürekli açık tutmak ve hem de Batı Kafkasya'daki Çerkes-Abhazlar ile Doğu Kafkasya'daki Çeçenler ve Dağıstanlılar arasındaki işbirliğini kesmek açısından hayati bir önem taşımaktaydı.


Derbent geçidi [değiştir]Daryal'dan başka ikinci önemli geçit de Derbent'tir. Bu geçit Hazar Denizi kıyısı boyunca uzanır ve genişliği 1.5 ile 30 km arasında değişir. Dağıstan'da bu iki geçit kadar önemli olmasa da Avar, Karayan, Sol ve Mamison geçitleri de bulunmaktadır.
PİStanbuLL isimli üye çevrimdışı Alıntı Yap ve Yanıtla
Etiketler:

ECBanner bloggping TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi pagerankonline.de - Pagerank Anzeige ohne Toolbar On our way to 1,000,000 rss feeds - millionrss.com
Seo Memurvadisi Backlink Austausch ECBannerFree Automatic Backlinks Free Automatic Backlinks Free Automatic BacklinksFree Automatic Backlinks Free Automatic BacklinksFree Automatic Backlinks
Bu sitedeki yazılar telif hakkları göz önüne alınarak yayınlanmaktadır. Kaynak göstermeksizin Tamamı veya Bir Kısmının KOPYALANMASI YASAKTIR. yayınlanan bu makale ve eserlerin hak sahipleri herhangibir nedenle telif hakkı idda ederlerse ve bizce uygun görülmesi halinde (gerçeklik esası olması dahilinde) bize lütfen mail atsınlar (ozkan@mail.nu) en kısa sürede eserleriniz sitemizden kaldırlır. © 2008 www.odeveson.blogspot.com