******************************************************************************************************************************************
Bu Sitedeki Tüm Yazılar Ücretsizdir. Sadece Sizden İstediğimiz "Allah Bu Siteyi Hazırlayandan Razı Olsun" Amin... Demenizdir.
************************************************************************************************************************************ www.odeveson.blogspot.com adresindeki yazı ve makalelerin Kaynak göstermeksizin Tamamı veya Bir Kısmının KOPYALANMASI YASAKTIR.
19 Ocak 2009 Pazartesi Gönderen admin 0 yorum
BATI AVRUPA ÜLKELERİ


BELÇİKA

Konum: Batı Avrupa'da, Kuzey Denizinin kıyısında, Fransa ile Hollanda arasında yer almaktadır.
Coğrafi konumu: 50 50 Kuzey derecesi, 4 00 Batı boylamı
Harita konumu: Avrupa
Yüzölçümü: toplam: 30,510 km²
kara: 30,230 km²
su: 280 km²
Sınır: toplam: 1,385 km
Sınır komşuları: Fransa 620 km, Almanya 167 km, Lüksemburg 148 km, Hollanda 450 km
Kıyı şeridi: 66 km
İklimi: Ilıman iklime sahiptir, kışlar hafif, yazlar serin geçer. Genellikle hava rutubetli, yağmurlu ve bulutludur.
Arazi yapısı: Kuzeybatıda yatık kıyı ovaları, merkezde yuvarlak tepler, güneydoğuda Ardennes ormanında engebeli dağlar yer almaktadır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: En alt nokta: Kuzey Denizi 0 m; en yüksek nokta: Signal de Botrange 694 m
Doğal kaynakları: Kömür, doğal gaz
Kullanılabilir topraklar: işlenebilir toprak arazi: %24
sürekli ekinler: %1
otlaklar: %20
ormanlık arazi: %21
diğer: %34
Doğal afetler: Su baskınları kıyıya yakın arazilere zarar verdiğinden, bu alanlar beton direklerle sahilden ayrılmışlar.


Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,258,762 (Temmuz 2001 verileri)
Yaş yapısı: 0-14 yaş: %17.48 (erkek 916,957; kadın 876,029)
15-64 yaş: %65.57 (erkek 3,390,145; kadın 3,336,908)
65 yaş ve üzeri: %16.95 (erkek 709,212; kadın 1,029,511) (2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.16 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 0.97 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın
15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın
15-64 yaşlarında: 1.02 erkek/kadın
65 yaş ve üzeri: 0.69 erkek/kadın
toplam nüfusta: 0.96 erkek/kadın (2001 verileri)
Bebek ölüm oranı: 4.7 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: toplam nüfus: 77.96 yıl
erkeklerde: 74.63 yıl
kadınlarda: 81.46 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.61 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.15 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 7,700 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 100 ün altında (1999 verileri)
Ulus: Belçikalı
Nüfusun etnik dağılımı: Flaman %58, Valon %31, diğer %11
Din: Roma Katolikleri %75, Protestanlar ve diğer %25
Diller: Flamanca %58, Fransızca %32, Almanca %10
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler
toplam nüfus: %98


Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Belçika Krallığı
kısa şekli : Belçika
Yerel tam adı: Royaume de Belgique/Koninkrijk Belgie
yerel kısa şekli: Belgique/Belgie
ingilizce: Belgium
Yönetim Biçimi: Meşruti Krallık
Başkent: Brüksel
İdari bölmeler: Ülke, Flaman Bölgesi'nde 5, Valon Bölgesi'nde de 5 olmak üzere 10 eyalete ayrılmıştır. Flaman Bölgesindeki eyaletler, Batı Flandre, Doğu Flandre, Anvers, Limburg, Flaman Brabant olup, Valon Bölgesindeki eyaletler ise Namur, Liège, Hainaut, Lüksemburg, Valon Brabant'dır. Ülkede 589 belediye bulunmaktadır. Kendi meclisleri bulunan belediyeler, belediye başkanının başkanlığında çalışan belediye encümeni tarafından yönetilir.
Bağımsızlık günü: 21 Temmuz 1831 (Hollanda'dan ayrıldı)
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 21 Temmuz (1831)
Anayasa: 7 Şubat 1831 tarihinde kabul edilmiştir. 1970 yılında yapılan bir düzenleme ile idari yapısını değiştirmiştir. Söz konusu düzenleme ile federal bir yapıya kavuşan ülke idaresi, 1980, 1988-1989 yıllarında devam eden yeni düzenlemelere ek 14 Temmuz 1993 tarihinde yapılan ve tam olarak Mayıs 1995'de seçimlerin yapılması ile yürürlüğe giren son anayasal düzenlemeyle, yine monarşi ile yönetilen bugünkü federal ve üç bölgeli hale getirilmiştir.
Hukuk sistemi: Genel hukuk İngiliz yapısal teorisinden etkilenerek düzenlenmiştir.
Oy kullanma yaşı: 18 yaş ve üzeri; her kes için geçerli ve zorunludur.
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 9, G-10, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), MINURSO (BM Bati Sahra Referandum Misyonu), MONUC (BM Kongo Operasyonu), NATO (Kuzey Atlantik Asemblesi), NEA (Nükleer Enerji Kurulu), NSG, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OPCW, OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNMOGIP (BM Hint Pakistan Askeri Gözlem Grubu), UNMOP (BM Prevlaka Gözlem Misyonu), UNRWA (BM Filistin Mültecileri Yardım Komisyonu), UNTSO (BM Mütareke Gözlem Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WADB (Batı Afrika Kalkınma Bankası), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WEU (Batı Avrupa Konseyi), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC


Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Gelişmiş pazar ekonomisi, büyük ölçüde hizmet sektörü, hafif ve ağır sanayi ve dış ticarete dayanır. Hava ve demiryolu taşımacılığı ile radyo-televizyon yayınları dışında ekonomiyi tümüyle denetimde tutan özel girişimin karşısında hemen hemen hiçbir devlet rekabeti yoktur. Ülkenin kuzeyi, madencilik ve ağır sanayinin gerilemekte olduğu güney bölgelere göre daha hızlı bir büyüme içindedir. Belçika, kobalt,germanyum ve radyum gibi maddelerin işlenmesinde dünyada önemli yer tutar. Anvers bölgesinde yoğunlaşmış olan rafinerilerde de ham petrol işlenir. Ekonomide başlıca gelir kaynağını, ithal edilen hammaddelerin imalatı ve işlenmesi ile mamul malların ihracatı oluşturur.
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 259.2 milyar $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %4.1 (2000 verileri)
GSYİH - sektörlere göre: tarım: %1.4
endüstri: %26
hizmet: %72.6 (2000 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.2 (2000 verileri)
İş gücü: 4.34 milyon (1999)
Sektörlere göre işgücü dağılımı: hizmet %73, endüstri %25, tarım %2 (1999 verileri)
İşsizlik oranı: %8.4 (2000 verileri)
Bütçe: gelirler: 114.8 milyar $; giderler: 117 milyar $ (1999)
Endüstri: inşaat ve metal ürünleri, motor ve taşıt ürünleri, besin maddeleri ve meşrubat,kimyasallar, ham maddeler, tekstil,cam, petrol, kömür
Endüstrinin büyüme oranı: %5.5 (2000 verileri)
Elektrik üretimi: 79.829 milyar kWh (1999)
Elektrik üretimi için kaynaklar: Fosil yakıtlar: %40.01
hidro: %0.42
nükleer: %58.33
diğer: %1.24 (1999)
Elektrik tüketimi: 75.089 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 8.207 milyar kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 9.055 milyar kWh (1999)
Tarım ürünleri: şeker pancarı, taze meyve ve sebze, hububat, tütün; sığır, dana, domuz, süt
İhracat: 181.4 milyar $ (2000)
İhracat ürünleri: Demir çelik, taşıt, traktör, mücevher, petrol
İhracat ortakları: AB %76 (Almanya %18, Fransa %18, Hollanda %12, İngiltere %10) (1999)
İthalat tutarı: 166 milyar $ (2000)
İthalat ürünleri: benzin, hububat, kimyasallar, besin maddeleri
İthalat ortakları: AB %71 (Almanya %18, Hollanda %17, Fransa %14, İngiltere %9) (1999)
Dış borç tutarı: 28.3 milyar $ (1999 verileri)
Para birimi: Euro (EUR)
Para birimi kodu: EUR
Mali yıl: Takvim yılı


İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 4.769 milyon (1997)
Telefon kodu: 32
Radyo yayın istasyonları: FM 79, AM 7, kısa dalga 1 (1998)
Radyolar: 8.075 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 25 (plus 10 repeaters) (1997)
Televizyonlar: 4.72 milyon (1997)
Internet kısaltması: .be
Internet servis sağlayıcıları: 61 (2000)
Internet kullanıcıları: 2.7 milyon (2000)


Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: toplam: 3,437 km
Karayolları: toplam: 145,774 km
asfalt: 116,182 km
asfalt olmayan: 29,592 km (1999)
Deniz yolları: 2,043 km (1,528 km ticari amaçla kullanılmaktadır)
Boru hatları: ham petrol 161 km; petrol ürünleri 1,167 km; doğal gaz 3,300 km
Limanlar: Antwerp (dünyanın en kalabalık limanlarından biri), Brugge, Gent, Hasselt, Liege, Mons, Namur, Oostende, Zeebrugge
Hava alanları: 42 (2000 verileri)
Helikopter alanları: 1 (2000 verileri)


İNGİLTERE

Konum: Batı Avrupa, Kuzey Atlas Okyanusu ile Kuzey Denizi arasında, Fransa'nın kuzeybatısında yer alır.
Coğrafi konumu: 54 00 Kuzey derecesi, 2 00 Batı boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 244,820 km²
Sınırları: toplam: 360 km
sınır komşuları: İrlanda 360 km
Sahil şeridi: 12,429 km
İklimi: Ilıman
Arazi yapısı: Engebeli tepelikler ve alçak dağlar, doğu ve güneydoğuda ovalar yer alır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Fenland 4 m
en yüksek noktası: Ben Nevis 1,343 m
Doğal kaynakları: Kömür, petrol, doğal gaz, kalay, kireçtaşı, demir, tuz, kil, alçıtaşı, kurşun, silis, işlenebilir toprakları
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %25
daimi ekinler: %0
otlaklar: %46
ormanlık arazi: %10
diğer: %19 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 1,080 km² (1993 verileri)


Nüfus Bilgileri

Nüfus: 59,647,790 (Temmuz 2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.23 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 1.07 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 5.54 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.82 yıl
erkeklerde: 75.13 yıl
kadınlarda: 80.66 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.73 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.11 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 31,000 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 450 (1999 verileri)
Ulus: İngiliz
Nüfusun etnik dağılımı: İngiliz %81.5, İskoç %9.6, Irlandalı %2.4, Welsh %1.9, Ulster %1.8, Batı Hindistanlı, Hindistanlı, Pakistanlı ve diğer %2.8
Din: Anglikan 27 milyon, Roma Katolikleri 9 milyon, Muslüman 1 milyon, Presbyterian 800,000, Methodist 760,000, Sikh 400,000, Hindu 350,000, Musevi 300,000 (1991 verileri)
Diller: İngilizce, Welsh, İskoç
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %99 (1978 verileri)


Yönetimi

Ülke adı: İngiltere Krallığı
ingilizce: United Kingdom
Yönetim biçimi: Meşruti Krallık
Başkent: Londra
Bağımlı toprakları: Anguilla, Bermuda, İngiliz Hint Okyanusu Bölgesi, İngiliz Virgin Adaları, Kayman Adaları, Falkland Adaları, Cebelitarık, Guernsey, Jersey, Isle of Man, Montserrat, Pitcairn Adaları, Saint Helena, Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları, Turks ve Caicos Adaları
Milli bayram: Kraliçe Elizabeth'in doğum günü, Haziran'ın ikinci Cumartesi (1926)
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 5, G- 7, G-10, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), MONUC (BM Kongo Operasyonu), NAM, NATO (Kuzey Atlantik Asemblesi), NEA (Nükleer Enerji Kurulu), NSG, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OPCW, OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu), UN (Birleşmiş Milletler), UN Güvenlik Konseyi, UNAMSIL (BM Sierra Leone Misyonu), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNFICYP (BM Barış Gücü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNIKOM (BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNOMIG (BM Gürcistan Gözlem Misyonu), UNRWA (BM Filistin Mültecileri Yardım Komisyonu), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UNU, UPU (Dünya Posta Birliği), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WEU (Batı Avrupa Konseyi), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC


Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 1.36 trilyon $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %3 (2000 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %1.7
endüstri: %24.9
hizmet: %73.4 (1999)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.4 (2000 verileri)
İş gücü: 29.2 milyon (1999)
İşsizlik oranı: %5.5 (2000 verileri)
Endüstri: Makine parçaları, elektrik enerjisi ekipmanları, gemi yapımı, uçaklar, motorlu araçlar ve parçaları, elektronikler, komünikasyon araçları, metaller, kimyasallar, kömür, petrol, kağıt ve kağıt ürünleri, gıda maddeleri, tekstil, giysi, tüketim malları
Endüstrinin büyüme oranı: %2 (2000)
Elektrik üretimi: 342.771 milyar kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 333.012 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 265 milyon kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 14.5 milyar kWh (1999)
Tarım ürünleri: Tahıllar, patatse, sebze, sığır, koyun, kümes hayvanı, balık
İhracat: 282 milyar $ (2000)
İhracat ürünleri: Sanayi malları, yakıt, kimyasallar, gıda, meşrubat, tütün
İhracat ortakları: AB %58, ABD %15 (1999)
İthalat: 324 milyar $ (2000)
İthalat ürünleri: Sanayi malları, makine, yakıt, gıda maddeleri
İthalat ortakları: AB %53, ABD %13, Japonya %5 (1999)
Para birimi: İngiliz Poundu (GBP)
Para birimi kodu: GBP
Mali yıl: 1 Nisan - 31 Mart


İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 34.878 milyon (1997)
Telefon kodu: 44
Radyo yayın istasyonları: AM 219, FM 431, kısa dalga 3 (1998)
Radyolar: 84.5 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 228 (1995)
Televizyonlar: 30.5 milyon (1997)
Internet kısaltması: .uk
Internet servis sağlayıcıları: 245 (2000)
Internet kullanıcıları: 19.47 milyon (2000)


Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 16,878 km (1996)
Karayolları: 371,603 km (1998 verileri)
Su yolları: 3,200 km
Boru hatları: Ham petrol 933 km; petrol ürünleri 2,993 km; doğal gaz 12,800 km
Limanları: Aberdeen, Belfast, Bristol, Cardiff, Dover, Falmouth, Felixstowe, Glasgow, Grangemouth, Hull, Leith, Liverpool, London, Manchester, Peterhead, Plymouth, Portsmouth, Scapa Flow, Southampton, Sullom Voe, Tees, Tyne
Hava alanları: 489 (2000 verileri)
Helikopter alanları: 11 (2000 verileri)




Fransa

Fransa harita üzerinde 6 kenarlı bir çokgene benzer. Bu, kenarlardan ikisiyle kıtanın gövdesine, bir üçüncüsüyle İber Yarımadasına bitişir. Geri kalan üç kenardan birisi Akdeniz’e, ikincisi Atlas Okyanusu’na, üçüncüsü ise bu okyanusun kenar denizi olan Manş denizine ve biraz da Kuzey denizine dayanır. Fransa konumu bakımından olduğu gibi iklim, insanların yaşayışı, iktisadi faaliyetler bakımından da önemli bir geçit alanı durumundadır. Hem okyanusal, denizel (Akdeniz kıyıları) hem de kıtasal bir yapı gösterir ve bu karakterler ülke içinde çeşitli şekillerde birleşerek Fransa’yı Avrupa’nın değişik görünümlü bir devleti haline koyarlar.
Ülkenin güney (İspanya), güneydoğu, (İtalya), doğu (İsviçre) hudutları dağ sıralarına dayanır ve tabii birer engel ile sınırlanırken kuzeydoğudaki hudutları (Almanya, Lüksemburg, Belçika) hiçbir tabii engel ile sınırlanmaz. Uzun asırlar boyunca da büyük istilalar hep bu kenar üzerinden gelmiş ve Fransız dış politikası bu yönden çok zaman tehditlere maruz kalmıştır.
Fransa’nın yüzölçümü 543.695 km2’dir. Fransa Avrupa’da Ukrayna hariç, saha bakımından en fazla yüzölçümüne sahip devlettir. Relief bakımından kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda çizilen bir çizginin (Meuse ırmağının Fransa’dan çıktığı noktadan Adour ırmağı ağzına kadar) doğusunda kalan kısmında dağlık alanlar fazla yer tutar. Batıda ise havzalar ve ovalar hakim olup, relief siliktir. Başlıca dağlık kütlelere memleketin doğu ve güney hudutları (Alp’ler, Jura ve Pirene dağları) boyunca ve orta güneyde (Massif Central) rastlanır. Bununla beraber doğu tamamiyle dağlık, batı baştan başa ovalık değildir. Batıda az yüksek eski kütlelerin kısmen ayırdığı geniş çanak şekilli ovalar (Massif Armoricain, Poitou eşiği ile birbirinden ayrılmış Paris ve Aquitain havzaları) bulunur. Doğuda ise Alp ve Jura gibi kıvrımlı genç dağ sıraları ile Massif Central, Vojlar, Ardenler gibi daha az yüksek eski kütleler arasında çok geniş (Saone havzası) yahut daha dar ovalar (Alsace ovası) ve vadi olukları (Rhone vadisi) yer alır.
Fransa’da birbirinden ayrı üç iklim tipi ile karşılaşılır. Ülkenin batısında okyanusal iklim hüküm sürer. Bu iklim; ılık, nemli, bulutlu günleri fazla güneşli günleri az her mevsimi yağışlı olarak karşımıza çıkar. Okyanusal iklimin en tipik bir şekli Fransa’nın batı ucunu meydana getiren Bretanya yarımadasında göze çarpar. Burada ne kışlar soğu, ne de yazlar sıcaktır. Batıdan gelen okyanus rüzgarlarının etkisiyle her mevsim, fakat bilhassa kış yağışlı geçer. Okyanusun geç ısınıp geç soğuması yüzünden kış geç gelir (en soğuk ay Şubat). Aynı şekilde burası yazın fazla ısınmaz (en sıcak ay Ağustos). Bu okyanusal iklim tipi biraz daha ılık şekilde Fransa’nın güneybatısında Biskay körfezi kıyılarında da hissedilir. Fransa’nın doğu yarısında ise iklim kıtasal bir karakter gösterir. Yazlar sıcak, kışlar soğuk geçtiği gibi kurak mevsim bulunmamakla beraber yağış azamisi yaz aylarına geçer. Böylece Fransa’nın batısından doğusuna doğru olan kesimlerde kış şartlarında bir şiddetlenme görülür. Fransa’nın güneydoğusunda Akdeniz iklimi hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve yağışlı geçer. Burada dağların kıyıya paralel olması yüzünden Akdeniz ikliminin ülke içinde yayılış sahası fazla geniş değildir. Bununla beraber Rhone vadisi boyunca ve hatta Pirene dağlarının kuzeyindeki ovalarda yer yer bu iklimin etkisi görülür.
Ülke hidrografya ağı ve akarsu havzaları bakımından üç bölüme ayrılır: Ülkenin doğu ve kuzeydoğu kısmı Ren (Rhin) akarsu sistemine dahildir. Ren ırmağı doğuda Alsace ovasından Fransa topraklarıyla temastadır. Ayrıca Fransa’dan doğarak birisi Almanya içinde bu ırmağa karışan öteki Belçika’dan geçerek Hollanda’da Ren ile beraber müşterek delta bölgesinde denize dökülen Moselle ve Meuse ırmakları bu bölgede yer almaktadır. Bundan başka aynı delta bölgesinde Belçika’dan geçerek denize dökülen Escaut ırmağının kaynakları da Kuzey Fransa’dadır.
Ülke akarsularının büyük kısmı sularını ya doğrudan doğruya Atlas Okyanusuna yahut onun kenar denizi olan Manş’a boşaltırlar. Paris havzasında akarsuların tamamı değilse bile en büyük kısmı Sen (Seine) sistemi içindedir. Orta Fransa’nın büyük kısmı ise Loire ırmağı sistemine dahildir. Bu sistem başlıca kollarını Massif Central’in kuzey ve kuzeybatı aklanından alır. Fransa’nın güneybatısı yani Aquitain havzası içinde suların hemen tamamı (güneybatıda Adour ırmağı hariç) Garonne ırmağı ile atlas okyanusuna boşalır. Bu sistemin suları Massif Central ile Pirene dağlarından doğar.
Fransa’nın doğu-güneydoğu kesimi ise Akdeniz havzasına tabidir. Burada başlıca akarsu Rhone nehridir.
Genel olarak med-cezir genliği kuvvetli olan Atlas Okyanusuna dökülen ırmakların ağızlarında derin haliçler vardır. Bunların kara içinde bitim noktaları yakınında nehir ve deniz ulaşımını birbirine kavuşturan işlek limanlar yer alır. Çok defa halicin deniz ucuna yakın yerinde bir de ön liman bulunur. Seine (Sen) ırmağı: Rouen – Le Havre, Loire ırmağı: Nantes – Saint Nazaire, Garonne ırmağının Gironde adı verilen halicinde Bordeaux limanları yer alır. Akdeniz’de med-cezir genliğinin az oluşundan ırmak ağızlarında haliçler yerine deltalar gelişmiştir. Bu bakımdan ülkenin Akdeniz’deki en büyük limanı Marsilya tabii bir yol olan Rhone ırmağı ağzına pek uzak olmayan bir yerde, fakat delta dışındaki konumu ile dikkati çeker. Bütün bunlardan sonra şunu açıkça söyleyebiliriz. Fransa akarsularının çoğu Atlantik yağış rejimine tabi olurken Ren ve Rhone ırmakları karmaşık rejim gösterirler.
Fransa’nın Bölgeleri:
1. Kuzey bölgesi
2. Doğu bölgesi
3. Güneydoğu bölgesi
4. Akdeniz bölgesi
5. Güneybatı bölgesi
6. Batı bölgesi
7. Merkezi bölge
Nüfus
Ülkenin nüfusu 58.000.000’dur. Bu nüfusun %90 kadarı Katolik, %2’si Protestan, %2’si Musevi, %6’sı da hiçbir dini tanımayan kişilerden oluşur. Aritmetik nüfus yoğunluğu (98) komşu ülkelere göre düşüktür. Fransa’daki nüfus artışında doğumlar yanında ülkeye her yıl 150.000 kadar gelen göçmenlerin payı da vardır. Gelen gömenlerin büyük kısmı Fransız vatandaşlığına geçmektedirler. Göçmenler içinde en çok İspanyol, İtalyan ve Cezayirlilere rastlanır.
Ülke nüfusunun %73’ü kentlerde yaşar. Ülkenin en büyük kentsel yerleşim merkezi Paris’tir. Paris havzasında ülke nüfusunun %16’sı yaşar. Paris’ten sonra en çok nüfuslu kentler Lyon, Marsilya, Lille, Bordeaux, Touluse gelir.
Ekonomi
Fransa’da çalışan nüfusun tarım kesiminde oranı %11 olmasına ve ulusal gelirin %13’ünün tarım kesiminden sağlanmasına karşın toplam ihracat gelirleri içinde tarım ürünlerinin oranı %22dir ve dış ödemeler dengesine katkısı büyüktür. Fransa’da ziraate ayrılan sahalarda özellikle şeker pancarı, tahıl, patates üretilir. Gerçekten Fransa Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeleri içinde şeker pancarı, şarap ile et ve sütü en fazla üretmekte olan ülkedir.
Tahıl ürünlerinden buğday ülkenin hemen her bölgesinde ekilir ve çok miktarda ihraç edilir. Ülkede yılda 30 milyon ton buğday üretilirken, 10 milyon ton Arpa, 29 milyon ton Şekerpancarı, 14 milyon ton mısır, 8 milyon ton Patates üretilir. Tahıl ürünlerinin %40’ı Paris havzası ile Plandre’deki 50 hektarın üzerinde araziye sahip çiftliklerden elde edilir. Fransa bağcılık ve şarap üretiminde dünyada birinci gelen ülke olup üstün kaliteli şarapları ile tanınır.
Fransa’da ulusal gelire katkıda bulunan bir diğer üretim maddesi de ülkenin 1/5’ini %22 (15 milyon hektar) kapsayan orman ve korulardan elde edilen kerestedir.
1950 yılından itibaren, oldukça hızlı bir büyüme sürecine giren Fransız ekonomisi dünya bankasının 1995 verilerine göre A.B.D., Japonya ve Almanya’dan sonra dünyanın dördüncü ülkesi durumundadır.
Enerji kaynaklarında dağılım: %7 kömür, %43 petrol, %20 tabii gaz ve %30 elektrik enerjisi şeklindedir. Görüldüğü gibi enerjide dışa bağımlılık oranı çok yüksektir. Çünkü ülkede petrol az üretilir.
Fransa; Sovyetler Birliği ve A.B.D. den sonra dünya demir cevheri üreticisi bakımından ileri gelen ülkeler arasındadır. Fransa ayrıca Avrupa Ekonomik Topluluğu içinde en fazla boksit üretici olan bir ülkedir.
Hafif ve ağır endüstrinin ülke düzeyindeki dağılışı genellikle Cherbourg-Marsilya hattının doğusunda, Paris havzasında, Rhöne havzası, Alp’ler ve Marsilya yöresinde yoğunlaşmıştır. Oldukça canlı olan Fransız endüstrisi Avrupa’nın en verimli 40 firması sıralamasında birinci sırada bulunur. Ülkede başta gelen endüstri kolları sırası ile ulaşım araçları, makine üretimi, dokuma ve giyim, tarım ve besin endüstrisi, elektrikli aletler yapımı ile dünyada beşinci sırayı alan kimya ve petrol sanayi kolları şeklindedir.
Ülkenin dış ticaretinde önemli ihraç mallarında ise, otomobil, dokuma, silah ve savaş uçakları, şarap, buğday, süt ürünleri ve kimyasal maddeler şeklinde bir sıralama görülür. İthal mallarının başında ise petrol ve diğer yakıt maddeleri gelir.

FRANSA


Konum: Batı Avrupa'da, kuzeyde Lüksemburg, Belçika ve Marş Denizi, batıda Atlas Okyanusu ve Biskay Körfezi, güneyde İspanya ve Akdeniz, doğuda da İtalya, İsviçre ve Almanya ile çevrilidir.
Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey derecesi, 2 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 547,030 km²
Sınırları: toplam: 2,889 km
sınır komşuları: Andora 56.6 km, Belçika 620 km, Almanya 451 km, İtalya 488 km, Lüksemburg 73 km, Monako 4.4 km, İspanya 623 km, İsviçre 573 km
Sahil şeridi: 3,427 km
İklimi: Ilıman bir iklim görülür. Ülkenin kuzeyinde kışları soğuk, yazları yağmurlu geçer. Güneyde ise Akdeniz iklimi hakimdir.
Arazi yapısı: Plato görünümlü masifleri oluşturan yaşlı dağ kalıntıları; kuzey ve batıdaki tortul ovalar; güney ve güneydoğudaki genç dağlar ile bunların arasında uzanan dar ovalar.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Rhone Nehri deltası 2 m
en yüksek noktası: Blanc tepesi 4,807 m
Doğal kaynakları: Kömür, demir, boksit, çinko, potas, kereste, balık
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %33
sürekli ekinler: %2
otlaklar: %20
ormanlık arazi: %27
diğer: %18 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 16,300 km² (1995 verileri)
Doğal afetler: Su baskınları, çığ düşmeleri



Nüfus Bilgileri

Nüfus: 59,551,227 (Temmuz 2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.37 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 0.64 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 4.46 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.9 yıl
erkeklerde: 75.01 yıl
kadınlarda: 83.01 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.75 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.44 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 130,000 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 2,000 (1999 verileri)
Ulus: Fransız
Din: Roma Katolikleri %90, Protestan %2, Musevi %1, Müslüman (Kuzey Afrikalılar) %3, inançsız %4
Diller: Fransızca %100, bazı bölgesel lehçe ve diller de konuşulmaktadır (Provencal, Breton, Alsatian, Corsican, Catalan, Basque, Flemish)
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %99
erkekler: %99
kadınlar: %99 (1980 verileri)



Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Fransa Cumhuriyeti
kısa şekli : Fransa
Yerel tam adı: Republique Francaise
yerel kısa şekli: France
Yönetim biçimi: Parlamenter Başkanlık Tipi Cumhuriyet
Başkent: Paris
İdari bölümler: 22 bölge; Alsace, Aquitaine, Auvergne, Basse-Normandie, Bourgogne, Bretagne, Centre, Champagne-Ardenne, Corse, Franche-Comte, Haute-Normandie, Ile-de-France, Languedoc-Roussillon, Limousin, Lorraine, Midi-Pyrenees, Nord-Pas-de-Calais, Pays de la Loire, Picardie, Poitou-Charentes, Provence-Alpes-Cote d'Azur, Rhone-Alpes
Fransa'ya bağımlı olan ülkeler: Bassas da India, Clipperton Adası, Avrupa Adası, Fransız Polinezyası, Güney Fransa ve Antarktika, Glorioso Adaları, Juan de Nova Adası, Yeni Kaledonya, Tromelin Adası, Vallis ve Futuna
Bağımsızlık günü: 486 (Clovis tarafından birleştirilmiştir.)
Milli bayram: Bastille Günü, 14 Temmuz (1789)
Anayasa: 28 Eylül 1958
Üye olduğu uluslararası kuruluş ve örgütler: ACCT, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BDEAC, BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), FZ, G- 5, G- 7, G-10, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), InOC, Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), MINURSO (BM Bati Sahra Referandum Misyonu), MIPONUH, MONUC (BM Kongo Operasyonu), NAM, NATO (Kuzey Atlantik Asemblesi), NEA (Nükleer Enerji Kurulu), NSG, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OPCW, OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu), UN (Birleşmiş Milletler), UN Güvenlik Konseyi, UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNIFIL (BM Geçici Gücü), UNIKOM (BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu), UNITAR (BM Eğitim Araştırma Enstitüsü), UNMEE (BM Etyopya-Eritre Misyonu), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNOMIG (BM Gürcistan Gözlem Misyonu), UNRWA (BM Filistin Mültecileri Yardım Komisyonu), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UNTSO (BM Mütareke Gözlem Örgütü), UNU, UPU (Dünya Posta Birliği), WADB (Batı Afrika Kalkınma Bankası), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WEU (Batı Avrupa Konseyi), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC



Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Fransa, Avrupa`nın iktisadi açıdan güçlü ülkelerinden olmakla birlikte, yakın dönemde uygulanmaya başlanan iktisadi dünya pazarına uygulama siyasetinde güçlüklerle karşılaştığını 1976-1971 dönemi arasında ticaret bilançosunun 1986 yılı dışında sürekli açık vermiş olması da kanıtlamaktadır. Bu olumsuz nokta bir yana bırakılırsa Fransa, tarım ürünleri bolluğu ve çeşitliliği ile Avrupa Ekonomik Topluluğu içinde birinci sırada, süt ürünleri açısından da dünyada dördüncü sırada (nitekim Fransa tarım- besin sanayi ürünleri dışsatımında dünya ikincisidir) yer almasının yanı sıra, sanayisi de çok güçlü bir ülkedir. Endüstri, ülke gelirinin çeyreğini ve ticaret kazancının %80`inden fazlasını karşılar. Devlet 1990ların başından beri Fransa Telecom, Fransız Havayolları ve bankalar gibi diğer endüstrilerdeki hisselerini elden çıkarmaya başlamıştır. Yüksek orandaki işsizlik hala Fransa için sorun işgal etmektedir. Fransa, geniş refah imkanlarını ve muazzam devlet bürokrasisini kesmekten kaçınmış ve bütçe açığını kapatmak için savunma harcamalarını kesmeyi ve vergileri yükseltmeyi tercih etmiştir. Fransa, 1 Ocak 1999`daki Euro sistemi referandumuna diğer on Avrupa ülkesi ile birlikte katılmıştır.
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 1.448 trilyon $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme oranı: %3.1 (2000 verileri)
GSYİH - sektörlere göre: tarım: %3.3
endüstri: %26.1
hizmet: %70.6 (1999)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %1.7 (2000 verileri)
İş gücü: 25 milyon (2000)
Sektörlere göre iş gücü dağılımı: hizmet %71, endüstri %25, tarım %4 (1997)
İşsizlik oranı: %9.7 (2000 verileri)
Endüstri: Makine, kimyasal ürünler, otomobil, metalürji, uçak, elektronik, tekstil, gıda ürünleri, turizm
Endüstrinin büyüme oranı: %3.5 (2000 verileri)
Elektrik üretimi: 497.26 milyar kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 398.752 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 68.7 milyar kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 5 milyar kWh (1999)
Tarım ürünleri: Buğday, tahıl, şeker pancarı, patates, üzüm, sığır, süt ürünleri, balık
İhracat: 325 milyar $ (2000 verileri)
İhracat ürünleri: Makine ve taşımacılık araçları, uçak, plastik ürünler, kimyasallar, eczacılık ürünleri, demir - çelik, meşrubat
İhracat ortakları: AB %63 (Almanya %16, İngiltere %10, İspanya %9, İtalya %9, Belçika - Lüksemburg %8), ABD %8 (1999)
İthalat: 320 milyar $ (2000 verileri)
İthalat ürünleri: Makine ve parçaları, araçlar, ham petrol, uçak, plastik ürünler, kimyasal ürünler
İthalat ortakları: AB %62 (Almanya %16, Belçika - Lüksemburg %11, İtalya %9, İngiltere %8), ABD %7 (2000 verileri)
Dış borç tutarı: 106 milyar $ (1998)
Para birimi: Euro (EUR)
Para birimi kodu: EUR
Mali yıl: Takvim yılı



İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 34.86 milyon (1998)
Telefon kodu: 33
Radyo yayın istasyonları: AM 41, FM 3,500, kısa dalga 2 (1998)
Radyolar: 55.3 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 584 (1995)
Televizyonlar: 34.8 milyon (1997)
Internet kısaltması: .fr
Internet servis sağlayıcıları: 62 (2000)
Internet kullanıcıları: 9 milyon (2000)



Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 31,939 km (1998)
Karayolları: 892,900 km (1999)
Deniz yolları: 14,932 km
Boru hatları: Ham petrol 3,059 km; petrol ürünleri 4,487 km; doğal gaz 24,746 km
Limanları: Bordeaux, Boulogne, Cherbourg, Dijon, Dunkerque, La Pallice, Le Havre, Lyon, Marseille, Mullhouse, Nantes, Paris, Rouen, Saint Nazaire, Saint Malo, Strasbourg
Hava alanları: 475 (2000 verileri)
Helikopter alanları: 3 (2000 verileri)



İRLANDA

Konum: Batı Avrupa'da, Kuzey Atlas Okyanusunda, İngiltere'nin batısında yer alır.
Coğrafi konumu: 53 00 Kuzey derecesi, 8 00 Batı boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 70,280 km²
Sınırları: toplam: 360 km
sınır komşuları: İngiltere 360 km
Sahil şeridi: 1,448 km
İklimi: Ilıman deniz iklim. Kuzey Atlas Okyanusu akımı ile değişiklik görülmektedir. Kışlar ılıman, yazlar serin geçer, yıl boyunca nemli hava hakimdir.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m
en yüksek noktası: Carrauntoohil 1,041 m
Doğal kaynakları: Çinko, kurşun, doğal gaz, bakır, alçıtaşı, kireçtaşı, bataklık kömürü, gümüş
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %13
daimi ekinler: %0
otlaklar: %68
ormanlık arazi: %5
diğer: %14 (1993 verileri)


Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,840,838 (Temmuz 2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %1.12 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 4.69 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 5.53 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.99 yıl
erkeklerde: 74.23 yıl
kadınlarda: 79.93 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.9 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (1999 tahmini)
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 2,200 (1999 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri)
Ulus: İrlandalı
Nüfusun etnik dağılımı: Keltler, İngiliz
Din: Roma Katolikleri %92, diğer %8 (1998)
Diller: İngilizce, İrlandaca (Galyaca)
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %98 (1981 verileri)


Yönetimi

Ülke adı: İrlanda
ingilizce: Ireland
Yönetim biçimi: Cumhuriyet
Başkent: Dublin
İdari bölümler: 26 bölge; Carlow, Cavan, Clare, Cork, Donegal, Dublin, Galway, Kerry, Kildare, Kilkenny, Laois, Leitrim, Limerick, Longford, Louth, Mayo, Meath, Monaghan, Offaly, Roscommon, Sligo, Tipperary, Waterford, Westmeath, Wexford, Wicklow
Bağımsızlık günü: 6 Aralık 1921
Milli bayram: Saint Patrick Günü, 17 Mart
Anayasa: 29 Aralık 1937; 1 Temmuz 1937 tarihinde değiştirilmiştir.
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), MINURSO (BM Bati Sahra Referandum Misyonu), NAM, NEA (Nükleer Enerji Ajansı), NSG, OASOECD, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PFP (Barış için Ortaklık), UN (Birleşmiş Milletler), UN Güvenlik Konseyi, UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNFICYP (BM Barış Gücü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNIFIL (BM Geçici Gücü), UNIKOM (BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu), UNITAR (BM Eğitim Araştırma Enstitüsü), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNMOP (BM Prevlaka Gözlem Misyonu), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UNTSO (BM Mütareke Gözlem Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WEU WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC


Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 81.9 milyar $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %9.9 (2000 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %4
endüstri: %38
hizmet: %58 (1999)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %5.6 (2000)
İş gücü: 1.82 milyon (2000 verileri)
Sektörlere göre işgücü dağılımı: hizmet %64, endüstri %28, tarım %8 (2000 verileri)
İşsizlik oranı: %4.1 (2000)
Endüstri: Gıda maddeleri, tekstil, giysi, kimyasallar, eczacılık ürünleri, makine ve parçaları, cam ve kristal, yazılım
Endüstrinin büyüme oranı: %14 (2000 verileri)
Elektrik üretimi: 19.542 milyar kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 18.414 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 50 milyon kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 290 milyon kWh (1999)
Tarım ürünleri: Şalgam, patates, şeker pancarı, buğday, et ve süt ürünleri
İhracat: 73.5 milyar $ (2000)
İhracat ürünleri: Makine ve parçalar, bilgisayarlar, kimyasallar, eczacılık ürünleri, canlı hayvanlar, hayvansal ürünler
İhracat ortakları: AB %59 (İngiltere %19, Almanya %9, Fransa %7), ABD %20 (2000)
İthalat: 45.7 milyar $ (2000 verileri)
İthalat ürünleri: Makine ve ekipmanlar, kimyasallar, petrol ve petrol ürünleri, tekstil, giysi
İthalat ortakları: AB %54 (İngiltere %29, Almanya %6, Fransa %5), ABD %18, Japonya %5, Singapur %4 (2000)
Dış borç tutarı: 11 milyar $ (1998)
Para birimi: Euro (EUR)
Para birimi kodu: EUR
Mali yıl: Takvim yılı


İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 1.59 milyon (2001)
Telefon kodu: 353
Radyo yayın istasyonları: AM 9, FM 106, kısa dalga 0 (1998)
Radyolar: 2.55 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 4 (2001)
Televizyonlar: 1.82 milyon (2001)
Internet kısaltması: .ie
Internet servis sağlayıcıları: 22 (2000)
Internet kullanıcıları: 1 milyon (2001)


Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 1,947 km (1998)
Karayolları: 92,500 km (1999 verileri)
Su yolları: 700 km (1998)
Boru hatları: Doğal gaz 7,592 km (2000)
Limanları: Arklow, Cork, Drogheda, Dublin, Foynes, Galway, Limerick, New Ross, Waterford
Hava alanları: 44 (2000 verileri)




HOLLANDA

Konum: Batı Avrupa, Kuzey Denizi kıyısında, Belçika ve Almanya arasında yer alır.
Coğrafi konumu: 52 30 Kuzey derecesi, 5 45 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 41,526 km²
Sınırları: toplam: 1,027 km
sınır komşuları: Belçika 450 km, Almanya 577 km
Sahil şeridi: 451 km
İklimi: Ilıman; deniz iklimi, yazlar serin ve kışlar ılıman geçer.
Arazi yapısı: Çoğunlukla kıyı bölgesinde alçak ovalar ve düzlükler, güneydoğuda tepelikler yer alır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Prins Alexanderpolder 7 m; en yüksek noktası: Vaalserberg 321 m
Doğal kaynakları: Doğal gaz, petrol, işlenebilir arazi
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %25
daimi ekinler: %3
otlaklar: %25
ormanlık arazi: %8
diğer: %39 (1996 verileri)
Sulanan arazi: 6,000 km² (1996 verileri)
Doğal afetler: Su baskınları


Nüfus Bilgileri

Nüfus: 15,981,472 (Temmuz 2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.55 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 2.34 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 4.37 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
erkeklerde: 75.55 yıl
kadınlarda: 81.44 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.65 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.19 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 (1999 verileri)
Ulus: Hollandalı
Nüfusun etnik dağılımı: Hollandalı %91, Faslı, Türk ve diğer %9 (1999 verileri)
Din: Roma Katolikleri %31, Protestan %21, Müslüman %4.4, diğer %3.6, inançsız %40 (1998)
Dil: Flemenkçe
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %99 (2000 verileri)


Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hollanda Krallığı
kısa şekli : Hollanda
Yerel tam adı: Koninkrijk der Nederlanden
yerel kısa şekli: Nederland
ingilizce: Netherlands
Yönetim biçimi: Meşruti Krallık
Başkent: Amsterdam - Den Haag
İdari bölümler: 12 bölge; Drenthe, Flevoland, Friesland, Gelderland, Groningen, Limburg, Noord-Brabant, Noord-Holland, Overijssel, Utrecht, Zeeland, Zuid-Holland
Bağımlı toprakları: Aruba, Hollanda Antilleri
Bağımsızlık günü: 1579 (İspanya'dan)
Milli bayram: Kraliçe günü, 30 Nisan
Anayasa: 1814; bir çok kez yenilenmiştir, son düzenlenme tarihi 17 Şubat 1983
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-10, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, NATO (Kuzey Atlantik Asemblesi), NEA (Nükleer Enerji Kurulu), NSG, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OPCW, OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNFICYP (BM Barış Gücü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNITAR (BM Eğitim Araştırma Enstitüsü), UNMEE (BM Etyopya-Eritre Misyonu), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNTSO (BM Mütareke Gözlem Örgütü), UNU, UPU (Dünya Posta Birliği), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WEU (Batı Avrupa Konseyi), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC


Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 388.4 milyar $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %4 (2000 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %3.3
endüstri: %26.3
hizmet: %70.4 (2000 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.6 (2000 verileri)
İş gücü: 7.2 milyon (2000)
Sektörlere göre işgücü dağılımı: hizmet %73, endüstri %23, tarım %4 (1998 verileri)
İşsizlik oranı: %2.6 (2000 verileri)
Endüstri: Tarım endüstrileri, metal ve mühendislik ürünleri, kimyasallar, petrol, inşaat, elektrikler, balıkçılık
Endüstrinin büyüme oranı: %3.2 (2000)
Elektrik üretimi: 85.294 milyar kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 97.76 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 3.97 milyar kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 22.407 milyar kWh (1999)
Tarım ürünleri: Hububat, patates, şeker pancarı, meyve, sebze, çiftlik hayvanları
İhracat: 210.3 milyar $ (2000)
İhracat ürünleri: Makine ve parça, kimyasallar, yakıt, gıda maddeleri
İhracat ortakları: AB %78, Orta ve Doğu Avrupa, ABD (2000)
İthalat: 201.2 milyar $ (2000 verileri)
İthalat ürünleri: Makine ve araçlar, kimyasallar, yakıt, gıda maddeleri, giysiler
İthalat ortakları: AB %56, ABD %9, Orta ve Doğu Avrupa (2000)
Para birimi: Euro (EUR)
Para birimi kodu: EUR
Mali yıl: Takvim yılı


İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 9,132,400 (1999)
Telefon kodu: 31
Radyo yayın istasyonları: AM 4, FM 58, kısa dalga 3 (1998)
Radyolar: 15.3 milyon (1996)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 21 (1995)
Televizyonlar: 8.1 milyon (1997)
Internet kısaltması: .nl
Internet servis sağlayıcıları: 52 (2000)
Internet kullanıcıları: 6.8 milyon (2000)


Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 2,739 km (1998)
Karayolları: 125,575 km (1998)
Su yolları: 5,046 km
Boru hatları: Ham petrol 418 km; petrol ürünleri 965 km; doğal gaz 10,230 km
Limanları: Amsterdam, Delfzijl, Dordrecht, Eemshaven, Groningen, Haarlem, Ijmuiden, Maastricht, Rotterdam, Terneuzen, Utrecht, Vlissingen
Hava alanları: 28 (2000 verileri)
Helikopter alanları: 1 (2000 verileri)



LÜKSEMBURG


Konum: Batı Avrupa'da, Fransa ile Almanya arasında yer alır.
Coğrafi konumu: 49 45 Kuzey derecesi, 6 10 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 2,586 km²
Sınırları: toplam: 356 km
sınır komşuları: Belçika 148 km, Fransa 73 km, Almanya 135 km
Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)
İklimi: Kıtasal ve ılıman iklim arasında değişiklik gösterir.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Moselle Nehri 133 m
en yüksek noktası: Buurgplaatz 559 m
Doğal kaynakları: Demir, işlenebilir topraklar
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %24
sürekli ekinler: %1
otlaklar: %20
ormanlık arazi: %35
diğer: %20
Sulanan arazi: 10 km² (1993 verileri)
Coğrafi not: kara ile çevrili


Nüfus Bilgileri

Nüfus: 442,972 (Temmuz 2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %1.26 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 9.26 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 4.77 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.3 yıl
erkeklerde: 74.02 yıl
kadınlarda: 80.8 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.7 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.16 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri)
Ulus: Lüksemburg'lu
Nüfusun etnik dağılımı: Kelt Kökenliler, Portekizler, İtalyanlar, Slavlar ve Avrupalılar
Din: Roma Katolikleri, Protestanlar, Museviler ve Müslümanlar
Diller: Lüksemburg ca (ulusal dil), Almanca (resmi dil), Fransızca (resmi dil)
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %100
erkekler: %100
kadınlar: %100 (2000 verileri)


Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Lüksemburg
Yerel tam adı: Grand Duche de Luxembourg
yerel kısa şekli: Luxembourg
Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi
Başkent: Lüksemburg
İdari bölümler: 3 bölge; Diekirch, Grevenmacher, Lüksemburg
Bağımsızlık günü: 1839 (Hollanda'dan)
Milli bayram: Milli gün 23 Haziran
Anayasa: 17 Ekim 1868
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NATO (Kuzey Atlantik Asemblesi), NEA (Nükleer Enerji Kurulu), NSG, OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü),OPCW, OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WEU (Batı Avrupa Konseyi), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü), ZC


Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 15.9 milyar $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %5.7 (2000 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %1
endüstri: %30
hizmet: %69 (2000 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %7.8 (2000 verileri)
İş gücü: 248,000 (2000)
Sektörlere göre işgücü dağılımı: hizmet %83.2, endüstri %14.3, tarım %2.5 (1998 verileri)
İşsizlik oranı: %2.7 (2000 verileri)
Endüstri: Bankacılık, demir - çelik, gıda maddeleri, kimyasallar, metal ürünleri, mühendislik, cam, alüminyum
Endüstrinin büyüme oranı: %7.8 (2000 verileri)
Elektrik üretimi: 648 milyon kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 6.149 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 655 milyon kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 6.201 milyar kWh (1999)
Tarım ürünleri: Arpa, yulaf, patates, buğday, meyve, üzüm, çiftlik hayvanları
İhracat: 7.6 milyar $ (2000)
İhracat ürünleri: Makine ve ekipman, çelik ürünleri, kimyasallar, kauçuk, cam
İhracat ortakları: AB %75, ABD %4 (1999)
İthalat: 10 milyar $ (2000)
İthalat ürünleri: Mineraller, metaller, gıda maddeleri, kaliteli tüketim ürünleri
İthalat ortakları: AB %81, ABD %9 (1999)
Para birimi: Lüksemburg Frankı (LUF); Euro (EUR)
Para birimi kodu: LUF; EUR
Mali yıl: Takvim yılı


İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 314,700 (1999)
Telefon kodu: 352
Radyo yayın istasyonları: AM 2, FM 9, kısa dalga 2 (1999)
Radyolar: 285,000 (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1999)
Televizyonlar: 285,000 (1998 verileri)
Internet kısaltması: .lu
Internet servis sağlayıcıları: 8 (2000)
Internet kullanıcıları: 86,000 (1999)


Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 274 km (1998)
Karayolları: 5,166 km (1999)
Su yolları: 37 km
Boru hatları: petrol ürünleri 48 km
Limanları: Mertert
Hava alanları: 2 (2000 verileri)
Helikopter alanları: 1 (2000 verileri)
Gönderen admin 0 yorum
Volkanik Dağlar

YANAR DAĞLAR:

Yanardağlar, yeraltındaki ergimiş kayaların ,kaya parçalarının ve gazların yerkabuğundaki açıklıklardan püskürdüğü oluşumlardır.Art arda olan püskürmeler sonucunda maddelerin üst üste yığılmasıyla ortaya çıkan yükseltiler de aynı biçimde adlandırılır.Yüzeye çıkan ergimiş durumdaki maddeler zamanla katılaşarak volkanik kayaları oluşturur .Depremler gibi yanardağların da çoğu levha sınırlarına yakın yerlerde bulunur.Öte yandan, nasıl ki, levha sınırlarına uzak yerlerde de zaman zaman deprem olursa, bazı yanardağlar da levhaların iç bölümlerinde bulunur.

Yayılma Sırtları:
Okyanus dibinde. İki levhanın birbirinden uzaklaşmakta olduğu sınırda ,okyanus ortası sırtları ya da yayılma sırtları adı verilen yanardağlardan oluşan sıra dağlar vardır.Levha birbirinden ayrıldıklarında astenosfer üzerindeki basınç azalır.Bunun sonucunda, levha sınırının altında bulunan katı durumdaki minareler tanecikleri ergiyerek magmaya dönüşür.Yükselmeye başlayan yeni magmanın çoğu levha kenarlarında katılaşıp kalır, yüzeye ulaşan bölümü ise okyanus tabanında yanardağlar oluşturur.

“Plastik” Kayalar:
Bilim adamları, astenosferi genellikle “plastik” olarak tanımlarlar.Bunun nedeni, astenosferin büyük bir bölümün yumuşsak olmasına karşın , sıvıdan çok küçük miktarlarda magma bulunan katı mineral taneciklerinden oluştuğunu düşünüyorlar.Astenosferdeki sıcaklığın , minerallerin çoğunu ergitmeye yetecek kadar yüksek olmasına karşın ,üsteki litosfer katmanın neden olduğu yoğun basınç bunu engeller.

Dalma-Batma Bölgesi Yanardağları:
Yanardağlar, iki levhanın çarpışması sonucu birinin diğeri altına daldığı levha sınırlarında oluşur.Dalan levha, 100-200 km derinlikte bulunan ve dalma-batma bölgesi adı verilen bölgede ergimeye başlar ve magmaya dönüşür.Bu magma, levhanın üzerinde biriken tortullar ve ergimiş durumdaki okyanusal litosferden oluşur.Magma ,tortullarla birlikte yerin derinliklerine çekilen su içerir.Oluşan yeni magma ,çatlaklardan geçerek yüzeye püskürür ve üstteki levhanın üzerinde yanardağların oluşuma yol açar.Bu çatlaklar ,levhaların hareketi sonucunda oluşur.Üstteki levhanın okyanusal litosfer levhası olması durumunda ,yanardağların su yüzeyinin üzerinde kalan bölümleri bir dizi volkanik ada oluşturur.

Magma:
Magma, ergimiş durumdaki değişik mineraller ve bazı mineral kristallerinde oluşan lapa benzeri, yoğun bir sıvıdır.Kıvamı, su ve buz kristalleri içeren yarı erimiş durumdaki kar gibidir.Bilim adamları ,magmanın büyük çoğunluğunun astenosferde bulunmakla birlikte bir bölümünün de alt mantonun bazı bölgelerinde geldiğini düşünüyorlar.

Sıcak Noktalar:
Birçok yanardağın oluşumunun levha sınırlarındaki hareketle bağlantılı olmasına karşın bazıları bu sınırlara uzak yerlerde ortaya çıkabilir.Bu yanardağların ”sıcak noktalar” olarak adlandırılan olağanüstü sıcak bölgelerin varlığı sonucunda oluştukları düşünülüyor.
Bilim adamları, sıcak noktaların astenosfer ve alt mantoda bulunduğu varsayılıyor.Sıcak noktalarda, ısı akımlarının mantonun içinden geçerek yükseldiği tahmin ediliyor.Bu olağanüstü ısının basıncın etkisini ortadan kaldırılması sonucunda da magma oluşur.Yüzeye doğru çıkan magma, litosferden geçiş sırasında, yolunun üzerindeki kaya kütlelerini ergiterek kendisine yol açar.Magmanın yüzeye çıktığı yerlerde zamanla yanardağlar oluşur.
YANARDAĞ PÜSKÜRMELERİ:

Magmanın yerkabuğundan yükselerek yüzeye çıkmasına yanardağ püskürmesi adı verilir.Yanardağ bir kez oluştuktan sonra yeraltından magma geldiği sürece püskürmeler devam eder.İki püskürme arasında onlarca, yüzlerce, hatta binlerce yıl geçbilir.

Magma Yükselişi:
Astenosferdeki magma, ancak yeterince büyük bir “kabarcık”oluşturacak biçimde biriktiği zaman litosfere doğru yükselir.Magmanın yükselmesine yol açan süreç, bozuk bir musluktan suyun damlamasına(ancak ters yönde) benzer.Bozuk bir muslukta su sürekli biçimde musluğun ağzında birikir fakat damla halinde düşmesi ancak yeterli ağırlığa ulaşması ile gerçekleşir.Magma da yeraltında yeterli derecede biriktiğinde ve yoğunluğu çevresindeki kaya kütlelerinden daha düşük olduğunda yukarı doğru çıkmaya başlar.Çoğu yanardağın altında (yerkabuğunun içinde ya da altında) magmanın biriktiği bir magma odası vardır.

Yanardağın Altı:
Magma odası il yanardağın yüzeyi arasında kanal ya da baca olarak adlandırılan genişlemiş çatlaklar bulunur.Bunlar bir önceki patlamalardan arta kalan katılaşmış magma ile doludur.bazı yanardağlarda, magma odasından çıkan çok sayıda baca olmak ile birlikte bunların hepsi yüzeye ulaşmayabilir.Bir bacanın açıldığı yere ağız denir.Yanardağ ağızları yuvarlak ya da ince uzun biçimde olabilir.Bazı ağızlar, krater adı verilen derin çukurların içinde bulunur.Bir püskürme sırasında, magma, biriktiği magma odasından yüzeye çıkan bacalardan birinden geçerek,yanardağın tepesindeki ağıza ulaşır ve buradan dışarı fışkırır. Bazı durumlarda ise magma ,yanardağın yamacındaki bir ağızdan çıkar.


Lav:
Püskürme sırasında yüzeye çıkan magma lav adını alır.Yanardağın yamaçlarından, lavdan oluşan bir nehir gibi akan lav akıntısının zaman soğuyup katılaşmasıyla volkanik kayalar oluşur.Çeşitli türlerde lav bulunmakla birlikte bunların tümü nerdeyse diğer mineral elementlerinin yanı sıra bir silisyum ve oksijen karışımı olan silisyum dioksit (SiO2) içerir. Lavın yoğunluğu ,içindeki silisyum dioksit oranına göre değişir.Yoğun olmayan lav bal kıvamındadır.Yoğun lav ise şekerlenmiş bal gibi koyu ve yapışkandır.Bir patlama sırasında yanardağdan farklı yoğunlukta lavlar püskürebilir.
Bir yanardağın biçimi, büyük oranda, lavın yoğunluna bağlıdır.Yoğun olmayan lav katılaşıncaya kadar daha geniş bir çevreye yayıldığından ,bu Tür lavdan oluşan yanar dağların yamaçları yumuşak eğimli olur.Kalkan biçimli olarak tanımlanan Bu yanardağlar, çoğu zaman sıcak noktalar ve yayılma sırtlarında bulunur.Bu yanardağların lavı çoğunlukla bazalttan oluşur.Yoğun lav,yüksek oranda silisyum dioksit içerir ve genellikle dalma-batma bölgelerinin üzerindeki yanardağlardan püskürür.Çok koyu olduğu için ağızdan fazla uzaklaşmadan katılaşan bu lavın oluşturduğu yanardağlar çoğu zaman koni biçimindedir.

Püskürme Tipleri:
Yanardağın püskürmeleri, lavın çıkış biçimine göre sınıflandırılır.Bu da lavın yoğunluğuna ve lavın içerdiği gazların ne kadar kolaylıkla kurtulabilmelerine bağlıdır.Yoğun olmayan lavdan kolayca kurtulabilen gazlar, yoğun lavdan ancak büyük patlamalarla kurtulabilirler.
Magma, yüzeye yaklaştıkça üzerindeki basınç azalır ve tıpkı bir gazoz şişesinin kapağı açıldığı zaman basıncın azalması sonucu gazozun içinde hava kabarcıklarının oluşması gibi volkanik gazlar magmanın içinde küçük kabarcıklar oluşturur.


Farklı püskürme tipleri:
*Hawaii tipi püskürmeler genellikle hafif şiddetedir.lavın çok akışkan olduğu ve içinde gazların kolayca kurtulduğu durumlarda bu tür püskürmeler olur.Kimi zaman magma, yanardağdan dışarı, bir fıskiyeden fışkıran su gibi çıkar.
*Stromboli tipi püskürmeler, lavın biraz daha yoğun olması durumunda görülür.Sıkışmış gazlar, yanardağ ağzının çevresine sıvı halde lav kütlerinin fışkırmasına neden olan, küçük patlamalarla açığa çıkar.
*Vulkona tipi püskürmeler, lavın daha yoğun olduğu durumlarda görülür.Sıkışmış gazlar gürültülü patlamalarla açığa çıkar ve yanardağın ağzına iri kaya parçaları ile çok miktarlarda volkanik kül püskürür.
Pilinius tipi püskürmeler, lavın çok yoğun olması durumunda görülür.Sıkışmış gazlar, çok büyük patlamalarla kurtulur.Yanardağın püskürmeleri sırasında büyük miktarlarda volkanik kül gökyüzüne fırlatılır.

Yurdumuzdaki Yanardağlar

Ağrı Dağı 5.137
Ulu Doruk (Reşko Doruğu) Cilo Dağları 4.135
Suppa Durek , Cilo Dağları 4.060
Süphan Dağı 4.058
Kaçkar Dağı 3.932
Erciyes Dağı 3.917
Karaeğri Sivrisi , Cilo Dağları 3.900
Küçük Ağrı Dağı 3.896
Maunsell Sivrisi , Cilo Dağları 3.850
Samdi Dağı , Sat Dağları 3.810
Mordağ , Hakkari Dağları 3.807
Orta Dürek , Cilo Dağları 3.770
Demirkazık Doruğu , Ala dağlar 3.756
Karakülah Doruhu , Cilo Dağları 3.750
Kaldı Doruğu , Ala dağlar 3.748
Kızılkaya Doruğu , Ala dağlar 3.725
Emler Doruğu , Ala dağlar 3.720
Verçenik Doruğu , Rize Dağları 3.711
Koca Sarp , Ala dağlar 3570
Beş Parmak , Ala dağlar 3520
Medetsiz , Bolkarlar 3514
Direk taş , Ala dağlar 3510
Güzeller , Ala dağlar 3041
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum
GÖLLERİN OLUŞUMU
- Karalarda ki çanak ve tekne gibi küçük alanlarda birikmiş sulara denir.
- Kara içerisinde ne kadar çok büyük olursa olsun, eğer denize bağlı değil ise göl olur. Göller oluşumlarına göre beş gruba ayrılır.
a) Tektonik göller : Yer hareketleri sırasındaki kırılmalar, kıvrılmalar ve epirojenik hareketler sonucu oluşur. (Hazar gölü)
b) Volkanik göller : Volkanik çanaklarda biriken suların oluşturduğu göllerdir. Bu göller sönmüş volkanların kraterlerinden oluşur.
c) Karstik göller : Çözünebilir taşlardan oluşmuş çanaklarda biriken suların oluşturduğu göllerdir. Bu göller kireç taşı ve alçı taşının olduğu yerlerde görülür (Dalmaçya)
d) Buzul ve sirk gölleri : Örtü buzulları ile dağ buzullarının oluşturduğu çanaklarda yer alan göllerdir. (İsviçre’de var)
e) Karma yapılı göller : İç ya da dış gücün etkisiyle oluşan çanak, bir başka gücün etkisiyle büyütülüp derinleştirilmesine denir. (Van gölü)
- Karma yapılı göllerin çoğu, bir çanağın önünün; dış güçler, iç güçler ve insanlar tarafından kapatılmasına set gölleri denir.
- Karma yapılı göller arasında altı gruba ayrılır;
Volkan, Akarsu, Kıyı, Heyelan, Buzul taş, Baraj gölleri gibi.
1) Tektonik-volkan set gölleri ; Bir çanağın, volkanlardan çıkan lav ve katı maddelerin kaplanması ile oluşan göllerdir. (Van gölü)
2) Akarsu set gölleri ; Akarsuların, taşıdıkları alüvyon ve tortulların bir çanağın önünü tıkaması sonucu oluşur. (Çamiçi)
3) Kıyı set gölleri ; Dalga biriktirmesi ile oluşan kıyı okların veya kordonların kıyı önünü kapatmasıyla oluşur. (B.Çekmece gölü)
4) Heyelan set gölleri ; Yer göçmeleri ve kaymaların bir çanağın önünü kapatması ile oluşur. (Tortum, Abant vb.)
5) Buzul taş set gölleri ; Buzul taşların bir çanağın önünü kapatması ile oluşur.
6) Baraj gölleri ; insanların bir vadinin önüne set yaparak oluşturduğu gölleridir.
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum
YERALTI SULARI VE KAYNAKLAR
Yağışlar sonucu yeryüzüne düşen suların bir kısmı yüzeyden akarken bir kısmıda yeraltına sızararak depolanırlar veya buralarda akış gösterirler. Bunlara Yeraltı Suları denir. Bu suların kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yerlere de Kaynak denir.
Yeraltı suyunun miktarını;
• Yağış Miktarı
• Yüzeyin Eğimi
• Bitki Örtüsü
• Zeminin Özelliği etkiler.
Alüvyal Ovalar, Karstik Araziler, Deniz ve Göl Kıyıları yeraltı suyu bakımından zengin alanlardır.
Kaynaklar
Kaynaklar yeryüzüne çıkış özelliklerine göre değişirler;
1-Yamaç Kaynakları: Dağ ve vadi yamaçlarında geçirimli tabakanın yeryüzüne çıktığı yerdir.
2- Fay Kaynakları: Yeraltı sularının Fay Çatlaklarından yeryüzüne çıktığı kaynaklardır. Bazılarının suları derinlerden geldiği için sıcak olur. Buralara Kaplıca, Ilıca veya Çermik denir.
3- Karstik Kaynaklar: Kalkerli arazilerin çatlaklarından sızan suların toplanıp yeryüzüne çıkmasıyla oluşur. Bu suların en önemli özelliği kireçli oluşlarıdır.
4- Artezyen Kaynakları: Özellikle kıvrımlı sahalardaki çanaklaşmış arazilerde 2 geçirimsiz tabaka arasında kalmış yeraltı suyunun çanağın tabanının delinmesiyle çıkan basınçlı kaynaktır.
5- Gayzer Kaynaklar: Volkanik sahalarda mağmanın etkisiyle yeraltı suyunun sıcak su ve buhar olarak dışarı çıkması ile oluşan kaynaklardır. Denizli-Sarayköy de örneğini görmek mümkündür.


YER ALTI SULARI VE KAYNAKLAR

Yağışlarla yer yüzüne inen suların geçirimli tabakadan yer altına sızarak , yer altında oluşturdukları sulara yer altı suları denir.
Yer Altı Sularının Beslenmesinde Etkili Olan Faktörler
1) Yağış miktarı,
2) Yağış türü (Kar yağışları ile beslenme fazla olur.)
3) Zeminin geçirimliliği ( alüvyal ve karstik alanlarda geçirimlilik fazladır).
4) Arazinin eğimi :eğimin az olduğu alanlarda beslenme daha fazladır.
5) Bitki örtüsü: Yüzeysel akımı engellediği için.
Taban Suyu: Alüvyal ovaların tabanında bulunurlar. Altta geçirimsiz tabaka ile
sınırlandırılmış geçirimli tabaka üzerinde biriken sulardır. Beslenme durumuna göre taban suları bazen yüzeye kadar çıkabilir. Yer altı su seviyesinin düşük olduğu alanlarda ise
kuyu açmak suretiyle bu sulardan faydalanılır.
Türkiye taban suları bakımından zengindir. Ör: Ege Bölgesinin çöküntü ovaları, Konya,Kayseri, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Bursa, Adapazarı gibi.
KAYNAKLAR
Yer altı sularının tekrar yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir.
Sularının Sıcaklığına Göre Kaynaklar 2 Grupta İncelenebilir:
A-SOĞUK SU KAYNAKLARI:
Sularını yağışlarla yeryüzünden alırlar.
Sularının sıcaklığı ve akımları yıl boyunca değişir.
1)Tabaka Kaynağı (yamaç): Geçirimli tabakların uç kısmından suların yüzeye çıktığı yerdir.
2)Vadi Kaynağı: Vadi tabanlarından çıkan kaynaklardır.
3)Karstik Kaynak (Voklüz): Kalkerli arazilerde yer yüzüne çıkan kaynaklardır. En fazla Akdeniz Bölgesinde görülür. Ör: Düden suyu

Bu kaynakların en önemli özelliği sularının bol miktarda kireç içermesidir.
4)Artezyen Kaynağı: Tekne biçimindeki iki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli
tabakaya açılan bir sondaj ile suların püskürerek yer yüzüne çıkmasıdır. Diğer
kaynaklardan ayrılan yanı beşeri faktörlerin etkisiyle yer yüzüne çıkmasıdır.

B-SICAK SU KAYNAKLARI
Sularını mağmaya yakın alanlardan alırlar.
Suları geldiği derinliğe göre sıcak veya ılıktır.
Sularının sıcaklığı yıl boyunca aynıdır.
Akım değişikliği olmaz.
Bol miktarda eriyik madde içerir.
1)Fay Kaynağı: Fay hattı boyunca yeryüzüne çıkan kaynaklardır. Halk arasında bu
kaynaklara ılıca, kaplıca,çermik, içme ve maden suları denilmektedir.

Ör: Manisa (Kurşunlu, Urganlı, Alaşehir, Demirci), Denizli (Pamukkale, Karahayıt,
Sarayköy, Buldan), Kütahya (Simav),Balıkesir (Edremit, Gönen), Sivas (Balıklı Çermik)
gibi merkezlerde vardır. Bu yerlerin ortak özelliği yer yapılarının özelliğidir.
2)Gayzer Kaynağı: Etkin haldeki volkan dağlarından değişik aralıklarla püskürerek çıkan kaynaklardır. Türkiye’de örneklerine rastlanmaz.




YER ALTI SULARI VE KAYNAKLAR
*Yağışlarla yer yüzüne inen suların geçirimli tabakadan yer altına sızarak , yer altında oluşturdukları sulara yer altı suları denir.
Yer Altı Sularının Beslenmesinde Etkili Olan Faktörler:
1) Yağış miktarı,
2) Yağış türü (Kar yağışları ile beslenme fazla olur.)
3) Zeminin geçirimliliği ( alüvyal ve karstik alanlarda geçirimlilik fazladır).
4) Arazinin eğimi :eğimin az olduğu alanlarda beslenme daha fazladır.
5) Bitki örtüsü: Yüzeysel akımı engellediği için.
Taban Suyu:Alüvyal ovaların tabanında bulunurlar. Altta geçirimsiz tabaka ile sınırlandırılmış geçirimli tabaka üzerinde biriken sulardır. Beslenme durumuna göre taban suları bazen yüzeye kadar çıkabilir. Yer altı su seviyesinin düşük olduğu alanlarda ise kuyu açmak suretiyle bu sulardan faydalanılır.
*Türkiye taban suları bakımından zengindir. Ör: Ege Bölgesinin çöküntü ovaları, Konya,Kayseri, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Bursa, Adapazarı gibi.
KAYNAKLAR: Yer altı sularının tekrar yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir.
Sularının Sıcaklığına Göre Kaynaklar 2 Grupta İncelenebilir:
A-SOĞUK SU KAYNAKLARI: *Sularını yağışlarla yeryüzünden alırlar. *Sularının sıcaklığı ve akımları yıl boyunca değişir.

1)Tabaka Kaynağı (yamaç): Geçirimli tabakların uç kısmından suların yüzeye çıktığı yerdir.
2)Vadi Kaynağı: Vadi tabanlarından çıkan kaynaklardır.
3)Karstik Kaynak (Voklüz): Kalkerli arazilerde yer yüzüne çıkan kaynaklardır. En fazla Akdeniz Bölgesinde görülür. Ör: Düden suyu
Bu kaynakların en önemli özelliği sularının bol miktarda kireç içermesidir.
4)Artezyen Kaynağı: Tekne biçimindeki iki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli tabakaya açılan bir sondaj ile suların püskürerek yer yüzüne çıkmasıdır. Diğer kaynaklardan ayrılan yanı beşeri faktörlerin etkisiyle yer yüzüne çıkmasıdır.
B-SICAK SU KAYNAKLARI
*Sularını mağmaya yakın alanlardan alırlar.
*Suları geldiği derinliğe göre sıcak veya ılıktır.
*Sularının sıcaklığı yıl boyunca aynıdır.
*Akım değişikliği olmaz.
*Bol miktarda eriyik madde içerir.
1)Fay Kaynağı:Fay hattı boyunca yeryüzüne çıkan kaynaklardır. Halk arasında bu kaynaklara ılıca, kaplıca,çermik, içme ve maden suları denilmektedir. Ör: Manisa (Kurşunlu, Urganlı, Alaşehir, Demirci), Denizli (Pamukkale, Karahayıt, Sarayköy, Buldan), Kütahya (Simav),Balıkesir (Edremit, Gönen), Sivas (Balıklı Çermik) gibi merkezlerde vardır. Bu yerlerin ortak özelliği yer yapılarının özelliğidir.
2)Gayzer Kaynağı: Etkin haldeki volkan dağlarından değişik aralıklarla püskürerek çıkan kaynaklardır. Türkiye’de örneklerine rastlanmaz.
Gönderen admin 0 yorum
JEOLOJİK DEVİRLER
1. İlk Zaman (Prekambrien)
En eski kıvrımlarla kıtaların çekirdek kısımları oluşmuştur. Zamanın sonlarında da bakteriler ve algler gibi tek hücreli canlılar ortaya çıkmıştır.
2. Birinci Zaman (Paleozoik)
Dünya’nın muhtelif bölgelerinde şiddetli kıvrımlar olmuş, kıtalar bu kıvrımların eklenmesiyle büyümüştür. Türkiye’de ve daha birçok ülkede, taşkömürü yatakları meydana gelmiştir.
3. İkinci Zaman (Mezozoik)
Jeosenklinallerde büyük ölçüde tortulaşma ve birikmeler oluşmuştur. Bu dönem, Alp kıvrımlarına hazırlık dönemidir. Bu zamanda, yerkabuğu kırıklarla parçalanarak ayrı kıtalara bölünmeye başlamış, deniz ilerlemesi sonucu karalar denizlerin altında kalmıştır.
4. Üçüncü Zaman (Neozoik)
Dünya’da ve Türkiye’de şiddetli yerkabuğu hareketleri olmuştur. Alp kıvrımları oluşmuş ve eski kıta kütlelerine eklenmiştir. Kıtalar günümüzdeki görünümlerini kazanmışlardır. Şiddetli volkanik olaylar ve depremler meydana gelmiştir.
Atlas ve Hint okyanusları ile Türkiye’nin ana yerşekilleri oluşmuştur. Linyit, petrol, tuz ve boraksit yataklarının oluşumu da bu dönemlerdedir.
5. Dördüncü Zaman (Antropozoik)
• Buzulçağı (Pleistosen): Şiddetli soğuma olmuştur. Bu nedenle Kuzeybatı Avrupa, İskandinavya, Kanada gibi karalar, buzullar altında kalmıştır. Ege Denizi ile İstanbul ve Çanakkale boğazları bu dönemde teşekkül etmiştir. İnsanın varlığı ve ilk prehistorik (tarih öncesi) kültürler bu dönemde görülmüştür.
• Buzulçağı sonrası (Postglasyal): İklim gittikçe ısınarak bugünkü şartlara geçmiştir. Şimdiki deniz seviyesine erişilmiş, İngiltere Avrupa’dan koparak bir ada durumuna gelmiştir. Avrupa kıtası bugünkü şeklini kazanmıştır. Eski uygarlıklar ortaya çıkarak gelişmiştir.
YERKÜRE’NİN YAPISI
Yeryuvarlağı, iç içe kürelerden meydana gelmiştir. Bunlara geosfer adı verilir. Geosferlerin yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır.
A. YERKABUĞU
Litosfer ya da taşküre olarak da adlandırılır. Yerküre’nin en hafif ve en ince tabakasıdır. Yeryüzünden itibaren ortalama 33 km derinliğe kadar uzanır. Yerkabuğu, bileşimleri ve yoğunlukları birbirinden farklı iki tabakadan oluşur.


1. Granitik Kabuk (Sial)
Bileşiminde silisyum ve alüminyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 2,7 – 2,8 gr/cm3 tür. Katı halde bulunur. Kalınlığı okyanus tabanlarında az iken, kıta tabanlarında fazladır.
2. Bazaltik Kabuk (Sima)
Bileşiminde silisyum ve mağnezyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 3 gr/cm3 dolayındadır. Sial’in tersine okyanus tabanlarında kalınlaşır, kıta tabanlarında incelir.
B. MANTO
Yer çekirdeğinin örtüsü durumunda olduğundan bu ad verilmiştir. Astenosfer adı da verilir. Yerküre’nin yaklaşık 33 km ile 2900 km derinlikleri arasında yer alır. Yoğunluğu yerkabuğuna oranla daha fazladır. (5 – 6 gr/cm3) Mantonun üst kısmındaki maddeler plastik özelliği gösterir. Sıvı haldeki manto malzemesine mağma denir. Mağma adı verilen akışkan manto volkan, deprem gibi olayların oluşmasına neden olan bir tabakadır. Mantonun sıcaklığı 1200 °C yi bulmaktadır. Manto, yeryuvarlağı hacminin % 80'ini kaplamaktadır.
C. ÇEKİRDEK
En kalın ve ağır olan katmandır. Barisfer adı da verilir. Mantonun altında başlar ve Dünya’nın merkezine kadar uzanır. Kalınlığı 3478 km dir. Yoğunluğu 10 gr/cm3 olan ve sıvı halde bulunan üst kısmına dış çekirdek denir. Bunun altında, yoğunluğu 13gr/cm3 olan ve katı halde bulunan iç çekirdek vardır. Dünya’nın merkezinde sıcaklık 4500 – 5000 °C yi bulmaktadır.
YERKABUĞUNU OLUŞTURAN TAŞLAR
1. Püskürük (Katılaşım) Taşlar
• İç püskürük taşlar: Mağma, her zaman yeryüzüne kadar çıkamaz. Bazen yerkabuğunun belirli yerlerine sokularak katılaşır. Soğuma yavaş olduğundan iri kristalli olurlar. Bu taşlara örnek olarak granit ve siyanit verilebilir.
• Dış püskürük taşlar: Mağmanın yeryüzünde soğuyup katılaşması sonucunda oluşur. Soğuma hızlı olduğundan kristalleşme ya hiç olmaz, ya da çok az olur. Bu taşlara örnek olarak andezit ve bazalt verilebilir.
2. Tortul (Sediment) Taşlar
• Kimyasal tortul taşlar: Sularda erimiş halde bulunan maddelerin kimyasal yollarla çökelmesi sonucunda oluşurlar. Kireçtaşı (kalker), traverten, kayatuzu, jips (alçı taşı) ve dolomit kimyasal tortul taşlardandır.
• Organik tortul taşlar: Canlı kalıntılarının üst üste birikerek katılaşması sonucu oluşurlar. Turba, linyit, taşkömürü, antrasit ve mercan kalkerleri organik tortul taşlardandır.
• Mekanik (klastik veya kırıntılı) tortul taşlar: Akarsular, rüzgârlar ve buzullar gibi dış kuvvetlerin aşındırdığı materyalleri taşıması ve çukur alanlarda biriktirmesi sonucu oluşurlar. Kiltaşı, kumtaşı (Gre), buzultaşı (moren) ve konglomera kırıntılı tortul taşlardandır.
3. Başkalaşım (Metamorfik) Taşlar
Püskürük ve tortul taşların, aşırı sıcaklık ve basınç altında kalarak değişime uğramasıyla oluşurlar. Bu tür taşlar, eski özelliklerini kaybederek yeni özellikler kazanırlar. Mermer, killi şist, kristalli şist, gnays ve kuvars başkalaşım taşlarının en yaygın olanıdır.
İÇ KUVVETLER
A. DAĞOLUŞUMU HAREKETLERİ (OROJENEZ)
1. Kıvrılma
Akarsular, rüzgârlar ve buzullar gibi dış kuvvetlerin aşındırdığı maddeler, yer kabuğunun büyük çukurluklarında biriktirilir. Bu çukurluklara jeosenklinal adı verilir.
Jeosenklinallerde biriktirilen tortul maddeler, çeşitli yan basınçlara uğrarlarsa kıvrılarak deniz yüzeyine çıkarlar. Böylece yeryüzünün büyük kıvrım dağları oluşmuş olur. Kıvrılma sonucunda yüksekte kalan kesimlere antiklinal, alçakta kalan kesimlere de senklinal denir.

Avrupa’da Alp’ler, Asya’da Himalaya’lar, Türkiye’de Toros ve Kuzey Anadolu Dağları bu tür hareketlerle meydana gelmişlerdir.
2. Kırılma
Yer kabuğunun eskiden beri kara haline geçmiş, katılaşmış kısımları, yan basınçlara uğradığı zaman bükülüp katlanamazlar. Bu nedenle, bu gibi yerlerde kıvrılmalar yerine kırıklar meydana gelir. Kırıkların iki yanındaki kısım birbirine göre yer değiştirirse, bu özellikteki kırığa fay denir. Kırılma sonucunda yüksekte kalan kesimlere horst, alçakta kalan kesimlere de graben denir.

Türkiye’de, en yaygın horst ve graben sistemi Ege Bölgesi’nde bulunmaktadır.
TÜRKİYE'DEKİ FAY HATLARI

Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF): Saroz Körfezi’nden başlar, Marmara Denizi, Sapanca Gölü, Adapazarı, Tosya ve Erzincan üzerinden Van Gölü kuzeyine kadar uzanır.
Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF): Hatay grabeninden başlar, K. Maraş, Adıyaman, Malatya ve Elazığ ovalarından geçerek Bingöl’e kadar sokulur.
Batı Anadolu Fay Hattı (BAF): Ege Bölgesi’nde, kuzeyden güneye doğru uzanan çok sayıdaki fay hatlarından oluşur.
Fay hatları, yer kabuğunun zayıf ve hareket halindeki bölgeleridir. Volkanik sahalar, genç kıvrım dağları ve deprem alanlarının uzanışı fay hatlarıyla paralellik gösterir.
B. KITA OLUŞUMU HAREKETLERİ (EPİROJENEZ)
Kara ve denizlerde düşey doğrultudaki alçalma yükselme hareketlerine epirojenez denir. Başka bir ifade ile, yer kabuğunun geniş alanlı yaylanma hareketleridir.
Farklı yoğunluktaki yer kabuğu parçaları manto üzerinde dengeli bir biçimde dururlar. Bu olaya izostazi, dengeye ise izostatik denge denir. Herhangi bir yerde epirojenez olayının olabilmesi için, izostatik dengenin bozulması gereklidir. İzostatik dengeyi bozan olaylar şunlardır:
• İklim değişiklikleri
• Yeni bir dağ oluşumu
• Engebeli yüksek yerlerin fazla aşınması
• Deniz çukurluklarında tortulanmanın fazla olması
İzostatik dengeyi bozan yukarıdaki olaylar sonucu karalar hafiflemekte ve yükselmektedir. Karalar yükselince deniz seviyesi gerilemekte, deniz altındaki alanlar kara haline gelmektedir. Bu şekilde, deniz seviyesinin alçalması olayına regresyon denir.
Karalardaki, lâvlar, birikmeler, buzullaşma, vb. olaylar sonucunda da karaların yükü artmakta ve ağırlaşarak ya da iç kuvvetlerin etkisiyle çökmektedir.
Bu alçalma sonucunda denizler karalara doğru ilerlemekte ve kara parçaları sular altında kalmaktadır. Bu şekilde, deniz seviyesinin yükselmesi olayına da transgresyon adı verilir.
Epirojenik hareketlere örnek olarak, İskandinav Yarımadası ve Kanada verilebilir. Buzul çağında buralarda 1 – 2 km kalınlığında bir buz tabakası vardı. Sonradan buzullar eriyince, karaların üzerindeki yük azaldı ve mağmaya doğru gömülen bu kara parçaları tekrar yükselmeye başladı. Bu yükselme, günümüzde de yavaş yavaş devam etmektedir.
Epirojenik hareketler, Türkiye’de de olmaktadır. Anadolu milyonlarca yıldır yükselmekte, buna karşılık Karadeniz ve Doğu Akdeniz havzaları çökmektedir. Buna bağlı olarak, Çukurova Havzası ile Ergene Ovası hızlı bir çökme içine girmişler ve tortulanma alanı olmuşlardır.
C. VOLKANİK HAREKETLER (VOLKANİZMA)
Yer’in derinliklerinde bulunan mağmanın, yerkabuğunun zayıf kısımlarından yeryüzüne doğru yükselmesine volkanizma denir.
Katı, sıvı ya da gaz halindeki maddelerin yeryüzüne çıktığı yere volkan ya da yanardağ, bu maddelerin çıkışına da püskürme denir. Püskürdüğü bilinen volkanlar etkin volkanlar, püskürdüğü bilinmeyen volkanlar da sönmüş volkanlar olarak adlandırılır.

Volkanlardan çıkan akışkan maddelere lav, katı maddelere de volkan tüfü (proklastik maddeler) denir. Lavların ve tüflerin yeryüzüne çıkmak için izledikleri yola volkan bacası adı verilir. Yüzeye çıkan lav ve tüfün oluşturduğu yer şekline volkan konisi, koninin tepe kısmındaki çukur kısmına da volkan ağzı (krater) denilmektedir.
Kraterlerin patlamalar ya da çökmelerle genişlemiş şekillerine kaldera denir. Kalderalar kraterlere göre daha dik yamaçlıdırlar ve genişlikleri derinliklerine oranla daha fazladır.
Volkanların şekli ve püskürme özellikleri çıkardıkları maddelere göre değişir. Volkanik etkinlikler bazen yalnızca gaz patlaması şeklindedir. Bu durumda patlama çukurları oluşur. İç Anadolu’da Karapınar ve Nevşehir dolaylarında bu tür patlama çukurları yaygındır.
Bu patlama çukurları maar olarak adlandırılır. Maarlar, volkanik faaliyetlerin yeni başladığı veya sona erdiği yerlerde daha çok görülürler.
Türkiye’deki Volkanik Sahalar
• Doğu Anadolu Bölgesi’nde; Büyük Ağrı, Küçük Ağrı, Süphan, Tendürek ve Nemrut dağları
• İç Anadolu Bölgesi’nde; Erciyes, Hasandağı, Melendiz, Karadağ, Karacadağ ve Karapınar çevresi
• Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde; Karacadağ
• Kuzeybatı Anadolu’da; Köroğlu Dağları
• Akdeniz Bölgesi’nde; Hatay yakınında Hassa çevresi
• Ege Bölgesi’nde; Kula (Manisa) çevresi
D. SEİZMA HAREKETLERİ (DEPREMLER)
Yerkabuğundaki herhangi bir sarsıntının, çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki hareketine deprem denir.
1. Volkanik depremler
Volkanik püskürmeler esnasında görülen ve etki alanları dar olan depremlerdir.
2. Çöküntü (Göçme) depremleri
Kayatuzu, jips, kalker gibi kolay eriyebilen karstik sahalarda, zamanla yer altında büyük boşluklar oluşur. Bu boşlukların üstü bir müddet sonra çökerse sarsıntılar oluşur. Etki alanları en dar olan depremler bunlardır.
3. Tektonik (Dislokasyon) depremler
Yer kabuğunun derinliklerinde basınç ve gerilimler sonucu, katmanların yer değiştirme, oynama ve kırılma gibi hareketlerinin ortaya çıkardığı sarsıntılardır. Etki alanları en geniş olan ve en çok hasara neden olan depremler bunlardır.
Depremin, yerin içinde oluştuğu kısmına iç merkez (hiposantr) denir. Depremin yeryüzüne en kısa yoldan ulaştığı yere de dış merkez (episantr) denir. Deprem bilimi sismoloji, deprem şiddetini ölçen alet de sismograf olarak adlandırılır.
Depremlerin ne kadar kuvvetli olduğunu belirlemek için iki türlü ölçek kullanılır.
• Richter (Rihter) ölçeği
• Mercalli - Sieberg ölçeği (Şiddet Iskalası)
Mercalli - Sieberg ölçeği sarsıntının yol açtığı zarar ve değişikliklere göre düzenlenmiştir. Richter ölçeği ise, iç merkezde depremle boşalan enerjinin ölçülmesi esasına dayanır. Deprem sırasında boşalan bu enerjiye depremin büyüklüğü (magnitüdü) denir.
Yeryüzündeki en sık ve en şiddetli deprem kuşakları, ana çizgileriyle, genç kıvrımlı dağlar kuşağına ve Dünya’nın başlıca kırıklı alanlarına tekabül etmektedir.
Pasifik Okyanusu, Japonya çevresi, Antil Adaları, Doğu Hint Adaları, Akdeniz çevresi ve Amerika kıtalarının batı kesimleri yeryüzünde depremlerin en çok olduğu alanlardır. Buna karşılık, eski jeolojik devirlerde oluşan Doğu Avrupa, Kanada, Sibirya, Grönland Adası, Avustralya ve İskandinav Yarımadası’nda hemen hemen hiç deprem olmamaktadır.
Türkiye’deki Deprem Alanları

Türkiye nüfusunun % 60'a yakını, faal olan ve zarar verebilen deprem alanları üzerinde yerleşmiştir.
Daha önce görülen Erzurum, Erzincan, Van, Bolu, Çankırı, Tokat, Adapazarı, Kütahya, Burdur, Lice, Bingöl, Dinar, Ceyhan, Gölcük ve Düzce depremlerinin büyük oranda can ve mal kaybına neden olmasında, bu kentlerin fay hatları üzerinde yer almalarının önemli rolü olmuştur.
Konya Ovası, Karaman, Mersin (Taşeli Plâtosu çevresi), Ergene Havzası ve Mardin Eşiği deprem bakımından tehlikesi az olan yerlerdir.
Depremlerden korunmak ve etkisini azaltmak için,
• Kırık (fay) hatlarından uzak, sağlam zeminlere yerleşmek,
• Mümkün olduğunca ovalarda yerleşmemek,
• Depreme dayanıklı binalar inşa etmek,
• Halkı, depremde alınacak sivil savunma önlemleri konusunda eğitmek, vb. önlemler gereklidir.
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum
DÜNYA’NIN EKSEN EĞİKLİĞİ VE SONUÇLARI
Dünya’nın eksen eğikliğinin anlaşılabilmesi için şu terimlerin bilinmesi gerekmektedir.
1. Ekliptik Düzlem (Yörünge Düzlemi): Dünya’nın Güneş etrafında izlediği yola Ekliptik Düzlem denir.
2. Ekliptik Eksen (Yörünge Ekseni): Ekliptik düzlemi dik kestiği kabul edilen hayali çizgiye Ekliptik Eksen denir.
3. Dünya’nın Ekseni: Kutuplardan ve yerin merkezinden geçtiği kabul edilen hayali çizgiye Dünya’nın Ekseni denir.
4. Ekvator Düzlemi: Dünya’yı iki eşit parçaya bölen hayali çizginin meydana getirdiği düzleme Ekvator Düzlemi denir.

Ekliptik eksen ile Dünya’nın ekseni birbiri ile çakışmaz aralarında 23° 27’ lık bir eğiklik vardır. Bu eğikliğe Dünya’nın Eksen Eğikliği adı verilir.

Eksen eğikliği, Dünya’nın hem kendi ekseni hem de Güneş etrafındaki hareketiyle hiçbir zaman değişmez. Sade-ce ekinoks tarihlerinde etkisi ortadan kalkar.

Eksen Eğikliğinin Sonuçları:
1. Mevsimlerin oluşmasına neden olur.
2. Bir noktaya düşen güneş ışınları yıl içerisinde değişir.
3. Bir noktaya dikilen çubuğun gölge boyu yıl içinde değişir.
4. Dönenceler ve Kutup Daireleri oluşur.
5. Kuzey ve Güney yarım kürelerde aynı anda farklı mevsimler yaşanır.
6. Aydınlanma dairesi sürekli yer değiştirir.
7. Gece ve gündüz süreleri uzayıp kısalır.
8. Mevsimlik sıcaklık ve basınç farkları oluşur.
9. Matematik iklim kuşakları meydana gelir.
10. Güneşin doğuş-batış saati ve yeri değişir.

Dünyanın Eksen Eğikliği İle İlgili İhtimaller:
a. Eksen Eğikliği Olmasaydı:
1. Güneş ışınları daima ekvatora dik açıyla gelirdi ve bu durum hiçbir zaman değişmezdi.
2. Mevsimler ortadan kalkardı.
3. Yıllık sıcaklık farkı meydana gelmezdi.
4. Aydınlanma çizgisi daima kutuplardan geçerdi.

5. Daima gece gündüz eşitliği yaşanırdı.
6. Güneşin doğuş batış yer ve saati değişmezdi.
7. Güneş ışınlarının öğle vakti gelme açıları değişmezdi.
8. Kutuplarda alaca karanlık yaşanırdı.
9. Dönenceler ve Kutup Daireleri ortadan kalkardı.
10. Matematik İklim kuşakları ortadan kalkardı.
11. Bitki ve hayvan türleri azalırdı.

b. Eksen Eğikliği 23° 27’ dan Fazla Olsaydı (33°):
1. Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği saha genişlerdi.
2. Dönenceler 33° ve kutup daireleri 57° enlemlerinden geçerdi.
3. Kutup ve Ekvatoral kuşak genişler Orta kuşak daralırdı.
4. Güneş ışınlarının gelme açıları ve gölge boyları daha fazla değişirdi.
5. Yıllık sıcaklık farkları artardı.
6. Gece ile gündüz arasındaki fark artardı.
7. Ekvatoral Kuşakta sıcaklık değerleri azalırken, Kutup Kuşağında artardı. Orta Kuşakta ise yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuk olurdu.
8. Aydınlanma çizgisi daha fazla yer değiştirirdi.

c. Eksen Eğikliği 23° 27’ dan Az Olsaydı (15°):
1. Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği saha daralırdı.
2. Dönenceler 15° ve kutup daireleri 75° enlemlerinden geçerdi.
3. Kutup ve Ekvatoral kuşak daralır, Orta kuşak genişlerdi.
4. Güneş ışınlarının gelme açıları ve gölge boyları daha az değişirdi.
5. Yıllık sıcaklık farkları azalırdı.
6. Gece ile gündüz arasındaki fark azalırdı.
7. Ekvatoral Kuşakta sıcaklık değerleri yükselirken, Kutup Kuşağında düşerdi. Orta Kuşakta ise yazlar daha serin, kışlar daha ılık olurdu.
8. Aydınlanma çizgisi daha az yer değiştirirdi.
Gönderen admin 0 yorum
ÜNLÜ COĞRAFYACILAR



EVLİYA ÇELEBİ: (1611 � 1682)

Evliya Çelebi, 1611 � 1682 ayılları arasında yaşamış ünlü bir seyyahtır. Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde gezip gördüğü yerlerin sosyal ve ekonomik durumunu, ilgi çekici özellikleriyle dile getirmiştir. Kent yaşamı ve ülke ekonomisine katkı sağlayan unsurlar ayrıntılı biçimde anlatılmıştır. Seyahatname insanlarla ilgili bilgiler yanında, yörenin evlerinden, cami, mescid, çeşme, han, saray, konak, hamam, kilise, manastır, kule, kale, sur, yol, havra gibi değişik yapılarından da söz eder. Bunların yapılış yıllarını, onarımlarını, yapanı, yaptıranı, onaranı anlatır. Yapının çevresinden, çevrenin havasından, suyundan söz eder. Seyahatname değişik yöre insanlarının yaşama biçimlerini, davranışlarını, tarımla ilgili çalışmalarını, ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Gezilen yörenin yönetiminden, ileri gelen ünlü kişilerinden, şairlerinden, oyuncularından, çeşitli kademelerdeki görevlilerinden ayrıntılı biçimde söz edilmektedir. Seyahatname döneme ilişkin ekonomik ve sosyal yaşama ait bilgiler nedeniyle önemli bir coğrafya kaynağı durumundadır.
PİRİ REİS: (1470 -1554)

KİTAB-I BAHRİYE
Piri Reis bir kartograf, deniz bilimleri uzmanı ve denizcilik tarihine büyük katkılarda bulunmuş bir kaptandır. Piri Reis, Gelibolu'da doğmuştur. On yaşlarına geldiğinde, dönemin bütün Akdeniz'de nam salmış ünlü korsanı olan, sonradan devlet hizmetine giren amcası Kemal Reis'in seferlerine katılmaya başlamıştır. Amcasının ölümünden sonra, Gelibolu'ya yerleşti. 513 tarihinde ilk dünya haritasını çizdi. Atlas Okyanusu, İber Yarımadası, Afrika'nın batısı ile yenidünya Amerika'nın doğu kıyılarını kapsayan üçte birlik parça, bu haritanın elde bulunan bölümüdür. Çizimde Batı Avrupa, Batı Afrika ve Güney Amerika'nın doğusu kolayca tanınabilir. Bu haritayı dünya çapında önemli hale getiren yönü, hala bulunamamış olan Amerika haritasındaki bilgileri içeriyor olmasıdır. Derlediği denizcilik notlarını Kitab-ı Bahriye'de bir araya getirdi.1528'de de ikinci dünya haritasını çizdi. Gerçek anlamda haritacılık Piri Reis'le başlar. Kitab-ı Bahriye önemli bir denizcilik eseri olarak hala önemini korumaktadır. Dünya haritası ve Kuzey Amerika haritasının çizimlerindeki isabet ve projeksiyon sistemindeki mükemmellik, tüm dünyada büyük hayranlık ve hayret uyandırmaktadır. Dönemin Basra valisi Kubat Paşa ve Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa'nın politik amaçlarından dolayı çeşitli suçlamalara maruz bırakılarak 1554�te idam edildi.
BİRUNİ: (978 � 1048)
El-Kanun El-Maksudi

11. Yüzyıla damgasını vurmuş büyük Türk bilgini olan Biruni Batı Harezm�in başkenti Kas' da 978 yılında doğmuş ve 1048 yılında Gazne' de ölmüştür. Güneşin ve gezegenlerin eğimleri üzerinde durmuştur. Dünya ekseninin eğikliğini 23º 27� bularak gerçek değerine (23º 26,7�) çok yakın bir sayı bulmuştur. Dünyanın çapını da ilk olarak Biruni gerçeğe çok yakın bir değer olan R=6425,7 km olarak bulmuştur.(Gerçek değer 6376 km dir). Jeodeziyle ilgili temel bilgiler verdiği için bu bilimin kurucusu sayılmaktadır. Ayrıca, madenlerin yoğunluklarını az bir hata ile bulmuştur Yerçekimi kanunu üstüne, ilk defa fikir ortaya atıp incelemelerde bulunmuştur. Biruni hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktadır. İlk yoğunluk ölçme âletini, icat etmiştir. Birûnî, önce yoğunluğunu bulmak istediği elementi terazide dikkatlice ölçer, sonra su dolu konik âlete koyar, elementin konideki açılmış özel delikten taşırdığı suyu alır ve ölçer, sonra iki ağırlığı oranlardı. Yani elementin salt ağırlığı ile taşırdığı suyun ağırlığının oranı, Birûni�ye göre, o elementin yoğunluğudur. Bugünkü modern yoğunluk bulma metodu ve âleti, Birûni'nin metodu ve âletinin daha geliştirilmiş bir şeklidir.
TALES: (M.Ö. 636 � 546)

Ege kıyısında bulunan Milet'te doğmuştur. İlk büyük astronomi bilginlerindendir. İÖ 28 Mayıs 585'te güneş tutulmasını önceden hesapladı. Ay ve Güneş tutulmalarının zamanını önceden saptamayı başarmış, ama tutulmaların nasıl gerçekleştiğini açıklayamamıştı. Dünya�yı oluşturan temel yapı maddesinin su olduğunu öne sürdü. Thales yeryüzünün kocaman bir ada gibi büyük bir okyanusun üzerinde yüzdüğünü yer sarsıntılarının adanın zaman zaman titremesinden kaynaklandığından sanıyordu. Thales, Dünya'nın okyanuslar üzerinde yüzen bir disk biçiminde olduğunu ve yuvarlak olduğunu savunmuştur. Dünya�nın, Evren�in merkezinde bulunduğunu; akıntılarıyla depremleri ve su kaynaklarını oluşturan bir su kütlesi içerdiğini kabul etti.
COPERNİCUS: (1473�1543)

Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine
Polonya'da doğdu. Hukuk ve tıp öğrenimi görmüş, eğitimini tamamladıktan sonra papaz olarak atanmıştır. Copernik modern astronominin kurucusu olarak bilinir. De Revolutionibus (Gökyüzü Kürelerinin Dönmesi) adlı eserinde dünyanın kendi ekseni etrafında günde bir kere, güneşin etrafında yılda bir kere döndüğünü savunmaktadır(1530). Bu dönemde batı dünyası evrenin gerisinde hiçbir şey olmayan kapalı ve küresel bir yapıda olduğuna inanmaktaydı. Bu düşünceye göre dünya; sabit, hareketsiz ve evrenin merkezine konumlandırılmış güneş dahil her şey onun etrafında dönmekte idi. Copernik Gök Kürelerinin Hareketi adlı kitabında Güneş'in evrenin merkezinde bulunduğunu ve Yer'in bir gezegen gibi, Güneş'in çevresinde dolandığını savunmuştur. Copernicus'a göre Gezegenleri taşıyan göksel küreler, dünyanın değil, güneşin etrafında dönüyordu. Dünya merkezde değildir ve sabit de değildir. Yıllık ve günlük dönüşler sergiler.
ALFRED WEGENER: (1880 � 1930)

Alman yerbilimcidir. Kıtaların kayması kuramını ilk kez ortaya attı. Wegener, başlangıçta tüm kıtaların Pangea adında tek bir kıta olduğunu, sonradan parçalanıp dağılarak zamanla günümüzdeki yerlerine ulaştığını ileri sürdü. Bu teoriyi ve teorinin temellerini ��Kıtaların ve Okyanusların Oluşumu��adlı eserinde anlatmıştır.

AMASYALI STRABON: (M.Ö.58-M.S.21)

Amasya'da doğmuş ve burada ölmüştür. Eski Çağ�da Roma Devri�nin en büyük coğrafyacısı olarak kabul edilmektedir. Dünyanın ilk coğrafyacısı olarak kabul edilmektedir. Sardunya ve Etiyopya'nın sınırlarına kadar seyahat ettiği söylenmektedir. Tarih, coğrafya ve felsefe konularında çalışmış, bilgi toplamış ve eserlerini yazmıştır. Ünlü eseri Geographika "Coğrafya" seyahat gözlemlerini ve dünyanın coğrafi yapısına ilişkin düşüncelerini içermektedir. Eser, ülkemizin tarihi coğrafyası ve arkeolojisi açısından önemli bir kaynak durumundadır.
BATLAMYUS(PTOLEMAİOS-PİTOLEME):

BATLAMYUS'UN DÜNYA HARİTASI ALMAGEST
Yunanca adı Ptolemaios'tur, ama harf uyuşmazlığı nedeniyle Ortaçağ İslâm Dünyası'nda Batlamyus diye tanınmıştır. Batlamyus astronomi, matematik, coğrafya ve optik alanlarına katkılar yapmıştır; ancak en çok astronomideki çalışmalarıyla tanınır. Mısır'ın İskenderiye kentinde yaşadı. Dünya'nın evrenin merkezinde hareketsiz durduğuna ve yıldızların Dünya'nın çevresinde dairesel yörüngeler çizerek döndüğüne inanıyordu. Batlamyus'a göre, Güneş'in ve gezegenlerin Dünya'nın çevresinde dolanırken çizdikleri bu yörüngeler basit birer çember olamazdı; çünkü gezegenler arada bir yörüngeleri üzerinde geriye dönüyormuş gibi görünüyordu. Batlamyus bunu açıklamak için " ilmek " kavramını ortaya attı. Bu karmaşık sisteme göre her gezegen, Dünya'yı merkez alan büyük bir çemberin çevresinde daha küçük çemberler çizerek dolanıyordu. Aynı zamanda küçük çemberlerin merkezleri büyük çemberin üstünde batıdan doğuya doğru kayarak ilerlediği için ilmek denen eğriler çiziyordu. Batlamyus astronomi bilgilerinin sentezini yapmış savunduğu evren modelini Mathematike Syntaxis (Matematik Sentezi) adlı kitabında açıkladı. Batlamyus'un çalışmalarını kendi incelemeleriyle geliştiren Araplar, bu kitabı el-Mecisti adıyla Arapça'ya çevirdiler. Arapça'dan Latince'ye çevrilirken Almagest olarak adlandırılmıştır. Bu nedenle Batı dünyasında Almagest adıyla tanınmaktadır.
ALMAGEST, 13 kitaptan oluşur. Büyük oranda, Eratosthenes, Hiparkhos, Strabon ve Marinos'un fikirlerinden yararlanıldığı görülmektedir.
1.KİTAP: Kanıtlarıyla birlikte yermerkezinin ana çizgilerini,
2.KİTAP: Küresel trigonometri bilgilerini,
3. KİTAP: Güneş'in hareketini ve yıllık süreyi,
4.KİTAP: Ay'ın hareketini ve aylık süreyi ele almaktadır,
5.KİTAP: Ay�ın ve Güneş'in mesafelerini ele almıştır,
6.KİTAP: Gezegenlerin karşılaşmalarını inceler. Bu bölümde Güneş ve Ay tutulmaları ele alınmaktadır,
7.ve 8. KİTAPLAR durağan yıldızlarla ilgilidir, presesyon tartışmasını (Dünya'nın dönme ekseninin, tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde çok yavaş olarak dönmesi ve dönüşünde oluşan sapmayla sağladığı tam bir dönüşün süresidir), Ptolemaios'un durağan yıldızlar katalogunu ve bir gök küresi âleti yapabilmek için gerekli olan yöntem bilgisini içerir. Geriye kalan beş kitap ise devingen (hareketli, dinamik) gezegenlerin hareketlerini konu almıştır.
ERATOSTHENES: (M.Ö. 276 � 195)

Geographika
Uzun yıllar İskenderiye Kütüphanesi'nin yöneticiliğini yaptı. Dünya�nın düz değil yuvarlak olduğunu ileri savunmuş, gezegenimizin çevresini de hesaplamaya çalışmıştır. İskenderiye'nin güney doğusundaki Syene'de (Assuan), yaz gündönümünde Güneş ışınlarının öğle vaktinde dikey düştüğünü bildiği için, bu deneyi aynı tarihte İskenderiye'de yaptı ve ışınların dikeyden 7 derece saptığını buldu. "Assuan ile İskenderiye arasındaki 840 kilometrelik uzunluğa 7 derecelik bir açı düşerse, 360 derecelik bir açıya kaç kilometre düşer?" sorusundan yola çıkarak Dünya'nın çevresinin 42 bin 352 kilometre olduğunu hesapladı. Bilim adamı olduğu kadar ozan olarak ta tanınmıştır. Asıl olarak bir matematik coğrafyacı�dır. İskenderiye�de kurduğu coğrafya ekolüne, İskenderiye Ekolü adı verilmektedir.
*Coğrafya biliminin adını koymuştur.
*Bölgesel coğrafyanın gelişmesini sağlamıştır.
*Dünya�nın Ekvator üzerindeki çevre uzunluğunu ve 10� lik meridyen yayını hesapladı.
HUMBOLT1769�1859)

Friedrich Wilhelm Heinrich Alexander Humboldt, 14 Eylül 1769�da Berlin�de doğdu. Bilgi�nin, ancak doğayla insan arasında deneysel bir ortaklık kurmakla mümkün olduğunu savundu. Fiziksel Coğrafya�nın, Biyocoğrafya�nın Klimatoloji�nin, Okyanus biliminin kurucusu, doğa bilgini ve yorulmaz bir kâşif olarak kabul edilmektedir. Gezileri�nden topladığı bilgilerle meydana getirdiği eserler, çağdaş bilimsel keşifler döneminin başlangıcı sayılmaktadır. Güney Amerika�nın batı kıyısı�ndaki Humboldt akıntısı (Peru akıntısı) onun adını taşımaktadır. Dağ (yükselti) tutması�nın, aşırı yüksekliklerdeki düşük basınçlı havada oksijen miktarının az olmasından kaynaklandığını tespit etti. Gündüz ve gece sıcaklıkları ölçümlerine ve başka meterolojik gözlem ve ölçüm kayıtlarına dayanarak bölgelerin izoterm (eşsıcaklık eğrisi) ve izobar (eşbasınç eğrisi) hava haritalarını çıkardı. Bu alandaki çalışmalarıyla karşılaştırmalı iklimbiliminin temellerini attı. Bölgelerin coğrafi yapılarıyla bitki örtüsü ve hayvan varlığı arasındaki ilişkiler üzerine çalışmalar yaptı. And yanardağlarına ilişkin araştırmalarından yola çıkarak, püskürme kuvvetlerinin yerkabuğunun oluşumu üzerinde etkili olduğu ortaya koydu. Bu çalışmasıyla, yer yüzeyinin başlangıçta tümüyle sıvı haldeyken, tortullaşma sonucunda bugünkü yapısını kazandığını savunan görüşleri çürüttü. Magnetik fırtınalar (yer�in jeomagnetik alanındaki ani dalgalanmalar) üzerine araştırmalar yaparak, Avustralya ve Yeni Zellanda�da bu amaçla sürekli çalışacak gözlemevleri kurmuştur. Bu çalışma sonucunda atmosferde görülen magnetik fırtınalar ile güneş lekeleri arasındaki ilişkileri ortaya koydu. Kosmos adlı eserinde, o dönemde evrenin yapısına ilişkin olarak bilinen bütün verileri bilimin hizmetine sundu.
Fiziki coğrafya açısından katkıları şu şekilde sıralanabilir:
1.Coğrafi çalışmalarda gezi-gözlem ilkesini ortaya koymuştur.
2.Coğrafya araştırmalarında temel prensipler olan ilişki, dağılış ve sebep-sonuç ilkelerini ortaya koymuştur.
3.İzoterm (eş sıcaklık eğrisi), izohips ( eş yükselti eğrisi), izobat (eş derinlik eğrisi), profil ve kesit gibi yardımcı görsel materyalleri kazandırmıştır
ARİSTO: (İÖ 384-İÖ 322)
POLİTİKA




Aristoteles, mantık biliminin kurucusu olarak kabul edilir.13 yaşındaki Büyük İskender'e öğretmenlik yapmıştır. Dünyanın yuvarlak olduğu görüşünü rasyonel olarak ortaya koyan ilk bilim adamıdır. Bu düşünceye ay tutulması sırasında dünyanın ay üzerine düşen gölgesinin dairesel olduğu varsayımından yola çıkarak ulaşmıştır.
KEPLER: (1571- 1630)

Johannes Kepler, Güneş Sistemi için yeni bir model geliştirdi. Kepler gezegenlerin hareketini üç temel yasaya dayandırmıştır. Bunlardan ilk ikisini 1609'da, üçüncüsünü ise 1618'de açıklamıştır.
1. Yörüngeler yasası: Gezegenler Güneş'in çevresinde çember değil, hafifçe basık elips biçiminde yörüngeler çizerek dolanır; Güneş de bu elipsin odaklarından birinde yer alır.
2. Alanlar yasası: Bir gezegenin dönme hızı, yörünge üzerinde bulunduğu noktaya bağlı olarak değişir; gezegenlerin hareketi Güneş'e en yakın oldukları noktada (günberi noktası) en hızlı, en uzak oldukları noktada (günöte noktası) en yavaştır.
3. Dolanım süreleri yasası: İki gezegenin dolanım sürelerinin karelerinin birbirine oranı ile bu gezegenlerin Güneş'e olan ortalama uzaklıklarının küplerinin birbirine oranının eşit olduğunu belirtir. Bu yasaya göre, gezegenlerden birinin Güneş'e olan ortalama uzaklığı ve dolanım süresi ile ikinci bir gezegenin dolanım süresi bilinirse, bu gezegenin Güneş'e olan ortalama uzaklığı hesaplanabilir. Bu üç temel yasa Newton�un evrensel kütle çekimi yasasını bulmasında büyük rol oynamıştır.
GALİLEİ(LE OPERA Dİ GALİLEO GALİLEİ)1564�1642)

Yıldızların Habercisi
Yaptığı teleskoplarla, mercek yüzeylerinin eğrilik derecesini denetlemek amacıyla geliştirdiği yöntem sayesinde, astronomi gözlemlerinde kullanılabilecek ilk teleskopları yaptı. Astronomi alanındaki bulgularını Sidereus Nuncius (yıldızların habercisi) adıyla yayımladı
ARKHİMEDES: ( İÖ 290*280 - İÖ 212* 211)

Arkhimedes, ilkçağda önemli bir astronomi bilgini olarakta tanındı. Çeşitli, gökcisimlerinin yerden uzaklığı ile ilgili olarak bazı sonuçlara ulaştı. Arkhimedes, ününü kendi adını taşıyan burgu ve biri yıldızların konumunu diğeri Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin hareketini gösteren iki astronomi küresi gibi buluşlarına borçludur.
HEREDOTOS: (İÖ 440�425).Tarihin babası olarak kabul edilen Heredot, aynı zamanda coğrafya biliminin gelişmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. Trakya, Anadolu ve Asya ülkelerine geziler yapmıştır. Dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyordu. Çizdiği dünya haritasında, Avrupa'yı, Asya ve Afrika'dan daha uzun göstermiş, Asya'nın doğusu, Avrupa'nın kuzeyini ihmal etmiş, Hindistan çizimi konusunda hatalar yapmıştır. Ancak bu hatalara rağmen dönemin bilgileri açısından önemli bir çalışma olarak kabul edilmektedir. Heredot�un ortaya koyduğu en önemli gerçek diğer coğrafyacılardan farklı olarak Hazar denizinin bir iç deniz olduğunu ve Afrika'nın bir denizle çevrili olduğunu belirlemiş olmasıdır.
PİSAGOR (PYTHAGORAS) MÖ 596�500

İngiltere�de doğdu. 1669 yılında Cambridge�de Matematik Profesörü oldu. Dünya ile bütün nesneler arasında, onları birbirine çeken bir güç olduğunu, Dünya�nın tüm nesneleri yer çekimi gücüyle kendine çektiğini buldu. Gezegenlerin uzayda nasıl devindiği gibi bir sorunu çözecek duruma gelmişti. Gezegenlerinde çekim gücü nedeniyle Güneşin çevresine çekildiklerini gösterdi ve Kepler Yasalarını kanıtladı. Yaptığı deneylerle Güneş ışığının beyaz olmadığını; menekşe, çivit, mavi, yeşil, sarı, portakal, kırmızı renklerin bir karışımı olduğunu kanıtladı. Çalışmalarını 1687�de Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri (Prlncipla) adıyla yayımladı. Hayatı hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Sisam adasında okumuş, Mısır ve Babil�de bir süre yaşadıktan sonra ülkesine dönmüştür. Ülkesinde gördüğü baskılardan kaçarak İtalya�nın Kroton kentine gelmiş ve burada bir okul açmıştır. MÖ 6.Yüzyılda dünyanın Güneş etrafında döndüğü fikrini ortaya koyduğunda büyük tepkilerle karşılaşmıştır. Doğada meydana gelen her olayın matematiksel olarak açıklanabileceğine inanıyordu. Ortaya koyduğu fikirlerden rahatsız olanlar tarafından MÖ500 yıllarında eğitim verdiği okulunda öğrencileriyle yakılarak öldürülmüştür.
HEKATUS: Mısır ve Asya'da incelemeler yapmıştır. Yeryüzünün Tanımı veya Dünyanın etrafında yolculuk (Periegesis veya Periodos Ges) adlı eserlerinde, Hazar denizinin okyanusa açıldığını, Nil nehrinin güneydeki bir okyanustan geldiğini ve dünyanın üç kıtadan oluştuğunu savunmuştur. ( Afrika, Asya, Avrupa )
ANAKSİMENES: (M.Ö. 550 � 480)

Yeryüzünü bir dikdörtgene benzeterek, dairesel bir denizin onu çevrelediğini savunmuştur. Gecelerin yüksek dağların güneş ışınlarını engellemesiyle oluştuğun inanmaktaydı. Güneş ve ay ile diğer yıldızlar arasında ilk kez olarak bir ayırım yapmış, güneşin kendi ışığına sahip olduğu yerde, ay da dahil olmak üzere, diğer gök cisimlerinin güneşin ışığını yansıttığını söylerken, güneş ve ay tutulmalarına ilişkin olarak da doğru bir açıklama getirmiştir.
MİLETOS�LU ANAKSİMANDROS: (M.Ö. 610�545)

Milattan önce 610 yılında Miletos'ta doğan Yunan doğa filozofu Anaksimandros, astronominin kurucusu ve ilk kez bir kozmoloji ya da dünya üzerine sistematik felsefe görüşü getiren filozof kabul edilir. Ona göre de her şeyin kökeninde sonsuzluk (Aperion) vardı. Yer kürenin uzayda diğer bütün nesnelerden eşit uzaklıkta hiçbir yere bağlı olmadan yüzdüğüne inanıyordu. Duyularımızla algıladığımız kadarıyla yer kürenin yüzeyi engebeli ama bütün olarak düşünüldüğünde düzdü bu nedenle Anaksimandros yer kürenin davul biçiminde olduğunu ileri sürdü ve bu gerçekten yola çıkarak davulun öteki yüzünde yaşayan insanlar olabilirdi. Anaksimandros karalar ile okyanus sınırını çizen ilk insandı. Düzenli ve anlaşılır bir evreni ifade etmek için ilk defa kozmos sözcüğünü kullanmıştır. Tutulmalardan yararlanarak Güneş�in yarıçapının Yer yarıçapının 27 katı olduğunu tahmin etmiştir. Ona göre Güneş�in Yer�e olan uzaklığı Güneş çapının 27 katı idi. Ay�ın uzaklığını ise Yer yarıçapının 19 katı olarak hesaplamıştır. Çok seyahat yapmış ve bir Dünya haritası çizmiştir. Yunan dünyasını bu haritanın ortasına koymuş, Avrupa ve Asya'yı ise onun çevresine yerleştirmiştir. Anaksimandros'a göre, bütün kara kitlesini okyanus denilen büyük bir deniz kuşatmıştır. Anaksimandros'a göre insan, balıktan gelir; çünkü balığın kökeni insanlarınkinden daha kolay açıklanabilmektedir. Bu bakımdan Anaksimandros, evrim kuramlarının öncülerinden sayılabilir.
KSENEFON:

Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) adlı eserinde Anadolu�nun nüfus özellikleri, coğrafyası, gelenek ve görenekleri hakkında bilgiler vermektedir. Anabasis yedi kitaptan oluşmaktadır. Eser anı defteri biçiminde kronolojik bir düzen izlemiştir. Çizdiği harita MÖ 5. yüzyılın en detaylı haritası olarak kabul edilmektedir.
İZNİK'Lİ (NİCEA) HİPPARCHUS: (İÖ 160� 125)
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.[Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...]
Hipparchus, geliştirdiği trigonometri yöntemleriyle birçok yıldızın konumunu belirledi. Gök haritaları için ortografik projeksiyonu (Göz merkezi sonsuzdadır. Projeksiyon düzlemi Dünya merkezindedir. Projeksiyon çizgileri birbirine paralel olarak bu düzleme diktir). İlk ortaya atan kişidir. 850 yıldızı içeren bir katalog hazırlayarak, bu yıldızları parlaklığına göre altı sınıfa ayırdı. Ekinoksların devinme(hareket) olgusunu ortaya koydu. Güneş ve Ayın uzaklığını hesaplamıştır. Enlem ve boylam daireleriyle, Dünya'daki herhangi bir noktanın konumunu belirtme yöntemini bulmuştur.
FRİEDRİCH RATZEL: (1844 � 1904)

Antropocoğrafya
Politik Coğrafya
İnsan ve çevre arasındaki ilişkileri ele alarak bu konudaki ilk olma özelliğine sahip olan Beşerî Coğrafya (Antropocoğrafya) adlı eseri meydana getirerek, Beşerî coğrafyanın gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.Friedrich Ratzel, Siyasî Coğrafya akımının kurucusu olarak kabul edilir. Ona göre devlet, bir hücreden meydana gelen bir organizmadır. Devlet, gelişme ve yayılmayı arzu eder. Devletin yayılmacı politikası, ilkel ve küçük devletlere dışarıdan istilâ yoluyla mümkün olur. Tüm çalışmalarında yayılmacı ve sömürgecilik ruhunu açıkça ortaya koymuştur. ��Politik Coğrafya - Devletler, Münakalât ve Harp Coğrafyası��(1897) eserinde savunduğu jeopolitik ve siyasî görüşler, Hitler�in dünya egemenliği politikasının oluşumunda etkili olmuştur.
Ali KUŞÇU: ( ... � 1474)

XV. yüzyıl başlarında ,Semerkand'da doğmuştur. Babası Muhammed, ünlü Türk Sultanı ve astronomu Uluğ Bey�in kuşçusu olduğu için, ailesi �Kuşçu� lakabıyla meşhur oldu. İstanbul'un enlem ve boylamını ölçerek güneş saatleri yapmıştır. Astronomi ve matematik konusunda iki önemli eseri vardır.
FETHİYE: Astronomi kitabıdır. Otlukbeli Savaşından sonra Fatih'e sunulmuştur. Üç bölümden oluşmaktadır;
1.Bölüm: Gezegenlerin hareketlerinden bahsedilmektedir.
2.Bölüm: Yer'in şekli ve iklim konusundadır.
3.Bölüm: Yer�e ilişkin ölçüleri ve gezegenlerin uzaklıkları üzerinde durmaktadır. Bu eser özellikle medreselerde öğretim amacıyla hazırlanmıştır. Diğer eseri ��Muhammediye ��adını verdiği matematik kitabıdır. Ali Kuşçu 1474�te İstanbul�da vefat etti.
CARL RİTTER: (1779�1859)

Carl Ritter Beşeri coğrafyanın kurucusu olarak kabul edilmektedir. Coğrafyacı kimliği yanında tarihçi ve felsefeci olarak tanınmıştır. Coğrafya İlminde Tarihi Esaslar adlı eserinde, Beşerî Coğrafyayı tanımlarken, çevre ve insan arasındaki ilişkileri inceleyen bilim olarak ifade etmiştir. Beşeri incelemelerde insan ve çevrenin aynı oranda etkili olduğunu bu nedenle sadece birisine ağırlık vermenin doğru olmadığını savunmuştur. Tarihi olayların açıklanması sırasında coğrafi çevre şartlarının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Bu nedenlerle tarih ve coğrafya bilimlerinin birbirini tamamlayan bilimler olduğunu vurgulamıştır.
İBN BATUTA: (1303�1384)

Fas�ta doğdu. Dönemin, en ünlü gezginidir. Kuzey Afrika kıyıları, Suriye, Mekke, Mezopotamya, Yemen, Kızıldeniz kıyıları, Mısır, Filistin, Anadolu, Balkanlar, Güney Rusya, Batı Türkistan, Hindistan ve Çin�e yaptığı gezilere ilişkin bilgileri ��İbn Batuta Seyahatnamesi�� adlı eserinde toplamıştır. Eserde gezdiği alanlardaki toplumsal yapıları, zenginlik kaynaklarını, din, dil ve gelenek gibi özellikleri anlatmıştır. Eser ilgili alanların beşeri ve ekonomik coğrafya özelliklerini ele almış bu anlamda Beşeri ve Ekonomik bir inceleme içermektedir.
İBN HALDUN: (1332�1406)

Tunus�ta doğmuştur. Orta Çağ�da İslam Dünyası�nın en ünlü gezginlerindendir.En önemli eseri Kitap El-İbar (İbret Verici Kitap)�dır.Berberi topluluklarının ve İslam İmparatorluklarının İslam öncesindeki sosyal-ekonomik özellikleri hakkında bilgi vermektedir.İnceleme alanına ilişkin jeopolitik ve siyasi coğrafya bililerine yer vermektedir.
MESUDİ(EBU'L HASAN EL-MESUDİ):

Doğum ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bağdat�ta doğmuştur. IX. yüzyılda yaşadığı ve 957 yılında öldüğü tahmin edilmektedir. İran, Hindistan, Çinhindi, Seylan, Kafkasya, Doğu Anadolu, Batı Türkistan, Suriye, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve İspanya gibi alanları gezmiş bu alanlara ilişkin gözlemlerini ��Al Müruc Al Zekhb�� (Altın Çayırlar) adlı eserinde anlatmıştır.
İDRİSİ: Orta Çağ Arap coğrafyacısıdır.1099 doğdu. Akdeniz Havzası ülkelerini, Fransa ve İngiltere�yi dolaştıktan sonra Sicilya Kralı II. Ruggiero�nun sarayına yerleşti. En önemli eseri Libro del Re Ruggiero (Kral Ruggiero�nun Kitabı) adlı eseridir. Bu eserde Rusya, Almanya, İskandinavya, Hint okyanusu kıyıları ve Afrika hakkında bilgiler vermektedir. Bir Dünya Haritası hazırlayarak bu kitabına koymuştur
Gönderen admin 0 yorum
Haritalarda Mesafe Ölçümü

Enlemler üzerindeki ölçülerin (haritanın yanları) bir yararı da buralardan mesafeleri de ölçmemizde sağlamasıdır. Örneğin Ahırkapı Bankı üzerinde bulunan fenerin Kadıköy İnci Burnu'na olan mesafesini bulabilmek için pergelimizin bir ucunu bank üzerindeki fenerin ayağına, diğer ucunu da İnci burnunda bulunan fenberin ayağına koyduğumuzda pergelde meydana gelen açıklığı aynı hizada bulunan enlem üzerindeki ölçülerin üzerine koyduğumuzda mesafenin ne kadar olduğunu saptayabiliriz. Bilindiği üzere burada gösterilen, örneğin 58' ile 59' arasındaki mesafe bir mildir. Başka bir deyişle dakikalar mili gösterir. Harita tetkik edildiğinde bir mil ona bölünmüş olup bu onda bire bir Gomina, yani 185 metre diyoruz. Ölçmeyi yaptığımızda mesafenin 1.65 mil ya da başka bir değişle bir mil ve 6.5 gomina olduğunu bulmuş oluruz
Haritalarda Yerşekillerini Gösterme


Tarama Yöntemi: Bu yöntemde eğimin fazla olduğu yerlerde taramalar sık, kalın ve kısa geçirilirken eğimin azaldığı yerlerde uzun, ince ve seyrek geçirilmektedir. Düz yerler ise boş bırakılmaktadır.

Gölgeleme Yöntemi: Haritanın bir köşesinden 45 açıyla ışık geldiği varsayılmaktadır. Buna göre ışık alan yerlerde herhangi bir işlem yapılmazken, ışık almayan yerde gölgeleme yapılmaktadır. Tek başına kullanışlı değildir.

Kabartma Yöntemi: Maket türü haritalardır. Yer şekillerini en iyi gösteren haritalardır. Fakat yapılması ve taşınması zor olduğundan pek kullanışlı değildir.
Gönderen admin 0 yorum
AKARSULARDA BİRİKTİRME

Akarsu Biriktirmesinde Etkili Olan Faktörler
1) Yatak eğiminin azalması (en fazla etkili faktör).
2) Akış hızının azalması.
3) Yük miktarının artması.
4) Akımın düşmesi.

Akarsu gücünün azaldığı yerde taşıdığı maddeleri biriktirmeye başlar. Gücünün azaldığı yerde önce iri maddeleri, gücünün tamamen azaldığı yerde ise ince maddeleri biriktirirler. Bundan dolayı akarsu biriktirmesi ile oluşan yer şekillerinin yapısı incelendiğinde akarsuyun akımı hakkında genel bilgileri elde edebiliriz. İri maddeler var ise akım yüksek, ince maddeler var ise akım düşüktür.


BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ
1) Birikinti Konisi: Dağlardan inen akarsu veya derelerin taşıdığı malzemeleri, dağ eteğinde eğimin azalması sebebiyle yelpaze şeklinde biriktirmesidir.

2) Dağ eteği ovası: Birikinti konilerinin birleşmesi sonucu oluşan hafif dalgalı düzlüklere denir.
3) Dağ içi ovası: Etrafı dağlarla çevrili çukur alanlara inen akarsu ve derelerin taşıdıkları malzemeleri yatak eğimlerinin azaldığı yerde biriktirmesi sonucu oluşan düzlüklerdir.
4) Taraça (Seki): Akarsuların önce biriktirmesi, sonra tekrar aşındırması ile oluşan basamak şeklindeki düzlüklerdir. Sekiler eski vadi tabanlarıdır.

Akarsuyun tekrar aşındırma yapabilmesi için: Akım yükselmesi veya taban seviyesinin yükselmesi gerekir.
5) Delta ovası:Akarsuların denize döküldüğü yerde taşıdığı malzemeleri biriktirmesiyle oluşan düzlüklerdir. Ör: Çukurova, Bafra, Çarşamba, Göksu gibi.

Delta ovasının oluşabilmesi için:
a) Döküldüğü deniz sığ olmalı (kıta sahanlığı geniş olmalı).
b) Kıyı akıntısı olmamalı.
c) Gel-git olayı kuvvetli olmamalı.
d) Bol miktarda alüvyon taşınmalı.

* Kuzey batı akarsularının hiç birisi döküldüğü yerde delta ovası oluşturamaz. Sebebi gel-git olayıdır.
* Türkiye’de gel-git olayının etkili olmadığına kıyılarda oluşan delta ovaları delil olarak gösterilebilir.

6) Irmak adası: Akarsu yatak eğimini azaldığı ve yatağın genişlediği yerlerde taşınan alüvyonların yatak içinde birikmesi ile oluşur.
7) Taban Seviyesi Ovası: Deniz seviyesine yaklaşan akarsuların taşıdığı maddeleri yatağı çevresinde biriktirmesi ile oluşan düzlüklerdir.
TÜRKİYE AKARSULARININ GENEL ÖZELLİKLERİ

1) Yatak eğimleri fazladır. Bunun sonucunda;
* Akış hızları fazladır.
* Aşındırıcı etkileri fazladır.
* Enerji potansiyelleri yüksektir.
* Ulaşıma elverişli değillerdir.

2) Rejimleri düzensizdir.
3) Akımları düşüktür. Yağışların az, havzalarının dar olmasından dolayı.
4) Boyları kısadır. Türkiye’nin bir yarım ada olması ve dağların kuzeyde ve güneyde kıyıya paralel olmasıdır.
5) Denge profiline kavuşmamışlardır. Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin yakın bir dönemde oluşmuş olmasıdır.
6) Ulaşıma elverişli değildirler. Yatak eğimlerinin fazla, akımlarının düşük, rejimlerinin düzensiz olmasından dolayıdır. Üzerinde kısıtlı da olsa ulaşımın tek yapılabildiği akarsuyumuz Bartın Çayıdır.
7) Akarsularımızdan daha çok enerji üretiminde, içme ve sulama suyu elde edilmesinde yaralanmaktayız.
Gönderen admin 0 yorum
MiNERALLER
Mineral dogal sekilde olusan, homojen, belirli kimyasal bilesime sahip inorganik kristallesmis kati bir cisimdir. Buna gore minerallerin ozelliklerini söyle siralayabiliriz:


1. Dogal olarak olusur.
2. Herhangi bir parcasi butununun ozelliklerini tasir.
3. Belirli bir kimyasal formulu vardir.
4. Kati halde olup nadiren sividir.
5. Ýnorganiktir.


Mineralojinin olusan maddeleri ihtiva ettigi icin bu bakimdan sinirlandirilmistir. Teknolojinin ilerlemesiyle sentetik olarak elde edilen kimyasal bilesikler mineral sayilmazlar. Bu yapay bilesikler halindeki kati maddelere dogada tabii halde rastlanmaz. Dolayýsiyla da dogal sartlarda olusturulamazlar. Bu tur katý maddelere "yapay mineraller" adi verilebilir. Bu tur yapay mineraller de, tabii minerallerde oldugu gibi benzer kristal ic yapilarýna sahiptir.


Minerallerin dogada veya deneysel olarak yapilan incelemelerde de gozlendigi gibi, olusum sartlari bunlarin belirli fizikokimyasal sartlarda (belirli sicaklik ve basýnc altinda ve ortamin kimyasal durumu gibi) olusurlar. Buradan mineralojinin bir amacinin da minerallerin oluþturdugu yerkabugunun kimyasal ve fiziksel yapisinin ögrenilmesi, yerkabugunun tarihinin bilinmesi ve yeralti kaynaklarindan yararlanilmasi oldugunu anliyoruz.


Mineraller belirli bir kimyasal bilesime sahiptirler. O halde her mineral bir kimyasal formul ile ifade edilir. Minerallerin kimyasal formulleri genellikle sabittir. Ancak belirli sinirlar icinde belirli kaidelerle degisebilir. Cok ender olarak saf elementler (altin, gumus, bakir vs) seklinde olusan mineraller, yerkabugunda meydana gelen dogal fizikokimyasal olaylarin urunleridir.


Minerallerin bir diger ozelligi de inorganik olusudur. Yerkabugunda bulunan petrol, komur, fosil ve recine gibi maddeler mineralojinin kapsamýna girmez. Ancak nadir de olsa organik mineraller de vardýr. Mesela "kehribar" gibi.


Minerallerin kati olmalarý duzenli bir atomsal ic yapýya sahip olduklarýný gosterir Mineral kristallerinin dis yapilarý incelendiginde duzgun geometrik dis sekilli olduklarý gorulur. Yine ayni sekilde ic yapilarinin da duzgun oldugu gorulur. Minerallerin "civa" gibi sivi olan tipleri de vardir.


Mineraller homojen bir yapiya sahiptirler. Alinan bir mineral orneginin her tarafi ayni mineralden ibaret olmalidir. Ancak her mineralde az veya cok yabanci mineral varligi bulunmaktadir. Yabanci madde oraninin coklugu, mineralin ozelliklerini degistirir. Esasta; gozle gorulebilen boyutta homojen olmasi basit tanimlama icin yeterlidir.

A. SÝLÝKATLAR a. Feldspatlar 1. Ortoklaz Sanidin
Mikroklin
2. Plajyoklaz Albit
Anortit
Kalko - sodik f.
b. Feldspatoidler 1. Lösit
2. Nefelin
c. Klorit
d. Talk
e. Killer 1. Kaolinit
2. Montmorillonit
3. Ýllit
f. Mikalar 1. Muskovit (beyaz mika)
2. Biotit (siyah mika)
g. Amfiboller 1. Hornblend
2. Aktinolit
h. Piroksenler 1. Ojit
2. Enstatit
ý. Peridotlar 1. Olivin
j. Granatlar 1. Almandit


B. KARBONATLAR


a. Kalsit
b. Aragonit
c. Dolomit


C. SÜLFATLAR

a. Jips
b. Anhidrit


D. OKSÝTLER


a. Kuvars
b. Hematit
c. Götit
d. Limonit
e. Manyetit
f. Korendon
g. Kuprit


E. HALOÝDLER


a. Kayatuzu
b. Flüorit


F. SÜLFÜRLER


a. Pirit
b. Kalkopirit
c. Galen
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum
Kayaç


Kayaç, mineral topluluklara verilen ad. Çeşitli mineralleri veya taş parçacıklarının veya tek bir mineralin çok sayıda birikmesinden meydana gelir.
Granit ve bazalt çeşitli minerallerdei kum taşı, değişik kum tanelerinden, mermer ve kuvarsit tek bir mineralden oluşmuş kayaçlardır.
Kayaçların oluşumları sırasındaki doğal ortamı yansıtan bir çeşit belgelerdir. Yer kabuğunun jeolojik gelişmesinin izleri bu çeşit kayaç üzerinde izlenmiştir. Bu nedenle onlar yer kabuğunun doğal belgeleri sayılır.
Bugün yeryüzünde hüküm süren fiziksel olaylar, akarsuların aşındırma ve taşıma etkileri, çöllerde ve denizlerin değişik bölgelerinde farklı tortulların çökertilmesi, yeryüzünün değişik iklim kuşaklarının bulunması gibi jeolojik olayla bütün yer tarihi boyunca hep aynı şekilde, aynı düzende oluşmuştur. Yani eski jeolojik devirlere ait kayaçların oluşumu bugün yeryüzünde hüküm süren fiziksel olayların ışığı altında yorumlanabilir. Böylece kayaçlar oluşumu sırasında mevcut olan doğal ortamı aynen yansıtırlar.


Konu başlıkları
1 Tortul kayaçlar
1.1 Kırıntılı tortul kayaçlar 1.2 Organik tortul kayaçlar 1.3 Kimyasal tortul kayaçlar
2 Magmatik kayaçlar
2.1 Volkanik kayaçlar (Yüzey kayaçları-Dış Püskürük Kayaçlar) 2.2 Damar kayaçlar
3 Metomorfik kayaçlar(Başkalaşım Kayaçları)
Tortul kayaçlar

Sedimantasyon sonucu meydana gelen kayaçlardır. Çoğu kez fosil içeririler.Yeryüzünü oluşturan kayaçlar dış kuvvet (akarsular,rüzgarlar,buzullar, dalga ve akıntılar vs.)tarafından ufalanır ve taşınır. Taşınan malzemeleri akarsu,göl ve okyanus tabanları ile çukur alanlarda tabakalar halinde biriktirilir. Bu tabakalar zaman içinde sıkışarak tortul kayaçlara dönüşür...

Kırıntılı tortul kayaçlar

Çeşitli büyüklükteki taş ve mineral parçalarda karalardaki ve denizlerdeki tortullaşma havzalarını çökelmeleriyle meydana gelen taneli kayaçlardır. Değişik boyuttaki taneleri birbirleriyle çimento maddeleriyle birleşmeleri sonucu çimentolu kayaçlar kum taşı, kireç taşı gibi taneleri birbirine bağlayarak madde bulunmadığından çimentosuz tortul kayaçlar oluşur.
Kırıntılı tortul kayaçlar tane çapı 2 mm'den büyük ve çakıl, moloz, konglomera gibi kayaçlardır. 2 mm'den 0,2 mm'ye kadar olan kısma kum, karışık kum, kumtaşı, kuvarsit, gibi kayaçlardır. Tane çapı 0,2 mm'den 0,02 m^'ye kadar olan kısım mil ondan daha küçükler genellikle mil+kil şeklinde geçer.

Organik tortul kayaçlar

Forominiferalar, mercanlar, sünger gibi kayaç yapıcı organizmalardan veya bunların irili ufaklı parçalarından oluşan kayaçlardır.petrol ve kömür organik buna örnektir.

Kimyasal tortul kayaçlar

Doygun eriyiklerden çökelme sonucu meydana gelirler. Mağralardaki sarkıt ve dikitler, deniz kıyılarındaki kireçli ve demirli oolitler, kapalı göllerin kenarlarındaki tuz oluşumları su kaynakları etrafındaki traverten oluşumları %35'i kadar kireç taşları oluşturur. Kireç taşları yapı taşı, stabilize malzeme, kireç yapımında ve döşemecilikte, çelik sanayisinde ve ilaç sanayisinde kullanılır.

Magmatik kayaçlar

Erimiş halde bulunan bir silikat hamuru durumunda olan mağmanın yer kabuğunun derinliklerinde yavaş yavaş veya yeryüzünde aniden soğuması ile oluşurlar. Bu kayaçlar genel olarak kristallerde oluşmuş kütle halindeki kayaçlardır.
yerin derinliklerinde oluşan iç püskürük kayaçların başlıcaları;granit siyenit,diorit ve gabrodur.örneğin granitsert ve aşınmaya karşı dayanıklıdır.

Volkanik kayaçlar (Yüzey kayaçları-Dış Püskürük Kayaçlar)

Bu kayaçlara yüzey kayaçlarıda denir. Bunlar yarı kristalli çoğu kez gözle görülebilen çeşitli kristaller, kristal olmayan genellikle camsı hamur içinde dağılmış serpilmiş durumda bulunurlar. Andezit ve bazalt örnek verilebilir. volkan tüfü, volkan bombası. volkan camı, bazalt, andezit ve volkan camı da örnek gösterilebilir bu tür kayaclara.

Damar kayaçlar

Derinlik kayaçları ile yüzey kayaçları arasında bir geçiş safhasını oluşturur. Mikro kristallerdir. Diğer kayaçların yarık ve çatlaklarında yer alır. genellikle içeriği silikatlerden oluşur.

Metomorfik kayaçlar(Başkalaşım Kayaçları)

Tortul veya magmatik kayaçların sıcaklık, basınç, gerilme ve kimyasal aktivitesi olan sıvıların etkisiyle değişmeleri, başkalaşımları sonucu oluşurlar. genellikle kristallerin şiştozite gibi paralel yapılar oluşturmasıyla karakteristiktirler. Metomorfizma yer kabuğunun derinliklerinde hüküm süren fiziksel ve kimyasal şartların etkisiyle kayaçlarda meydana gelen transformasyonu olayıdır. Mineraller belirli bir sıcaklık ve basınç altında dengeli durumdadırlar. Eğer sıcaklık ve basınç değerlerinde bir artma veya değişme olmuşsa mineralde de değişme olur. Mineral aynı kimyasal bileşimde başka bir duyarlı minerallere dönüşür ve sonuç olarak coğrafi konumu değişir. Kalker-->mermer granit-->gnays kömür--->elmas kil taşı->şiste dönüşür
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum
Ay ve özellikleri



Ay dünyamızın 1/50’si kadardır. Bu sebeple Ayda yerçekimi azdır (dünyadakinin 1/6’sı kadardır).
Ayda atmosfer yoktur. Bunun sonucunda; hava ve su yoktur. Meteorolojik olay (iklim) görülmez. Meteorlar doğrudan ay yüzeyine düşer. Sonuçta büyük krater çukurlukları oluşmuştur. Günlük sıcaklık farkı fazladır. Bu sebeple mekanik çözülme fazladır. Canlı hayatı yoktur. İç ısısını kaybetmiştir. Bundan dolayı volkanik olay görülmez.



AYIN HAREKETLERİ




1) Kendi ekseni çevresindeki hareketi
2) Dünya çevresindeki hareketi
3) Dünya ile birlikte güneş çevresindeki hareketi
*** Ay hem kendi hem de dünya çevresindeki bir turunu aynı sürede (29,5 gün) tamamladığı için dünyadan ayın sürekli aynı yüzeyi görülür.
Ay günü: Dünyadaki herhangi bir meridyenin ard arda iki kez Ayın karşısından geçinceye kadar geçen süredir. Bu süre 24 saat 50 dakikadır.
Güneş günü: 24 saattir.
*** Ay günü ile güneş günü arasındaki zaman farkından dolayı bir yerde Ay her gün bir önceki güne göre daha geç gözlenir ve gel-git olayı daha geç oluşur.



AYIN EVRELERİ




Ayın aydınlık yüzünün dünyadan görünüşünde bir ay boyunca meydana gelen değişikliklerdir.
Yeniay ve dolunay evrelerinde büyük gel-git yaşanır. Sebebi dünya, ay ve güneşin aynı doğrultuda olmasıdır. İlk ve son dördünde ise küçük gel-git yaşanır.
Güneş tutulması, Ayın Güneş ile Dünya arasına girmesi ve bazı özel koşulların sağlanmasıneticesinde meydana gelir.Tutulmanın olabilmesi için, Ayın, Dünya etrafındaki yörüngesiyle Dünyanın Güneş etrafındaki yörüngesinin kesişim yerlerini belirleyen düğüm noktalarında veya bu noktalar civarında (Yeniay safhasında) bulunması gerekir.
Bilindiği üzere bir yıl içerisinde Ay, Dünya etrafında 12 kez dolanır. Dolayısıyla, eğer Ayın yörünge düzlemi Dünya’nınkiyle çakışık olsaydı, bir yılda 12 kez Güneş tutulması meydana gelebilirdi. Fakat durum böyle değildir. Ayın yörünge düzlemi ileDünya’nınki arasında yaklaşık 5° 9’ lık bir açı vardır. Bu açı nedeniyle Dünya, Ay ve Güneş, Ayın Dünya etrafındaki her dolanımında tam olarak aynı doğrultuda bulunmazlar. Böylece her ay bir Güneş tutulması oluşması engellenmiş olur. Nitekim bir yılda en az iki, en çokbeş Güneştutulması meydana gelebilir.
Ay dünya etrafındaki yörüngesini tamamlarken, dünyanın güneş ve ay arasında kalmasına neden olabilir. Bu durumda ay yüzeyine düşen güneş ışınları dünya tarafından engellenmiş olur. Karanlıkta kalan ay kısa süreli de olsa dünyadan gözlenemez bu olaya ay tutulması adı verilir. Bulutsuz bir gecede çıplak gözle rahatlıkla fark edilebilen bu olay, güneş tutulmasına göre, dünya yüzeyinde daha geniş bir alandan gözlenebilir. Ay tutulmasının dünya yüzeyinden gözlenebildiği alan dünyanın yarısından 24º kadar fazladır.
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum
ASYA KITASI'NIN FİZİKİ ÖZELLİKLERİ

Asya kıtasındaki yer şekillerinin oluşumunda kıtada etkili olan Huron, Kaledonya, Hersinya ve Alp Himalaya kıvrım sistemi etkili olmuştur.
1. zamandan önce oluşan Huron kıvrım sistemi kıtanın güneyinde Arabistan ile Hindistan(Dekkan) yarımadalarında etkili olmuştur.
1. zamanda ilk oluşan Kaledonya kıvrımları kıtanın kuzeyinde Yenisey ve Lena nehirleri arasında etkili olmuştur.
1. zamanın sonunda Hersinya kıvrımları kıtanın Güneyi, Batısı ve Güneydoğusunda etkili olmuştur.
Kıtadaki en etkili kıvrım sistemi ise 3. zamandaki Alp Himalaya kıvrım sistemidir. Kıtanın batısından doğusuna kadar çok geniş sahada etkilidir. Kıtanın en yüksek yerleri bu kıvrım sisteminin olduğu yerlerdir.
Kıtanın ve aynı zamanda dünyanın en yüksek zirvesi EVEREST (8848 mt. ) Himalayalar üzerinde yer alır. Çin-Nepal sınırındadır. Kıtada buzul etkisi Avrupa' ya göre çok azdır.
Asya kıtasında çok geniş alanlar kaplayan platolar vardır. Kapladığı alan en fazla olan, aynı zamanda yükseltisi en fazla olan platosu TİBET PLATOSU'dur.
Kıtada; Pamir, Orta Sibirya, Doğu Sibirya, Kazakistan, Dekkan, İran, Arabistan platosu gibi genişliği fazla olan platolar vardır. Ortalama yükseltisi en az olan platoyu ORTA SİBİRYA PLATOSU oluşturur.
Kıtanın en büyük ovasını BATI SİBİRYA OVASI oluşturur. Batı Türkistan ovasıda Asya
Kıtası'nın iç kesimlerindeki önemli bir ovadır. Ancak bir kısmını Kızılkum ve Karakum Çölleri oluşturur. Kuzey Sibirya Ovası'da önemli bir düzlüktür.
Orta Asya'da dağlar ve platolar arasındaki kapalı havzalarda önemli düzlüklerdir . Bunlar. TARIM ve TURFAN HAVZASI'dır. Turfan Havzası dünyanın en alçak havzasıdır. (-154 mt. )
Asya Kıtası'ndaki Kızılkum, Karakum, Taklamakan, Gobi, Tar, Rubul Hali, Nüfud, Deşt-i Lut, Deşt-i Kebir gibi büyük çöller vardır.
Asya'da akarsular tarafından oluşturulmuş büyük alüvyal ovalarda vardır. Bunlar: Mezapotamya (Irak), İndus Ovası (Pakistan), Ganj Ovası (Hindistan) ve Kuzey Çin Ovası'dır. (sarı ve mavi ırmaklar tarafından oluşturulmuştur.)
Yeryüzünde sadece Amerika ve Asya kıtasında bütün iklimler görülür. ( Amerika'yı bütün olarak düşünürsek geçerlidir. ) dolayısıyla da bütün iklim tipleri görülür.
En fazla görülen iklim tipini ise Karasal İklim tipi oluşurur.
Sıcaklıklar Kuzeyden Güneye doğru artış gösterir. Yıllık ortalama sıcaklık farkının en fazla olduğu yer ORTA ASYA'dır.
Kıtadaki yıllık yağış tutarında da büyük farklılıklar görülür. Kıtanın en az yağış alan yerleri;
Kuzey Kıyıları, Çöl alanları, çok yüksek dağlık alanlardır.
Kıtada en fazla yağış Güney ve Güneydoğu Asya'dadır. (Bu sahadaki yağışların fazla olmasındaki en etkili faktör Muson Rüzgarları' dır. Dolayısyla buraya Muson Bölgesi adı verilir. ( Musonlar Asyası)
Kıtada yağışı en fazla ASSAM bölgesinde görülür. (Hindistan'ın Kuzeydoğusu) kıtanın ve aynı zamanda dünyanın en fazla yağış ölçülen istasyonu Assam'daki ÇERAPUNÇİ'dir. (11. 630 mm. )
Asya kıtasının akarsularının boyları uzun, su toplama havzaları geniş, eğimleri fazla, rejimleri düzensizdir.
Uzunluğu en fazla olan akarsuyu OBİ'dir. (5700 km. )


Kıta akarsuları döküldükleri yerlere göre gruplandırılır:
Kuzey Buz Denizi'ne dökülenler : Obi, Yenisey, Lena
Büyük Okyanusa dökülenler : Amur, Sarı (Hoang-ho), Mavi (Yangçe)
Hint Okyanusuna dökülenler : Mekkong, Brahmaputra, Ganj, İndus, Şattül Arap (Fırat-Dicle)

Kapalı havzaların en önemli akrsuları ise Seyhun (Siriderya), Ceyhun (Amuderya) ve Tarım'dır. Seyhun ve Ceyhun Aral Gölü'ne dökülür. Tarım ise Tarım havzasında kaybolur.
Obi Nehri ; Ural, Altay ve Sayan Dağlarından beslenir.
Asya Kıtasında göl sayısı azdır.
En büyük gölünü Aral Gölü oluşturur. (64. 500 km kare. ), (Hazar deniz olarak kabul edildiği takdirde)
Diğer önamli göllerini ; Baykal, Balkaş, Issık, Lop, Zatsan, Lut gölleri oluşturur.
Her türlü iklim tipi görüldüğü için bitki örtüsünde de büyük çeşitlilik vardır. Her tür bitki örtüsü görülmekle birlikte 3 belirgin bitki örtüsü kuşağı seçilir ; Kuzey'de Tundra, Sibirya'da ve Güney'de Orman (Sibirya'da iğne yapraklı Tayga Ormanları), iç kesimlerde ve diğer bölgelerde Step bitki örtüsüdür.
Asya'da en fazla Step bitki örtüsü yayılış gösterir.
Kıta'nın yüzölçüm bakımından en büyük ülkeleri ; Rusya (17 milyon km kare), Çin (9, 5 milyon km kare), Hindistan'dır., (3,3 milyon km kare)

[IMG]ASYA KITASI -siyasi harita.jpg (54,1 KB)[/IMG][IMG]ASYA KITASI-fiziki harita.jpg (57,1 KB)[/IMG]




ASYA KITASI'NIN SOSYO EKONOMİK ÖZELLİKLERİNüfusu en fazla olan kıtadır. Yoğunluk bakımından birinci sırada yer alır. Nüfusun dağılışında büyük farklılıklar görülür.
Nüfusun en az olduğu yerler : Kuzey Kıyıları, yüksek dağlık alanlar ve çöl sahalarıdır.
Nüfusun en fazla olduğu yerler ise: Güney ve Güneydoğu Asya'dır. Nüfusun %80'den fazlası burada yaşar. Nüfusu en fazla olan ülkeler: Çin (1. 2 milyar) ve Hindistan (936 milyon)'dır.
Asya Kıtası sanayileşmemiş bir kıtadır. En fazla sanayileşen ülkesi Japonyadır. Japonya kadar olmasada sanayileşen diğer ülkeler;Güney Kore, Tayvan, Malezya, Singapur, Endonezya, Çin, Rusya, İsrail, Türkiye'dir.
Bu ülkelerin dış satımında sanayi ürünleri ilk sırayı alır. Diğer kıta ülkelerinde ise hammaddeler ve tarım ürünleri ilk sırada yeralır.
Güneydoğu Asya ülkelerinde elektronik, otomotiv, demir-çelik ve makine sanayi sektörleri daha fazla gelişmiştir. Güneybatı ve Batı Asya'daki ülkelerde ise ; dokuma, tekstil, gıda, petro kimya sanayi sektörleri daha fazla gelişme göstermiştir.
Asya kıtasının ve aynı zamanda dünya'nın en fazla maden hammaddesi olan ülkesi JAPONYA'dır.
Kişi başına yıllık milli gelirin en fazla olduğu ülke JAPONYA'dır. (31. 450 $). Ekonomide tarım ön plandadır. Buğday ve pirinç temel ürünlerdir. Orta ve Batı Asya'da buğday, Muson Asya'sında çeltik ziraati önemlidir. Dünya pirinç üretiminin %90'ını Asya sağlar. Patates, Bezelye, Çay, Hindistan cevizi, Hurma, Kenevir, ürünlerininde %80'den fazlasını Asya üretir. Dünya Tütün üretiminin %50'den fazlasını Asya üretir. Çay üretiminde Seylan ve Çin ilk sıradadır.
Baharat üretiminde Hindistan, Endonezya, Malezya, Seylan ve Çin önde gelen ülkelerdir.
Kıtada hayvancılıkta önemli bir uğraşıdır. Orta Asya'da koyun ve sığır, Ön Asya'da (Güney Batı Asya) Koyun ve Keçi, Güney ve Güneydoğu Asya'da Manda besiciliği daha fazla görülür. Çin'de ise manda 380 milyondan fazladır. Domuz besiciliğide önemlidir. Dünya'da önemli üreticilerden biridir. Dünya'da beslenen Mandaların %90' ını Asya Kıtası sağlar. (Muson Asya'sı)
İpek böcekçiliği ve ipek üretiminde Asya Kıtası ilk sırada yer alır. Birinci sırada Çin daha sonra Özbekistan ve Hindistan önemli üreticilerdir.
Balıkçılık faaliyetleri de Hayvancılığın önemli bir kolu olarak kıtada önem taşır. Dünya deniz ürünleri üretiminin %80' ini Asya karşılar. Dünya tatlı su balık üretimininde % 50' sini karşılar.
Japonya ve Çin balıkçılıkta ilk iki sırada yer alan ülkelerdir.
Asya Kıtası madenler bakımından zengin bir kıtadır. Yakıt madenlerinden; Taşkömürü rezervinin en fazla olduğu ilk iki ülke Rusya ve Çin' dir.
Dünya petrol rezervlerinin % 75' i Asya kıtasındadır. % 33' ünden fazlası Rusya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri' nde bulunur. Daha sonra ise Güneybatı Asya gelir.
Hidroelektrik enerji üretiminde önde gelen ilkeler ; Çin, Rusya, Hindistan ve Endonezya'dır.
Kıtada hizmet sektörüde gelişme içindedir. Özellikle Turizm ve Ulaştırma sektörü gelişmektedir.
Turizm geliri en fazla olan ülkeler ; Filipinler, İsrail, Tayvan,, Tayland, Singapur'dur.
Asya Kıtası ulaşım yolları açısından Kuzey Amerika ve Avrupa Kıtası'na göre gelişememiştir. (Yüksek dağlar ve dağlık alanların fazla olması) Otoyollar bakımından en gelişmiş ülke Japonya'dır.
Kıtada Demiryolu ulaşımı daha fazla görülür. Japonya, Hindistan, Çin ve Rusya önde gelen ülkelerdir. Demiryolu hattı uzunluğu açısından Rusya ve Çin ; konfor, hız ve güvenlik açısından Japonya ilk sırada yer alır.
Gönderen admin 0 yorum
YURDUMUZUN NÜFUSU

******* a. Genel nüfus sayımları ve yararları
******* Yurdumuzun nüfusunu belirlemek amacı ile belli aralıklarla nüfus sayımları yapılmaktadır. Çünkü bir ülkeyi yaşatan, koruyan ve yücelten en önemli unsur, insandır. Ülkelerin ekonomilerinin gelişmesinde yalnız doğal zenginliklerin bulunması yeterli değildir. Bunları işletecek insanın varlığı da çok önemlidir. Ülkelerin askeri ve siyasi gücü de insan unsuruna bağlıdır. Bu bakımdan bir ülkede yaşayan insan sayısının bilinmesi gerekir. Bu amaçla dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, yurdumuzda da belirli aralıklarla nüfus sayımlan yapılmaktadır.

******* Yurdumuzda, düzenli nüfus sayımlan cumhuriyetin ilanından sonra yapılmaya başlanmıştır. Bunlardan ilki 1927'de, ikincisi 1935'te yapılmıştır. Bu sayımlar, 1990 yılına kadar her beş yılda bir tekrarlanmıştır. 1990 yılından sonra nüfus sayımlarının on yılda bir yapılması kararı alınmıştır. Ancak ülke ihtiyaçları nedeniyle 30 Kasım 1997'de bir nüfus sayımı daha yapılmıştır. Bu sayım, bundan önce yapılan nüfus sayımlarından farklı bir özellik taşımaktadır. Bu sayımla yalnızca ülkedeki insan sayısı belirlenmek istenmiştir. Bundan sonraki nüfus sayımları, daha önceden planlanmış olduğu gibi on yılda bir yapılacaktır. Ülkemizde en son yapılan genel nüfus sayımı 2000 yılında gerçekleşmiştir.

******* Genel nüfus sayımları ile ülkemizde yaşayan insan sayısı belirlenir. Ayrıca, bu sayımlarla ülkemizin nüfus yoğunluğu, nüfusumuzun yaş ve cinsiyet durumu, okuryazar olanlarla olmayanlar tespit edilir. Nüfusun öğrenim durumu, çalışanlarla çalışmayanların sayısı, medeni durumları ve daha birçok özelliği de bu sayımlarla ortaya çıkar.

******* Yurdumuzda yapılan nüfus sayım sonuçlarına dayanarak devlet, gerekli gördüğü konularda önlemler alır. Halkın sağlık, iş, eğitim, beslenme, konut vb. alanlardaki gereksinimlerini, bu sayımlardan çıkan sonuçlara göre belirler ve gidermeye çalışır.

******* Nüfus sayımlan, yurdumuzun her yerinde aynı günde yapılır. Sayımın sağlıklı yapılabilmesi için o gün sokağa çıkma yasağı uygulanır. Sayım memurunun her ev halkı için doldurduğu belgeler, sayım bürolarında toplanır. Bütün illerden alınan bilgiler, Ankara'da Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE)'nde değerlendirilir.
******* b. Yurdumuzda nüfusun genel dağılışı
******* Nüfusumuz ülkemizin her yerine eşit dağılmamıştır. Bazı yerler çok kalabalık, bazı yerler tenhadır. Ekime, dikime, yerleşmeye ve ulaşıma elverişli alanlar, nüfusun yoğunlaştığı yerlerdir. Ayrıca madenciliğin, sanayinin ve ticaretin geliştiği yerler ile kıyılarımızın bazı kesimleri de nüfusun yoğun olduğu alanlardır

Türkiye'de Nüfus Yoğunluğu Haritası
******* Buna karşılık yerleşmeye ve tarıma elverişli olmayan dağlık alanlar, yurdumuzun seyrek nüfuslu yerleridir. Bundan başka, denizin ılıtıcı etkisinden uzakta kalan ve yeterli yağış alamayan yerler de yurdumuzun seyrek nüfuslu alanlarını oluşturur. Buralarda kış mevsimi uzun ve şiddetli geçmekte, buna bağlı olarak üründe çeşitlilik ve verim azalmaktadır.

******* Yurdumuzda nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu yerler, Marmara Bölgesi'ndedir. Bunun başlıca nedenleri; başta sanayi olmak üzere, bölgenin ulaşım, ticaret ve hizmet sektörleri ile tarım üretiminde büyük gelişme göstermesidir.

******* Ege Bölgesi'nde kıyı ovaları ve akarsular boyunca içeriye doğru uzanan çukur alanlarda da nüfus yoğundur. Buna karşılık bölgenin iç kesimlerindeki dağlık yerler seyrek nüfusludur.

******* Akdeniz Bölgesi'nde nüfusun yoğunlaştığı yerler, daha çok kıyı kesimindeki ovalardır. Çukurova bunların en önemlisidir. Kıyı kesiminden sonra bölgeyi baştan başa kaplayan Toros dağlan, iç kesimlerde nüfusun tenha olmasına yol açmıştır. Toroslar, tarıma, yerleşmeye ve ulaşıma elverişli değildir.

******* Karadeniz Bölgesi'nde nüfus dağılışı oldukça düzensizdir. Bölgenin kıyı şeridi, özellikle doğu kesimi, Türkiye'nin yoğun nüfuslu yerlerindendir. Bunun başlıca nedeni, tarıma elverişli toprakların kıyı şeridinde yoğunlaşmış olmasıdır. Ayrıca, her mevsim yeterli yağış alması ve elverişli iklimi de bu ovalardan bol ürün elde edilmesini sağlamıştır. Buna karşılık kıyı şeridinin hemen gerisinde uzanan dağlık kesimde nüfus seyrektir. Ancak bölgenin orta kesiminin kıyı gerisi yoğun nüfusludur. Çünkü, buradaki dağlar fazla yüksek değildir. Yeşilırmak boyunca uzanan verimli ovalar geniş yer tutar. Karadeniz Bölgesi'nin batı kesiminde tarım etkinliklerinin fazla olduğu iç ovalar ile sanayinin geliştiği kıyı kesimleri nüfus bakımından yoğun yerlerdir.

******* İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu, kuraklık nedeniyle az nüfuslanmıştır.

******* İç Anadolu'da, Konya Ovası, Tuz Gölü çevresi ile dağlık alanlar, nüfusun en tenha olduğu yerlerdir. Buna karşılık, başkent Ankara ve çevresi ile bazı büyük kentlerin (Konya, Kayseri, Eskişehir vb.) çevresi iş olanaklarının elverişli olması nedeniyle yoğun nüfusludur. Güneydoğu Anadolu'da ise nüfus daha çok ekim ve dikime elverişli alanların bulunduğu Diyarbakır Havzası, Mardin Eşiği ve dağların eteklerinde toplanmıştır.

******* Doğu Anadolu nüfus yoğunluğu az olan bölgemizdir. Yurdumuzun en geniş bölgesi olan Doğu Anadolu'da nüfus, daha çok çukur ovalarda toplanmıştır. Bölgenin, dağlık ve şiddetli karasal iklime sahip olması, bu sonucu ortaya koyan en önemli etkenlerdir.
GÖÇLER
İÇ GÖÇLER
******* İç göçler 1950 ‘den sonra Ulaşımın gelişmesi ve sanayileşme ile artış göstermiştir.

******* İç Göçün (Köyden Kente) Sebepleri:
******* 1. Hızlı nüfus artışı,
******* 2. Tarım alanlarının miras yoluyla küçük parçalara ayrılması,
******* 3. Tarımda makinalaşma ile işsizliğin oluşması (bu genelleme Karadeniz bölgesi için geçerliliğini yitirir.).
******* 4. Eğitim hizmetleri, alt yapı hizmetlerinin yetersizliği,
******* 5. Kan davaları ve terör.
******* 6. İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri.
******* 7. Sağlık hizmetlerinin yetersizliği (en az etkili).
******* 8. İş imkanlarının sınırlı olması.
******* 9. Kentlerde sanayinin gelişmiş olması.

******* Köyden Kente Göçün Sonuçları:
******* 1. Nüfusun dağılışında dengesizlik olur.
******* 2. Yatırımların dağılışında dengesizlik olur.
******* 3. İşsizlik ortaya çıkar.
******* 4. Konut sıkıntısı olur. Sonuçta gecekondulaşma olur.
******* 5. Sanayi tesisleri (fabrikalar) kent içinde kalır.
******* 6. Çevre sorunları artar.
******* 7. Trafik, eğitim-sağlık problemleri olur.
******* 8. Alt yapı hizmetlerinin ***ürülmesi zorlaşır.
******* 9. Kültür çatışması olur.
******* 10. Kırsal kesimdeki yatırımlarda verimsizlik olur.

******* Köyden Kente Göçü Önlemek İçin;
******* 1. Sulamalı tarım yaygınlaştırılmalı,
******* 2. Modern tarım yöntemleri yaygınlaştırılmalı.
******* 3. Besi ve ahır hayvancılığı geliştirilmeli.
******* 4. Eğitim –sağlık hizmetleri geliştirilmeli.
******* 5. Tarıma dayalı sanayi kolları kırsal kesime kaydırılmalı
******* 6. Alt yapı hizmetleri geliştirilmeli (yol ,su, elektrik, haberleşme).

******* DIŞ GÖÇLER

******* Dış Göçlerin Sonuçları
******* 1.Ülkeler arası yapılan göçlerdir.
******* 2.Dış Göçlerin Nedenleri
******* 3.Savaşlar, baskı, zulüm, tehdit.
******* 4.Tabii afetler (Depremler, salgın hastalıklar, kıtlık gibi)
******* 5.Geçim sıkıntısı
******* 6.Sınırların değişmesi
******* 7.Uluslar arası antlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi.

******* Dış Göçlerin Sonuçları
******* 1.Ülkeler arası ekonomik ilişkiler gelişir.
******* 2.Kültür alışverişi olur.
******* 3.Turizmin gelişmesine katkı sağlar.
******* 4.Döviz girdisi artar.
******* 5.İşsizlik kısmen azalır.
******* 6.Aileler bölünür.
******* 7.Göç alan ülkede nüfus artar.

* ***** ç. Yurdumuzda nüfus artışının nedenleri ve sonuçları
******* Nüfus artışı, sınırları belli bir alanda, belirli bir süre içerisinde insan sayısında meydana gelen artıştır. Doğumlar ve göçler nüfus artışını oluşturan en önemli etmenlerdir. Bunun dışında, bir ülkenin sınırlarını genişletmesi de nüfus artışını sağlar.

******* Doğumların ölümlerden daha fazla olması nüfus artışına neden olmaktadır. Bu şekildeki artışa, doğal nüfus artışı denilmektedir. Yurdumuzda dış göçler yoluyla da nüfus artışı söz konusudur. Ancak etkisi çok fazla değildir.

******* Yurdumuzda ilk düzenli nüfus sayımı 1927 yılında yapılmış, bu yılda nüfusumuz 13,6 milyon olarak tespit edilmiştir. 1990 yılında yapılan sayımda ise nüfusumuz 56,4 milyon olarak belirlenmiştir. En son 2000 yılında yapılan sayımda ise nüfusumuz 67 milyonu geçmiştir. Buna göre, geçen süre içerisinde nüfusumuz 4 katından fazla artmıştır. Buna dayalı olarak ülkemizdeki nüfus yoğunluğu da 18 kişiden 88 kişiye yükselmiştir.

******* Ülkemizdeki nüfus artışı, sayım dönemlerine göre farklılıklar göstermektedir. En düşük nüfus artışı 1940-1945 döneminde yaşanmıştır. Bu düşüşün nedenini, bu dönemin II. Dünya Savaşı yıllarına rastlamasıyla açıklayabiliriz. Yurdumuz bu savaşa girmemiştir. Ancak bir saldırı olasılığına karşı erkek nüfusun pek çoğu silah altına alınmış, bu durum evlenmeleri azaltmış, dolayısıyla doğum olayını yavaşlatmıştır. Ayrıca sağlık ve beslenme koşullarındaki bozulmaya paralel olarak ölümlerin artması da nüfusumuzdaki artış hızını azaltmıştır.

** **** Savaş sonrası dönemde, ülkemizdeki nüfus artış hızı yeniden yükselmiştir. Bunun nedenleri, sağlık koşullarındaki düzelme, salgın hastalıkların büyük ölçüde önlenmesi ve hayat seviyesinin yükselmesidir. Bugün ortalama nüfus artış hızımız %1,8 civarındadır.

******* Yurdumuzda nüfus artış hızının çok düşük veya çok yüksek olması, önemli sorunları da beraberinde getirmektedir. Nüfus artış hızının düşük olması; yaşlı nüfusun fazla, çalışma çağındaki nüfusun az olmasına neden olur.

******* Yurdumuzdaki nüfus artış hızının çok yüksek olması, kalkınma hızımızı düşürmekte, çalışan nüfusun yükünü de ağırlaştırmaktadır. Ayrıca işsizliği artırmakta, gelir dağılımında dengesizliğe neden olmaktadır. Doğal kaynaklarımızın da daha çabuk tükenmesine neden olan hızlı nüfus artışı, göçleri de hızlandırmaktadır. İşte bu nedenle, nüfus artış hızının dengede tutulması için yurdumuzda aile planlaması çalışmaları yapılmaktadır. Böylece herkesin bakabileceği kadar çocuk sahibi olmasına çalışılmaktadır. Buna dayalı olarak nüfusumuz, daha sağlıklı, daha iyi eğitilmiş ve daha iyi olanaklara sahip bireylerden oluşacaktır.

******* d. Yurdumuzda nüfus kaybının nedenleri ve sonuçları
******* Yurdumuzda nüfus kaybını oluşturan etmenlerin başında, ana ve bebek ölümlerinin yüksek olması, trafik kazalarının çokluğu, salgın hastalıklar ve doğal afetlerin fazlalığı ile savaş ve dış göçler gelmektedir.

******* 1990 nüfus sayım sonuçlarına göre, nüfusumuzun dörtte birini doğurgan çağdaki kadınlar, üçte birini de bebek ve çocuklar oluşturmaktadır. Sözü edilen bu iki yaş grubunun sağlık durumlarının istenilen düzeyde olmaması, ülkemizde genel sağlık sorunlarının önemli ve öncelikli konularından birini oluşturmaktadır. Özellikle kırsal kesimlerdeki kadınlarımızın doğum öncesinde ve doğumdan sonraki dönem içinde, gerekli sağlık koşullarına uymamaları, anne ölümlerinin çok olmasına neden olmaktadır. Ayrıca kırsal kesimlerde, doğumun sağlık personeli değil de bu konuda uzman olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmesi, ölüm olaylarını arttırmaktadır. Bu durum bazen hem anne hem de bebeğin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanmaktadır. Bunun yanında yeni doğan bebeğin özellikle hayatının ilk ayı, çok özel bir dönem olması nedeniyle yakından izlenmesi gerekmektedir. Yurdumuzda özellikle kırsal kesimlerde bebek bakımı gereği gibi yapılamadığından, bebek ölüm oranları yüksek olmaktadır.

******* Nüfus kaybının önemli etmenlerinden olan trafik kazaları da yurdumuzda son yıllarda artış göstermiştir. Bu kazalar sonucunda pek çok vatandaşımız yaşamını yitirmekte, pek çoğu sakat kalmakta ayrıca büyük maddi zararlar meydana gelmektedir. Bu kazaların oluşumunda özellikle sürücü, yaya ve yolcu olarak insan faktörünün çok büyük payı vardır. Bazı kara yollarımızın, artan trafiğe cevap verememesi de önemli bir etkendir. 2000 yılı itibariyle yurdumuzda 466 385 trafik kazası olmuş, bu kazalarda 3941 vatandaşımız yaşamını yitirmiş, 115 877 vatandaşımız da yaralanmıştır.
Trafik kazalarının azaltılması, düzenli ve güvenli bir trafik ortamının sağlanması için kişilerin yol ve trafik güvenliği konularında gereği gibi eğitilmeleri gerekir.

******* Tifo, tifüs, dizanteri, kızıl, kızamık, salgın menenjit, verem, difteri, bulaşıcı sarılık, kolera vb. pek çok salgın hastalık da nüfus kaybına neden olmaktadır. Bütün bu bulaşıcı hastalıklar, insana birtakım yollarla bulaşır ve ölümlere neden olur. Bulaşıcı hastalıkların başkalarına geçmeden ortaya çıktığı anda önlenmesi ve insan kaybına neden olmaması alınacak bazı tıbbi tedbirlerle mümkündür.

******* Doğal afetlerden olan depremler, sel baskınları, çığ düşmeleri ve yer kaymaları ile yangınlar da yurdumuzda az da olsa nüfus kaybına neden olan etmenlerdendir. Türkiye deprem kuşağı üzerinde yer alan bir ülkedir. Bu nedenle yurdumuzda yer yer değişik şiddetlerde depremler olmaktadır. Gerek depremlere, gerekse diğer doğal afetlere ve yangınlara karşı yeterince önlem alındığı takdirde bunların vereceği zararı en aza indirmek mümkün olabilecektir.

******* Nüfus kaybına neden olan diğer bir etmen de savaştır. Savaşlar çeşitli nedenlerle ortaya çıkar. Çatışma sonucunda pek çok insanın yaşamını kaybetmesi, o ülkede nüfus kaybına neden olmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Ulu Önder Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh." ilkesine bağlı kalarak zorunlu olmadıkça herhangi bir savaşa girmemektedir. Aynı zamanda savaşa neden olacak durumlardan kaçınmaktadır.

******* Daha çok ekonomik nedenlerle gerçekleşen dış göçler de nispeten yurdumuzdaki nüfus kaybına neden olmaktadır. Ülkemiz nüfusunun artışına paralel olarak ekonomik imkanlarımızın ve iş olanaklarının artırılması ile bu durumun geçilebilir.
Etiketler:

ECBanner bloggping TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi pagerankonline.de - Pagerank Anzeige ohne Toolbar On our way to 1,000,000 rss feeds - millionrss.com
Seo Memurvadisi Backlink Austausch ECBannerFree Automatic Backlinks Free Automatic Backlinks Free Automatic BacklinksFree Automatic Backlinks Free Automatic BacklinksFree Automatic Backlinks
Bu sitedeki yazılar telif hakkları göz önüne alınarak yayınlanmaktadır. Kaynak göstermeksizin Tamamı veya Bir Kısmının KOPYALANMASI YASAKTIR. yayınlanan bu makale ve eserlerin hak sahipleri herhangibir nedenle telif hakkı idda ederlerse ve bizce uygun görülmesi halinde (gerçeklik esası olması dahilinde) bize lütfen mail atsınlar (ozkan@mail.nu) en kısa sürede eserleriniz sitemizden kaldırlır. © 2008 www.odeveson.blogspot.com