******************************************************************************************************************************************
Bu Sitedeki Tüm Yazılar Ücretsizdir. Sadece Sizden İstediğimiz "Allah Bu Siteyi Hazırlayandan Razı Olsun" Amin... Demenizdir.
************************************************************************************************************************************ www.odeveson.blogspot.com adresindeki yazı ve makalelerin Kaynak göstermeksizin Tamamı veya Bir Kısmının KOPYALANMASI YASAKTIR.
22 Aralık 2008 Pazartesi Gönderen admin 0 yorum
2.8. might
a) zayıf olasılık
- This medicine might have some side effects.
Bu ilacın bazı yan etkileri olabilir.
b) izin isteme
- Might we suggest something ?
Birşey önerebilir miyiz ?
c) gelecekte tamamlanması olası eylem
- By the year 2.000, you might have died.
2000 yılına gelindiğinde ölmüş olabilirsin(iz).
d) geçmişe ait olası eylem
- He might have tried to contact you.
Sana ulaşmaya çalışmış olabilir.
e) geçmişte gerçekleşmemiş olasılık
- They might at least have apologized.
En azından özür dileyebilirlerdi [ama dilemediler]
f) might as well = had better


2.9. must
a) konuşmacının zorunlu gördüğü, kendi fikrine dayalı zorunluluk
- I don't want her here. She must go.
Onu burada istemiyorum. Gitmeli./Gitmesi şart.
b) çok kuvvetli olasılık
- There must be a mistake. Check it again.
Bir hata olmalı./ Mutlaka bir hata vardır. Yeniden kontrol et.
- He must be sleeping. I can hear his snore.
Uyuyor olmalı. Horultusunu duyabiliyorum.
Bu yapının olumsuzu mustn't ile değil can't ile oluşturulur.

c) Yasaklama
- You must not take any pictures here.
Burada fotoğraf çekmemelisin(iz).
d) Geçmişte gerçekleşmiş olması olası eylem
- He must have missed the bus.
Otobüsü kaçırmış olmalı.

Bu yapının olumsuzu musn't have ile değil can't have ile oluşturulur.

2.10. need(n't)
a) Gerekmezlik (= don't/doesn't have to)
- You needn't worry.
Endişelenmen gerekmez/gereksiz.
b) Gereklilik
- Need I sign it ?
İmzalamam gerekir mi ?
c) Geçmişte gerek olmadığı halde yapılmış eylem.
- We needn't have brought our tent; his tent is large enough.
Çadırımızı getirmemiz gerekmezdi. Onun çadırı yeterinde geniş.


2.11. ought to
a) Öğüt, tavsiye
- It ought to be cleaned every two months.
İki ayda bir temizlenmesi gerek.
b) Geçmişte gerçekleş(me)miş olasılık.
- She ought to have been more careful
Daha dikkatli olması gerekirdi.


2.12. shall
a) Gelecek. Resmi kullanım.
- When shall we announce the results ?
Sonuçları ne zaman açıklayacağız ?
b) Sadece I ve we ile, öneri.
- Shall we go out ?
Çıkalım mı ?
c) Will yerine. Resmi kullanım.
- The accused shall be interrogated.
Sanık sorguya çekilecek.


2.13. should
a) Yükümlülük
- He should work harder.
Daha fazla çalışması gerek.
b) Şu anda gerçekleşmesi gerekirken gerçekleşmeyen - ya da bunun tam tersi - eylem.
- You should be at home now. You should be studying.
Şu anda evde olman gerekirdi. Ders çalışıyor olmalıydın.
c) Why veya How ile, tedirginlik ve öfke ifadesinde.
- How should I know it ?
Ben nereden bileyim ?
d) Olasılık
- He worked hard. So, he should succeed.
İyi çalıştı. Kazanması gerekir. / Kazanacaktır.
e) Geçmişte gerçekleşmemiş gereklilik
- She should have seen her mistake.
Hatasını görmesi gerekirdi.
f) Bazı yüklem ve sıfatlarla
- I advise that she should resign.
- Was it essential that he should be sacked ?
g) Second conditional yapıda, devrik cümle oluşturmak için.
- Should he come, give him my message.


2.14. used to
a) Geçmişte olan ve artık devam etmeyen al??kanlık.
- I used to exercise regularly.
Düzenli olarak alıştırma yapardım.
b) Olumsuz yapıda, geçmişte olmayıp sonradan edinilen al??kanlık.
- She didn't use to smoke.
Eskiden sigara içmezdi.
- He never used to leave the office early.
Ofisten asla erken ayrılmazdı.
Her ne kadar used to ile doğrudan bir ilgisi olmasa da, karışıklığa çok çabuk neden olabildiği için be used to ve get used to yapılarına da değinmek yerinde olacaktır. Be used to "alışkın olmak", get used to ise "alışkanlığı kazanmak" anlamlarını taşırlar ve yardımcı yüklem özellikleri yoktur.
- "Your neighbours upstairs are making a lot of noise."
- "I'm used to it."
- When I first moved to Ankara, life was difficult. Then I got used to living here.


2.15. will
a) Geleceğe yönelik durum, eylem
- I will come with you.
Seninle geleceğim.
- Next month, we'll be opening a new branch.
Gelecek ay yeni bir şube açıyor olacağız.
- Next month, we'll have opened a new branch.
Gelecek ay yeni bir şube açmış olacağız.
b) Rica, istek
- Will you please leave the door open ?
Lütfen kapıyı açık bırakır mısın ?
c) Geleceğe yönelik kesin ve doğal sonuç
- She is so stubborn. She'll refuse it.
Çok inatçı. Reddeder./Reddedecektir.


2.16. would
a) Geçmişte alışkanlık. Used to yapısından farkı, bu alışkanlığın bitmiş olmasının gerekmemesidir.

- He would drink a glass of wine after dinner.
Akşam yemeğinden sonra bir bardak şrap içerdi.
b) Rica, istek
- Would you send the brochures as soon as possible ?
Broşürleri olabildiğince çabuk gönderir misiniz ?
c) Geçmişte zorunluluk, kimi zaman inat taşıyan eylem.
- I begged him to help me, but he wouldn't.
Bana yardım etmesini istedim ama etmeyeceği tuttu.
d) Geçmişte gerçekleşmemiş eylem.
- We would have stayed longer but the weather changed.
Daha uzun kalırdık ama havalar değişti.
e) Second conditional türü kullanımda
- If you had not been so lazy you would be studying at university now.
O kadar tembel olmasaydın şimdi üniversitede okuyor olurdun.


2.17. would rather
"Tercih etmek, yeğlemek" anlamını taşır.
- I'd rather die keep silent.
Sessiz kalmayı yeğlerim. / Ben iyisi mi sessiz kalayım.
Tercih söz konusu olduğunda than kullanılır.
- We'd rather starve to death than eat it.
Onu yemektense açlıktan ölmeyi tercih ederiz,

would rather + kişi durumunda bu kişiden sonra gelen yüklem Simple Past Tense ile oluşturulur, ama anlam past değildir.

- I'd rather you went first.
Senin önce gitmeni tercih ederim.



. Diğer kullanımlar
Bazı yardımcı yüklemler, özellikle Reported Speech yapılarda, birbirlerinin past hali olarak kullanılırlar. Bu konudaki yanılgılardan biri, shall yardımcı yükleminin past halinin should olduğudur; shall yapısının past hali sadece would yardımcı yüklemi olabilir.

EDİLGEN YAPI

1. KULLANIM
İngilizce'de "passive" yapı "be + V3" yapısı ile olur. "Be" yüklemi cümlenin zamanına uygun olarak "am, is, are, was, were, be, been" hallerinden birini alır. Türkçe'de ise "edilgen" yapı "yüklem + -Il/In" yapısı ile oluşturulur.

2. ZAMANLAR VE YARDIMCI YÜKLEMLERDE "PASSIVE"
Simple Present English is spoken in many countries.
Present Continuous The house is being decorated.
Present Perfect She has been informed.
Present Per. Cont. The research has been being done. *
Simple Past I was informed.
Past Continuous I was being followed.
Past Perfect He had been misunderstood.
Past Per. Cont. I had been being questioned for hours. *
Future
will It will be completed on time.
going to They are going to be invited.
continuous You will be being informed soon. *
perfect It will have been opened by next week.
Modal verbs
can can + V3
could could + V3
had better had better + V3
have to have to + V3
may may + V3
might might + V3
must must + V3
need need to + V3
ought to ought to + V3
shall shall + V3
should should + V3
used to used to + V3
would would + V3
would rather would rather + V3

* ile işaretli olan yapıların kullanımı yoktur.


3. "PASSIVE" ANLAM TAŞIYAN YÜKLEMLER
Bazı yüklemler, cümleye göre, "Passive" anlam taşıyarak kullanılabilirler.
- Your report reads well.
- The new Ford is selling badly.
- It is a nice material, but it doesn't wash.


4. "ACTIVE" CÜMLENİN NESNESİNİN BİR "CLAUSE" OLMASI
Örneklerde de görüleceği gibi, "active" bir cümlenin nesnesinin bir "clause" olması durumunda
- People believed (that) the witches communicated with the devil.
CLAUSE
İnsanlar cadıların şeytanla iletişim kurduğuna inan(ır)dı.
bu cümle çeşitli durumlarda "passive" yapılabilir.
- It was believed that the witches communicated with the devil.
CLAUSE
- The witches were believed to communicate with the devil.
S V
- That the witches communicated with the devil was believed.
S V
Cadıların şeytanla iletişim kurduğuna inanıl(ır)dı.
Bu tür "passive" cümlelere bir diğer örnek:
- Nobody knew whether he was telling the truth.
S V O = CLAUSE
- It was not known whether he was telling the truth.
- Whether he was telling the truth was not known.

5. "INFINITIVE" YAPININ "PASSIVE" HALİ
5.1. be to + PASSIVE
a) Gereksinim
- These carpets are to be cleaned regularly. (=should be cleaned)
- This form is to be filled in in ink.
Bu formun mürekkepli kalemle doldurulması gerek.
- There is a lot of work to be done.
Yapacak/ Yapılacak çok iş var.
b) "will" anlamında
- An offer as generous as this one is not to be refused.
Bu kadar cömert bir öneri reddedilmez.


5.2. "be" + "to be seen / found / congratulated"
- He was nowhere to be seen.
Hiçbiryerde görülmedi/ Onu gören olmadı.

- The dog was nowhere to be found.
Köpek hiçbiryerde bulunamadı.


5.3. "be + to blame" yapısı "be + to be blamed" anlamında
- Nobody is to blame for the accident.
Kaza için kimse suçlanamazdı./ Kazada kimsenin suçu yoktu.


5.4. "anything / nothing" + "to do / to be done"
- There is nothing to do.
Yapacak hiçbirşey yok [bu yüzden canım sıkılıyor].
- There is nothing to be done.
Yapacak hiçbirşey yok. / Elden birşey gelmez [o yüzden at onu gitsin].


5.5. "supposed to"
- I am supposed to be at home
gibi bir cümle iki tamamen farklı anlam taşıyabilir:
[1] = Everyone supposes that I'm at home.
Herkes benim evde olduğumu sanıyor.
[2] = I should be at home now.
Şu an evde olmam gerekirdi.
Uygun anlam "bağlam" yolu ile anlaşılabilir.


5.6. "to have been + V3 "
"to have been + V3" yapısı "perfect/past" anlam taşıdığından
- I would like to be invited
cümlesi Türkçe'ye
Davet edilmeyi isterim. / Keşke davet edilsem
şeklinde aktarılabilirken,
- I would like to have been invited
cümlesi
Davet edilmiş olmayı isterdim. / Keşke beni davet etselerdi
şeklinde Türkçe'ye aktarılabilir.


5.7. "get + (nesne) + V3"
İngilizce'de edilgen yapıda "be + V3" yerine "get + V3" kullanılabilmektedir.
- How did the window get broken ?
Cam nasıl kırıldı ?
- He got his money stolen.
Parasını çaldırdı.

CÜMLE + CÜMLE: "COORDINATION"
1. TANIM
Cümleyi oluşturan unsurlar birbirlerine "coordination" yolu ile bağlandıklarında, çeşitli "coordinator"lar kullanılmaktadır. Bunlardan basit olanlar,
and
or
but,
kullanım açısından daha kapsamlı olanlar ise
either ... or
both ... and
nor, neither ... nor
not only ... but (also/as well)
olarak guruplandırılabilir.


2. KULLANIM VE ÇEVİRİ
2.1. And, or, but
Kullanım ve çeviri açısından bu üç basit "coordinator" önemli sorunlar oluşturmazlar.
- I wonder whether I should stay and wait or whether it is better to leave.
Kalmalı ve /Kalıp beklemeli miyim yoksa / ya da /, ayrılmak daha mı iyi bilemiyorum.

"And" Türkçe'ye "ve", "yüklem + - Ip", ya da "," şeklinde aktarılabilir. "Or" Türkçe'ye "ya da", "veya", "(ve)yahut", ya da "," ile aktarılabilir. "But" Türkçe'ye "fakat", "ama", "ancak", ya da "," ile aktarılabilir.
Kimi zaman "but" kelimesi "except" (= dışında, haricinde) anlamını taşıyabilir. Bu durumda "but" kelimesini bir yüklem izlerse yüklem "to" kullanılmadan bağlanır.
- We have no choice but resign.
İstifa etmekten başka bir seçeneğimiz yok.


2.2. Either ... or
- Either you are crazy or I know nothing.
(Ya sen çılgınsın ya da ben birşey bilmiyorum! ) / Eğer sen çılgın değilsen ne olayım !
- You may either stay here or (you may) go out.
İster burada kal ister çık.

Bu yapı Türkçe'ye "Ya ... ya da", "İster ... ister" yapıları ile aktarılır.


2.3. Both ... and
- The old secretary could both type excellently and take shorthand.
Eski sekreter hem kusursuz daktilo yazabiliyordu hem de steno biliyordu.

Bu yapı Türkçe'ye "Hem ... hem de", "Gerek ... gerekse" yapıları ile aktarılır.


2.4. Nor
"Nor" kullanılan cümlede, vurgu sağlamak için, "özne + yüklem" yapısı tersyüz edilerek devrik yapı oluşturulur.
- He didn't accept the offer. Nor did he refuse it.
Teklifi kabul etmedi. Red de etmedi./Reddetmedi de.

Bu yapı Türkçe'ye "ne ... ne de" ya da " -mEdIğI / mEyEcEğI gibi, ..... olumsuz yüklem" şeklinde aktarılabilir.


2.5. Not only ... but (also/as well)
"Nor" kullanılan cümlede olduğu gibi, "Not only..." yapısıyla cümleye başlanması durumunda cümlede devrik yapı oluşur.
- Not only does he play the guitar but he is a good singer (as well).
Sadece gitar çalmakla kalmaz, iyi bir şarkıcıdır da.
- They not only broke/Not only did they break into his office, (but) they also stole his computer.
Hem bürosuna zorla girdiler hem de bilgisayarını çaldılar.

Bu yapı Türkçe'ye "sadece / yalnızca + {olumsuz / olumlu yüklem } ... bir de / ayrıca / üstelik + { olumlu / olumsuz yüklem } yapısı ile ya da "hem ... hem de" ile aktarılır.


2.6. Neither ... nor
Bu yapıda da vurgu amacı ile devrik yapı kullanılabilir.
- We are neither aware nor (are we) fully ignorant of the subject.
Konu hakkında ne bilgimiz var ne de tamamen bilgisiz durumdayız.

Bu yapı Türkçe'ye "ne ... ne de" şeklinde aktarılabilir.
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum
ZAMAN KAVRAMI
1. GiRiŞ
Bu ve bunu izleyen ana başlık altında İngilizce'de yer alan bütün zamanlar (= tense) ve yardımcı yüklemler (= modal verbs) iki ayrı başlık altında ele alınmaktadır. Zamanlar "Present", "Past", ve "Future" sırası ile, yardımcı yüklemler ise alfabe sıralamasında ele alınmaktadır. Önemli çeviri özellikleri, her zaman olduğu gibi, kutu içinde verilmektedir.
2. "Present" : Geniş zaman / Şimdiki zaman
2.1. Simple Present Tense
a) Her zaman olan/olabilecek olaylar için kullanılır.
- The earth rotates around the sun.
Dünya güneşin çevresinde döner.
b) Bir olayı naklederken, özellikle hikaye dilinde kullanılır.
- Rosencrantz flips a coin.
Rosencrantz yazı tura için para atar.
c) Her zaman olan, olabilecek ve bir sıkl??a sahip olayların anlatımında kullanılır.
- I always/sometimes/rarely brush my teeth.
Dişlerimi her zaman/bazan/nadiren fırçalarım.

Simple Present'ın bu kullanımları (A-C) Türkçe'ye aktarılırken "yüklem + -Er/-Ir" yapısı kullanılır.

d) Geleceğe ait kesin bir olaydan söz ederken kullanılır.
- We set off after lunch.
Öğle yemeğinin ardından yola çıkıyoruz.
e) Normalde "yüklem + -ing" yapısı ile kullanılmayan bazı yüklemlerle birlikte kullanılır. Bu yüklemlerin başlıcaları:

astonish, belong to, believe, concern, consist of, contain, depend on, deserve, detest, dislike, doubt, feel, fit, forget, guess, have, hear, hate, imagine, include, impress, know, like, love, need, owe, realize, recognize, regret, resemble, remember, satisfy, see, seem, smell, sound, suppose, taste, think, understand, want, wish
• feel yüklemi "fikir sahibi olmak" (- I feel he is right) anlamında "-ing" almaz; "hissetmek" anlamı (- How are you feeling today?) taşıdığında "-ing" alır.
• have yüklemi "sahip olmak" (- She has three children.) anlamında "-ing" almaz"; "..almak / yemek" anlamı (- They are having lunch.) taşıdığında "-ing" alır.
• hear yüklemi alışılmadık durum belirttiğinde (- I'm hearing things. / Gaipten sesler duyuyorum.) "-ing" ile kullanılabilir.
• see yüklemi alışılmadık durum belirttiğinde (- I'm seeing double) "-ing" ile kullanılabilir.
• smell yüklemi "koku salmak" (- It smells nice.) anlamında "-ing" almaz; "koklamak" anlamı (-She is smelling the flowers.) taşıdığında "-ing" ile alır.
• taste yüklemi "tadı olmak" (- It tastes nice.) anlamında "-ing" almaz; "tatmak" anlamı (- Why are you tasting the soup?) taşıdığında "-ing" alır.
• think yüklemi "fikir sahibi olmak" (- I think he is right.) anlamında "-ing" almaz; "düşünmek" anlamı (- What are you thinking ?) taşıdığında "-ing" alır.

Simple Present'ın bu kullanımları (D-E) Türkçe'ye aktarılırken "yüklem + - Er/-Ir" ya da çoğu kez "yüklem + - Iyor" yapısı kullanılır.

f) Emir vermek için kullanılır.
- Stop !
Dur !



2.2. Present Continuous Tense
a) Şu anda gerçekleşmekte olan olaylar için kullanılır.
- You are reading a sentence.
Bir cümle okuyorsun/okumaktasın.
b) Şu aralar olmakta olan olaylar için kullanılır.
- I am reading a wonderful novel.
Şahane bir kitap okuyorum/okumaktayım.
c) Geleceğe yönelik kesin planlarda kullanılır.
- What are you doing tomorrow ?
Yarın ne yapıyorsun ?
d) Konuşmacıyı tedirgin eden ve sık tekrarlanan bir olay için "always" ile birlikte kullanılır.

- She is always complaining about my dog.
Sürekli / Hep / Durmadan köpeğimden şikayet ediyor.

Present Continuous'un bu kullanımları (A-D) Türkçe'ye "yüklem + -Iyor/-mEktE" kullanılarak aktarılır.


2.3. Present Perfect Tense
a) Az önce tamamlanan bir olay için, genelde "just" ile kullanılır.
- I have just drunk a cup of tea.
Az önce/Daha şimdi bir fincan çay içtim.

b) Yapılmış ama zamanı belli olmayan eylemler için, ya da zaman belli olsa da eylemin kendisi kadar önemli olmadığı durumlarda kullanılır.

- Peter has been to the States twice.
Peter Amerika'da iki kez bulundu./Birleşik Devletler'e iki kez gitti.
c) Geçmişte yapılmış, şu anda ya da gelecekte yapılabilme olasılığı var olan olaylar için kullanılır.

- He has won 3 Oscars.
3 Oscar kazandı.

d) Sınırları kesin belirtilmeyen bir zamanı belirtmekte olan bir terim ile birlikte [1], ya da, olayın geçtiği zaman diliminin henüz sona ermediği durumlarda [2] kullanılır.

- The population has risen dramatically lately. [1]
Nüfus son zamanlarda önemli ölçüde arttı/artmıştır.

Present Perfect'in bu kullanımları (A-D) Türkçe'ye "yüklem + -DI", çeviri metni resmi bir dil taşıdığında da "yüklem + - mIştIr" yapısı ile aktarılır.

- They haven't had a holiday this year. [2]
Bu sene tatil yapmadılar.
e) "be" yüklemi ile birlikte, nitelik, yer, vs. belirten yapıların oluşturulmasında kullanılır.

- I have been a teacher for 7 years.
Yedi senedir öğretmenim/öğretmenlik yapmaktayım/yapıyorum.

Bu kullanım (E) Türkçe'ye "yüklem + -DIr" yapısı ile aktarılırsa da -DIr takısı genelde düşer.
2.4. Present Perfect Continuous Tense
a) Present Perfect'ten farklı olarak, daha süreli bir eylemi kapsar.
- I have been writing since ten this morning.
Bu sabah ondan beri yazıyorum/yazmaktayım.
b) Kimi zaman, olayın kendisi bitmiş olsa bile etkisi sürmektedir.

- You look terrible. Have you been fighting ?
Berbat görünüyorsun. Kavga mı ettin ?

Present Perfect Continuous Türkçe'ye, eylem sonuçlanmamış ise (A) "yüklem + -Iyor/-mEktE", eylem sonuçlanmış ise (B) "yüklem + -DI" ile aktarılır.


3. Past : Geçmiş zaman
3.1. Simple Past Tense
a) Geçmişte belirli bir zamanda bitmiş bir olay için kullanılır. Bu kullanımın Present Perfect'ten farkı olayın geçtiği zamanın ve ayrıntıların önem kazanmasıdır.

- He left a minute ago.
Bir dakika önce çıktı.
- Where did the accident happen ?
Kaza nerede oldu ?

Simple Past'ın bu kullanımı (A) Türkçe'ye "yüklem + -DI", daha resmi yapılarda ise "yüklem + mIştIr" kullanılarak aktarılır.

b) Geçmişe ait bir alışkanlık için "always", "never", vs. ile kullanılır.
- He always wore a hat.
Sürekli/Hep şapka giyerdi.

Simple Past'ın bu kulanımı (B) Türkçe'ye "yüklem + -I/ErdI" kullanılarak aktarılır.



3.2. Past Perfect Tense
a) Geçmişe ait iki olayın bulunduğu bir durumda ve bu iki olaydan birinin diğerinden önce olması halinde, önce olan olay için "Past Perfect", sonra olan olay için de "Simple Past" kullanılır.

- When the police arrived, the burglad had escaped.
Polis geldiğinde hırsız kaçmıştı.
b) "Past Perfect" temelde "Present Perfect'in past halidir.
- He had won 3 Oscars.
3 Oscar kazanmıştı.

Past Perfect Türkçe'ye "yüklem + -mIştI" ile, ya da, pek sık olmasa da, "yüklem + - DıydI" ile aktarılır.



3.3. Past Perfect Continuous Tense
"Present Perfect Continuous" yapının past halidir.
- I had been writing since 10 this morning.
O sabah 10'dan beri yazmaktaydım.
- You looked terrible. Had you been fighting ?
Berbat görünüyordun. Kavga mı etmiştin ?

Past Perfect Continuous Türkçe'ye " yüklem + - Iyordu / -mEktEydI / -mIştI kullanılarak aktarılabilir.



3.4. Past Continuous Tense
a) Geçmişte bir süre devam etmiş olan olayların aktarımında kullanılır.
- She was earning quite a lot of money.
Oldukça çok para kazanıyordu / kazanmaktaydı.
b) Devam etmekte iken ani ve daha kısa bir eylemle karşılaşan ya da o eylem tarafından kesintiye uğratılan bir eylem için kullanılır.
- When she heard the explosion she was having bath.
Patlamayı duyduğunda banyo yapıyordu.

Past Continuous Türkçe'ye "yüklem + -Iyordu / -mEktEydI" ile aktarılır.



3.5. "Infinitive" yapılarda past
"Infinitive" (to + yüklem) İngilizce'de "to have + V3" ile past hali alır.
- He is believed to have a big fortune. PRESENT
İnanışa göre büyük bir serveti var.
- He is believed to have lived in misery. PAST
İnanışa göre sefalet içinde yaşadı / yaşamış.



3.6. "Gerund" yapılarda past
"Gerund" (yüklem + - ing) yapısı "having + V3" kullanılarak past yapılabilir.
- Having completed the task, the students had a break.
(= After they had completed ... )
Görevi tamamladıktan sonra öğrenciler ara verdiler.
Bu yapı perfect nitelik de taşıyabilir.
- Having completed the task, the students will have a break.
(= After they have completed .... )


4. Future: Gelecek zaman
4.1. will
a) Bir plan ya da kesinleşmiş amaç olmadığı durumlarda kullanılır.
- Don't worry. You'll succeed.
Endişelenme. Başaracaksın.

Bu kullanım (A) Türkçe'ye "yüklem + - EcEk" ile aktarılır.

b) Sonucun kesin / doğal olduğu bilinen durumlarda, kimi zaman da bir inatlaşma söz konusu ise kullanılır.

- When it is wet, this paint will give a terrible smell.
Islakken bu boya berbat bir koku salar / salacaktır.
- Don't insist. She will say no.
Israr etme. Hayır der / diyecektir.

Bu kullanım (B) Türkçe'ye "yüklem + - I/Er" ya da "yüklem + - EcEkDIr" ile aktarılır.



4.2. be (am/is/are) going to
a) Bir plan ya da kesinleşmiş amaç olduğu zaman kullanılır.
- Don't worry. I'll help you.
Endişelenme. Sana yardım edeceğim.
b) Bir eylemin gerçekleşeceğine ait kesin iz, belirti varsa kullanılır.
- She looks very pale. I think she's going to faint.
Çok solgun görünüyor. Sanırım bayılacak.

Bu kullanımlar (A-B) Türkçe'ye "yüklem + - EcEk" ile aktarılır.

c) "was / were going to" yapısı yapılması amaçlanan ama gerçekleşmesine olanak ya da gerek kalmayan eylemler için [1] - ya da bunun tam tersi olarak gerçekleşmesine gerek yokken gerçekleşen [2] - olaylar için kullanılır.

- I was going to call him. He called me. [1]
Onu arayacaktım. O beni aradı.
- They weren't going to visit the ancient church but they did so while they took shelter there during the rain. [2]
Antik kiliseyi gezmeyeceklerdi ama yağmurdan korunmak için oraya sığındıklarında geziverdiler.

Bu kullanım (C) Türkçe'ye yüklem + - EcEktI" ile aktarılır.



4.3. be (am/is/are/ ..) to
a) "will (definitely)" anlamında kullanılır.
- The Queen is to visit New Zealand.
Kraliçe Yeni Zelanda'yı ziyaret edecek.

Bu kullanım (A) Türkçe'ye "yüklem + - EcEk" ile aktarılır.

b) "should" anlamında kullanılır.
- You are to do your homework.
Ev ödevini yapman gerek.

Bu kullanım (B) Türkçe'ye "should" gibi aktarılır.




4.4. Future Continuous Tense
Gelecekte sürüyor olacak eylem için kullanılır.
- This time tomorrow, I'll be sleeping.
Yarın bu saatler uyuyor olacağım.

Future Continuous Türkçe'ye "yüklem + - Iyor / - mEktE olacak" ile aktarılır.



4.5. Future Perfect Tense
Gelecekte bir zamanda tamamlanmış olacak eylem için - genelde zaman belirten by kelimesi ile birlikte - kullanılır.
- This time tomorrow, I'll have gone to bed.
Yarın bu saatler yatmış olacağım.
Future Perfect Türkçe'ye "yüklem + - mIş olacak" ile aktarılır.


YARDIMCI YÜKLEMLER
1. Tanım
Bu bölümde ele alınan yüklemler birer yardımcı yüklemdir. Tek başlarına kullanıldıklarında yüklem olarak taşıdıkları anlamı taşımazlar ("Yes, I can" gibi kısa yanıt durumları dışında). Bu nedenle, kimi yardımcı yüklemlerin isim ya da yüklem olarak taşıdıkları anlama (can (n) = teneke kutu, have (v) = sahip olmak, May (n) = Mayıs, must (n) = gereklilik, will (n) = irade; vasiyetname) dikkat etmek gerekebilir.
2. Kullanım ve Çeviri
Yardımcı yüklemler alfabe sırasına göre ele alınmıştır.


2.1. be (am / is / are) able to
"Bir şeyi yapabilmek" anlamını taşır.
- I am able to run a mile.
Bir mil koşabilirim.
- They will be able to complete the project on time.
Projeyi zamanında tamamlayabilecekler.
- She was able to say a few words.
Birkaç kelime söyleyebildi.
- We haven't been able to understand it.
Onu anlayabilmiş değiliz.

Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + - EbIl- " ile aktarılır. Gerekli zaman takısı eklenir.


2.2 can
a) bir şeyi yapabilmek
- Can you speak German ?
Almanca konuşabilir misin ?
b) olasılık
- He can be here any moment.
Her an gelebilir.
c) izin, rica
- Can I leave early ?
Erken çıkabilir miyim ?
- Can you turn the volume down ?
Sesi kısabilir misin ?

Bu kullanımlar (a-c) Türkçe'ye "yüklem + - EbIl- ile aktarılır.

d) Olumsuz sonuç çıkarma
- It can't be her. She is much taller.
Bu o olamaz. O daha uzun boylu.
e) Geçmişe ait olumsuz sonuç çıkarma.
- She can't have left earlier.
Daha erken çıkmış olamaz.


2.3. could
a) Geçmişte bir şeyi yapabilmek.
- I could swim across the lake then.
O zamanlar gölü yüzerek geçebilirdim.
b) olasılık
- Perhaps she could answer all the questions.
Belki de tüm sorulara yanıt verebilir.
c) izin, rica
- Could you do me a favour ?
Bana bir iyilik yapar mısın ?
d) teklif
- Could we meet at around 12 tomorrow ?
Yarın saat 12 civarında buluşabilir miyiz ?
e) Sonuç çıkarma
- He could be at home. He could be sleeping.
Evde olabilir. Uyuyor olabilir.
f) Gerçekleşmemiş, geçmişe ait olasılık
- I could have passed the test.
Sınavı geçebilirdim.


2.4. dare
a) Cesaret etmek
- She daren't do it.
Yapmaya cesaret edemez.
b) Sadece I daresay yapısı ile, olasılık
- I daresay you are tired.
Sanırım yorgunsun.


2.5. had better
Tercih, "olsa iyi olur"
- Hadn't we better start rightaway ?
Hemen başlamak/başlamamız iyi olmaz mı ?
- I'd better keep it in a box.
Onu bir kutuda saklasak iyi olur.


2.6. have (got) to
a) Konuşmacının gerçeklere dayanarak ilettiği zorunluluk.
- She has to leave immediately. There is a phone call.
Hemen çıkması gerek. Telefon var.
b) Gerekmezlik (= needn't )
- You don't have to study at all.
Hiç çalışman gerekmez.
- She won't have to go.
Gitmesi gerekmeyecek.
- We didn't have to buy anything.
Hiçbirşey satın almamız gerekmedi.
Kimi zaman have = sahip olmak yüklemi, have to yardımcı yükleminin kullanımına benzer bir çekilde kullanılıyor olabilir. Cümlenin anlamını yanlış anlamamak için dikkat etmek gerekir.
- This book has a lot to say.
(= This book has a lot of things to say.)


2.7. may
a) Olasılık
- We may never see that comet again.
Bu kuyruklu yıldızı bir daha hiç göremeyebiliriz.
b) İzin, rica
- You may go.
Gidebilirsin.
c) Gelecekte tamamlanması olası eylem.
- Many species may have died out by then.
O zamana kadar pek çok tür tükenmiş olabilir.
d) Geçmişe ait olası eylem
- He may have missed the bus.
Otobüsü kaçırmış olabilir. / Belki de otobüsü kaçırdı.
e) Geçmişte gerçekleşmemiş olasılık
- They may have won the match. They played terribly.
Maçı kazanabilirlerdi.
f) may as well = had better

"may well" kullanımına dikkat ! Bu yapıda well kelimesi pekala, neden olmasın anlamını taşır.

g) Dualar "may" ile olur. "May" yardımcı yüklemi özneden önce gelir.
- May God be with you.
Tanrı seninle olsun.
h) "Rağmen" anlamı veren cümlelerde, devrik yapıda "may" kullanılabilir.
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum
Türkçe'ye Çevrilmiş İngilizce Gramer Notları ve Cümleler

kendini yorma --> take it easy
sana ne! --> that`s none of your business
çok yaşa --> god bless you
sen de gör! --> and the same to you
gül güle kullan,hayırlı olsun --> "Birbirine çok yakın kalıplar, bu yüzden söyle diyebiliriz İngilizce olarak, yeni Araba alan bir kişiye (örnek olarak); Güle güle kullan veya hayırlı olsun anlamında, Congratulations./May it go well."
gecmis olsun --> Get well soon
Afiyet olsun --> Good appetite
banane --> bunun icin tavsiye So What (ayni karisilikta olmasada "ne var yane" anlaminda kullanilir. veya "Its nothing to do with me" It`s not my business, it`s not my problem veya I`m not interested (ilgilenmiyorum)...
bakar misiniz? --> Excuse Me ?

whaddup(what up?) --> naber
whats chrome? =wassup? =whats new? --> naber
whats crackin'?=whats cranking?=What are you up to? --> naber la napıyon?
x = whats up (n'ber)
y= so so (soyle boyle, ehh iste) veya not so good, not so bad (ne iyi ne kotu)
chillin' --> rahat modda takılmak
ör:
A:yo mayne whass crackin?
B:Just chillin

...var mi? --> Is there a restaurant here? veya Do you have a lighter?
...istermisin? --> Do you want to drink a tea? (Cay icmek istermisin?)Would you like to drink a tea? ( Cay icmek istermiydiniz?)
...alabilirmiyim? --> Can I have this paper? (Bu kagidi alabilirmiyim?) veya May I have this paper? ( Ayni sekilde, fakat burada izin isteniyor May kullanildigi icin).
bu arada --> by the way

fuc.in cold --> hava çok soğuk olduğu zamanki verilen tepki
done? --> bitti mi yaptin mi anlamında
How is it going --> nasil gidiyor?
what are you doing --> ne ediyon!?
i am doing good --> iyi gidiyor
Pretty good --> cok güzel anlaminda

-den dolayı,yüzünden -->due to/because of
.....due to:cansız bir nesne yüzünden->the school has been closed due to an outbreak of cholera(kolera salgını yüzünden okul kapandı)
.....becouse of:canlı varlıklar/eylemler yüzünden->we have missed the bus becouse of you!(senin yüzünden otobüsü kaçırdık!)
Bana şans dile-->"wish me luck" ya da "keep your fingers crossed"

baska secenek yok! -->there is no other way!

hım,bi bakalim --> let me have a look ( misal size gosterilmek istenen birsey var (elbise, canta vs gibi ornekler olabilir).. bu kalip kullanilabilir.)

ne kadar surer? -->
..............how long will it take? ( misal bir araba tekeri degistiren birine sorulan kaliptir.ornekler cogaltilabilir, ders calisana, bulasik yikayana, yemek yapana sorulabilir.)
..............how long will you be? (misal, eve gelmekte olan bir sahisa sorulur. gelmen ne kadar surer anlaminda gibi... "how long are you gonna be" kalibida ayni anlami icerebilir...)

Dont make me hit you/beat you/kill you.--> Kendini bana öldürtme, dövdürtme!
He is a nerd --> Derslere cok calisan,inek
this is bullshit! - bu sacmalik
let me say something --> birsey diyecem
tell the truth --> dogruyu soyle!
you hear that --> duydun mu?
how nice can that be --> ne kadar iyi olabilir ki !?
keep your promise! --> sozunu tut!
forgive me --> affet
dont fool around --> oynama (argoda el-kol sakalasmasi esnasinda soylenendir)
dont under-estimate me! --> beni kucumseme!
take responsibility --> sorumluluk al !
U re welcome = Not at all = No worries --> Birşey değil
get well soon --> geçmiş olsun

ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum? -->
...............Can you understand what i mean?
...............Do u understand What im explaining to you?
...............ingiltere ing.o u understand what i'm explaining to you?
...............amerikan ing.:do you know what i am mean?

dont be so bad --> bu kadar kotu olma
i have nobody --> kimsem yok
i said, give me that --> ver onu bana dedim!
can i get off, please --> inebilirmiyim lutfen (halk otobusunde iken kullanilir
can you tell me when to get off ? (nerede inecegimi soylermisiniz) ineceginiz duragi bilmediginizde otobusteki birinden bu sekilde yardim alabilirsiniz)
daha akilda kalan bir kalip isterseniz kisaca
where do i get off da diye bilirsiniz.

you should defend me - beni savunmalisin
dont take sides - tarafff tutma!
hows your studies - derslerin nasil
can you be open with me - benimle acik ol
i wana be open with you - seninle acik konusmak istiyorum
dont need to say much - fazla soze ne gerek!
im bored of this conversation - bu konudan sıkıldım
im bored of this place - bu mekandan sıkıldım
thats the last place to go to - o gidilecek en son yer
im here to doss - gezmeye geldim buraya
pay attention to what i am saying - söylediklerimi dikkate al
theres some facts i need to explain - anlatmam gereken gercekler var
take some time off - biraz dinlenmelisin
take a break - ara ver
your going over your limits - sınırlarını asıyorsun!
watch your boundaries - haddini bil!
i am stressed out there days - bu aralar gerginim
ive been stressed lately - son zamanlarda gerginim
thanks to me - benim sayemde
it has to be like this - boyle olmasi gerekiyorr


birşey değil :
Not at all , No worries , Thats Ok , Thats Alright , No Problem,You're welcome





BASİT CÜMLE

1. CÜMLE
Normal koşullarda (yani, devrik yapı vs. bulunmayan durumlarda) en basit şekli ile cümle iki unsurdan oluşur:

Özne + Yüklem
(Subject) + (Verb)

Türkçe'de özne çoğu zaman yüklemin sonuna bir "kişi eki" olarak eklenebildiği için açıkça kullanılmasına gerek kalmayabilir.
- (Ben) geldim.
- (Sen) nasılsın ?

İngilizce'de böyle birşey - çok sınırlı da olsa bazı konuşma durumları dışında - söz konusu olamaz.
* (I) came.
* How are (you) ?

Çoğu zaman basit cümlede bir de nesne bulunur.
1.1. Subject + Verb
Türkçe bir basit cümlede şu yapı her zaman için geçerlidir.
1 2
ÖZNE + YÜKLEM
Mehmet öğretti.
İngilizce bir basit cümlede de, nesne bulunmadığı durumlarda, bir farklılık görülmez.
1 2
SUBJECT + VERB
Mehmet taught.

1.2. Subject + verb + object
Türkçe bir cümleye nesne eklendiği zaman, sıralama şöyle olur:
1 2 3
ÖZNE + NESNE + YÜKLEM
Mehmet oğluna öğretti.
İngilizce bir cümleye nesne eklendiği zaman, Türkçe cümle yapı ile arasındaki ilk temel fark ortaya çıkar.
1 3 2
SUBJECT + VERB + OBJECT
Mehmet taught his son.

2. BASİT CÜMLELERİN ÇEVİRİSİ
2.1. Subject + verb
Türkçe ve İngilizce basit cümle yapıları sadece özne ve yüklem söz konusu olduğunda bir farklılık göstermediği için, çeviri konusunda yapı açısından bir sorun çıkmamaktadır.
1 2
ÖZNE + YÜKLEM
Mehmet geldi.
Mehmet came./has come.
SUBJECT + VERB
1 2
2.2. Subject + verb + object
Nesne söz konusu olduğunda Türkçe ve İngilizce basit cümle yapıları birbirinden farklı olduğu için, çeviri işlemi sırasında da cümleyi oluşturan unsurların dizilişinde değişiklik yapmak gerekecektir.
1 2 3
ÖZNE + NESNE + YÜKLEM
Mehmet eve geldi.
Mehmet came home.
SUBJECT + VERB + OBJECT
1 3 2

Bu cümlelere yer, zaman ve durum belirten kelime ve yapıların da eklenmesi durumunda her iki dil arasındaki yapısal farklılıklar iyice belirginleşecektir.
Basit cümlelerin yapısı konusu çeviri açısından - kolay göründüğü için - önemsenmeyebilir. Ancak,
SVO (İngilizce)
SOV (Türkçe)
Gönderen admin 0 yorum
Kur'an-ı Kerim Bilgileri

Genel Değerlendirme:

Kur’an’ı Kerimin nüzulu, yazılması, mushaf halinde toplanması, sure, ayet, kelime ve hareke sayıları gibi konular inceleniyor.


VAHYİN BAŞLAMASI

Hz. Muhammed'e (sav) ilk vahiy Mekke'de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy "İkra" ayetleridir. Vahyi getiren melek ise Cebrail (as) dir. Hz. Aişe validemizin belirttiğine göre Peygamber Efendimiz altı ay sadık rüyalarla nübüvvete hazırlanmış daha sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş ve Hira Mağarasına çekilmiştir. Genel görüşe göre orada Hz. İbrahim (as) 'ın şeriatı üzere ibadet etmiştir. İlk vahy ile muhatap olan Allah Rasülü hemen titreyerek eve dönmüş ve Hz. Hatice validemize "Beni örtünüz.." demiştir. O'da O'nu teselli ederek Haniflerden olan amca oğlu Varaka B. Nevfel ile görüşmesini sağlamıştır. Varaka O'na kendisine gelenin Hz. Musa'ya gelen Namus-u Ekber olduğunu ve ileride kavminin kendisine hicrete zorlayacağına haber vermiştir. Vahiy işaret etmek yazı yazmak, ilham etmek gibi manalara gelir. Vahiy meleği Cebrail (as)'dır. Hıristiyanlıkta vahiy yoktur. Yahudiler ise Cebrail (as)'a düşmandırlar. Hz. Peygamberin (sav) vahiy alış şekilleri yani vahyin mertebeleri altı şekilde olmuştur:

1- Altı ay süren sadık rüyalar şeklinde gerçekleşmiştir.

2- Uyanıkken melek görünmeksizin vahyi Peygamberin kalbine ilka buyurması ile gerçekleşir.

3- Melek insan suretinde temessül etmesi ile gerçekleşir.

(ÖRN..: Sahabeden Hz. Dıhye suretinde gelmiştir.)

4- Melek çan sesine benzer bir surette hitap ederdi ki en zor olanı buydu.

5- Cebrail asli suretinde görülmüştür.

6- Miraçta olduğu, gibi Allah'tan vahiy vasıtasız olarak almıştır.

Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. 24, 27. veya 17. günü olduğu konusunda ihtilaf vardır. İlk vahiyden sonra bazılarına göre üç yıl bazılarına göre 2.5 yıl, diğer bir görüşe göre ise 40 gün vahiy kesilmiştir. Daha sonra Müddessir Süresinin ilk ayetlerinin nazil olmasıyla bu dönem bitmiştir.

İslama Davet Başlayınca Kur’an-I Kerim'in Tefsiri Karşısında Müşrikler

İslamın yükselişine engel olmak isteyen müşrikler ilk önce Hz.Peygamber (sav) Mekke’ye gelen heyetlerle temastan alıkoymak istemişlerdir. Daha sonra Nadr b. Haris gibi hikayeciler salarak halkı oyalamak yoluna gitmişler ve "Ruh nedir?" gibi Yahudi destekli sorular sormuşlardır. Fakat bunların Kur’an karşısında faydalı olmadığını görünce halkı onu dinlemekten men etmişlerdir. Fakat halktan çok kendileri gizlice dinlemişlerdir. KUR’AN'ı Kerim'in eşsiz belagatı karşısında Hz. Ömer ve Hz. Hamza gibi insanların Müslüman olması ve Müslümanlara yapılan zulümlerin tesirsiz kalması sonucu M. 617-619 tarihleri arasında Peygamber sülalesine boykot uygulamışlardır. Bu boykotta onlarla alış verişi, kız alıp vermeyi ve diyaloğu yasaklamışlardır. Müslümanlar bu boykotta ağaç kabuğu yiyecek kadar zorluk çekmişlerdir. Bu boykottan birkaç yıl sonra Hz. Hatice ve Ebu Talip vefat etmiştir. Bu yıla Hüzün Yılı denilmiştir. Hüzün yılından sonra sıkıntılar artınca kurtuluş çaresi olabilir mi diye Taif'e gidilmiş, oradan da bir sonuç alınamamıştır. Ta ki Mekke'ye hac için gelmiş olan altı Yesrib'li insanla karşılaşıncaya kadar. Bunlar Müslüman olmuşlar ve Yesrib'e dönmüşlerdir. Ertesi yıl 12 kişi, daha sonraki yıl ise 72 kişi olarak Akabe'ye gelmişlerdir. Hz. Peygamber'in içinde bulunduğu sıkıntı ve meşakkatten dolayı O'nu Yesrib'e davet etmişlerdir. Peygamber Efendimiz onlardan kendisi ve Müslümanlar hakkında koruyacaklarına dair biat aldıktan sonra bütün Müslümanlar Allah'ü Teala'nın izni ile Medine’ye hicret etmişlerdir. Bu biat hadisesine Akabe biatları denir.

MEKKE VE MEDİNE DEVRİNDE KUR’AN'IN NAZİL OLMASI

KUR’AN'ı Kerim 23 yılda tedrici olarak nazil olmuştur. Bunun 12 yıl 5 ay 13 günü Mekke'de 9 yıl 9 ay 9 günü ise Medine'de gerçekleşmiştir. Mekke'de inen sürelere Mekki, Medine'de inen sürelere ise Medeni süreler denir.

İlk nazil olan ayet "İKRA" ayeti ilk nazil olan süre "MÜDDESİR" veya "FATİHA" süresi; son nazil olan süre ise "NASR" süresidir. KUR’AN'ı Kerim ilk olarak Levh-i Mahfuzdan dünya semasına inmiş, oradan da daha çok bir sual veya bir hadise sebebi yle tedrici olarak nazil olmuştur.

Mukataat-I Süver

29 sürenin basında geçen 14 harftir. İkisi Medeni 14'ü ise Mekki sürelerde geçer. Müteşabih olan bu harflerin dikkat çekmek, remiz, şifre, süre isimleri ve Hz. Peygamber (sav) ile Alahü Teala arasında bir sır olduğunu İslam alimleri belirtmişlerdir.

Hz. Peygamber'in En Büyük Mucizesi

KUR’AN'ı Kerim en büyük mucizedir. KUR’AN'ı Kerim 42 vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke'de Abdullah b. Sa'd Medine'de ise Übey ibni Kab'dır. KUR’AN ayetleri kağıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmıştır. KUR’AN'ı Kerim'in El-kitap, Zikir, Furkan, Hüda gibi isimleri vardır.

Kur’an'ı Kerim'in Mushaf Halinde Cem'i

Sahabenin elinde dağınık halde bulunan KUR’AN ayetleri Hz. Ömer'in ısrarı Hz. Ebu Bekir'in emriyle Zeyd ibni Sabit tarafından toplanmıştır. KUR’AN'ı Kerim Allah Rasülü zamanında yazılmış, ezberlenmiş ve tilaveten cem olunmuştur. Ayetler toplanırken yazılı belge ve iki şahit istenmiş, hafızlardan dinlenmiştir. Hz. Osman (ra) zamanında Azerbaycan ve Ermenistan fethi sırasında Irak'lı Müslümanlarla Şam'lı Müslümanlar kıraat farklılığı sebebiyle ihtilaf edince Huzeyfe b. Yaman imam olacak bir KUR’AN'ı Kerim'in yazılmasını talep etmiştir. Bu konuda yine Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Zübeyr, Sait b. As, Abdullah b. Haris'in de içinde bulunduğu 12 kişilik bir heyet Hz. Osman tarafından görevlendirilmiştir. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen'e gönderilmiştir.

Sure Ve Ayetlerin Tertibi

Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir Hz. Peygamber zama-nında vahiy geldikçe ayetler" Bu sürenin şurasına koyun!" diye vahiy katiplerine bildirilmek suretiyle tertip edilmiştir. Sürelerin isimleri de İhlas, Fatiha diye O'nun zamanında konulmuştur. Ayet...:Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni: Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre...: Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4'e ayrılır.

Mushaf Yazısı Ve Bu Yazının Gelişmesi

İlk yazıldığında nokta'sız ve harekesiz olan KUR’AN ayetleri Arap olmayan insanların Müslüman olmasıyla yanlış okununca Muaviye zamanında Ebul Esved Eddüeli'ye emredilir. O da üstüne içine ve yanına ve altına nokta koyar. Daha sonra daire konmuş, harekeler renkli yapılmıştır. Haccac-ı Zalim zamanında birbirine benzeyen harfler noktalanmış ve Halil b. Ahmet (M. 718-786) tarafından bugünkü harekeler konulmuştur.

Kıraat İlmi Ve Kurra

Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN'ı Kerim'i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra), Ubey b. Ka'b (ra) sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir.

Yedi Harf Üzere Nüzül

Mütevatir biz hadiste Peygamber Efendimiz "KUR’AN'ı kerim yedi harf üzerine nazil olmuştur." buyurur. İslam alimleri Harfin manası konusunda iftilaf etmişlerdir. Fakat lügat manası benimsenmiştir. Kıraat farklılığı kabilelere aynı manaya gelmek şartıyla kendi lehçelerine göre okumalarına izin verilmiştir. Bundada esas olan kolaylıktır. KUR’AN'ı kerim'de Farsça, Türkçe, Yunanca, Habeşçe, Süryanice gibi dillere mensup kelimelerde mevcuttur.

Kur’an İnkarcılara Meydan Okuyor

Meydan okuma ilk önce bir KUR’AN daha sonra insanlardan ve cinlerden yardım istemeleri daha sonra on süre, daha sonra ise bir süre getirmeleri şeklinde gerçekleşiyor. Fakat müşrikler aciz kalıyor.

Peygamber (sav) 'in nübüvvetinin sonlarına doğru Müseyleme, Seca, Tüleyha ve Esved-ül Ansi gibi yalancı peygamberlerde zuhur etmiştir.

Kur’an'ın İcazı

KUR’AN belagat ve fesahat, nazm-ı acip ve üslubu garip, gaybten haberler, geçmiş asırları beyan noktasında mucizevidir. KUR’AN' Kerim'de nasih ve mensuh ayetler vardır. Bazı ayetler hem tilaveten hem de hükmen nesholunmuştur. Bazı ayetler ise sadece hükmen nesholunmuştur.

Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler " Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz'ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler "Fatihanın başından bir ayettir." derler.

Mezhepler arasında KUR’AN'ın anlaşılması için tercüme yapılması konusunda ittifak vardır. Tercümeler bazen kelime kelime, bazen de cümle olarak yapılmıştır.

Tefsir

KUR’AN ilmi tefsir ve kıraat olarak ikiye ayrılır. Tefsir, müfredat ve el fazı şerh ve izaha denir; mana ve cümlelere Müteallik olanlara da te'vil denir.

Rivayet ve nakillere dayanarak yapılan tefsirlere rivayet, rivayet tefsirine dayanarak ulemanın ayetleri tefsir etmesine ise dirayet tefsiri denir. KUR’AN'dan hüküm çıkartmak için dirayet tesirine ihtiyaç vardır. Sebeb-i nüzül'e bakıyor, nasih ve mensuhu dikkate alıyordu. İbni Cerir Taberi'nin tefsiri rivayet tefsiridir. Fahrettin Razi'nin Tefsir-i Kebir'i ise Dirayet tefsiridir. Sahabeden Raşit halifeler İbni Mes'ut, İbni Abbas; Tabiinden Mücahit, İkrime, Hasan Basri; Tebei Tabiinden ise Süfyan b. Uyeyne meşhur tefsircilerdir.

KUR’AN - Kerim Tefsirlerine Tevrat ve İncil'e ait bilgiler manasına gelen İsrailiyyat karışmıştır. İsrailiyyat'ın tefsirlere karıştırılması değişik sebeblerle olmuştur. Batıniler gibi İslam düşmanları tarafından, halkın hoşuna gitmek için bazı hikayeciler tarafından, Şia, Hariciler gibi batıl siyasi fırkalar tarafından israiliyyat tefsirlere sokulmuştur. Bu konuda saha bininde KUR’AN'da geçen Tevrat ve İncil'e ait meseleleri öğrenmek için Ehl-i Kitab-a müracaat etmeleri de etkili olmuştur.

Kur’an Dinin Esasıdır

İslami ilimler KUR’AN'ı Kerim'e dayanır. KUR’AN'ı Kerim'de ilahiyat, nübüvvet, semiyyet, ibadet, adalet ve kıssalar vardır.

KUR’AN'ı Kerim'deki emir ve nehiyler Makasıd-ı Hamse içindir. İslamda Müsavaat, uhuvvet, hürriyet ve adavet vardır. Dil, din, renk ayrımı olmayıp insan haklarını en güzel bir şekilde dile getirir.

KUR’AN VE İLİMLER

İslamda Din Ve İlim Nizaı Yoktur

KUR’AN ayetleri müminleri ilme teşvik eder. Kainattaki kanunlardan ziyade eşyanın perde arkasına dikkatleri çekip tabii ilimlere zımnen temas eder. KUR’AN ilimler konusunda illiyet prensibinin değil imkan ve ihtimaller üzerinde durur, atom üzerindeki çalışmalarda bunu kuvvetlendirici mahiyettedir. KUR’AN'ı Kerim'de dünyanın yaratılışı, rüzgarla vs. aşılamanın yapılması gibi bugün tespit edilen ilmi gelişmelere delalet eden ayetler vardır.

Kur’an'ı Kerim Mahluk mu ?

Mutezile mezhebi taaddüdü kudemaya sebep olur ve bu sebeple bir çok insanın şirke girebileceği endişesinden dolayı KUR’AN'ı Kerim'in mahluk olduğu görüşünü savunurlar. Mutezile'nin kurucularından Ebu Huzeyl Allaf Abbasi halifesi Me'muna hocalık yapmıştır. Me'mun ise mutezile alimlerinden olan Ahmet b. Ebu Duad'ın kışkırtmasıyla KUR’AN'ın mahluk olduğunu bütün İslam alimlerine kabul ettirmeye çalışmıştır. Çoğu zaman bu konuda İslam alimlerine işkenceler yapmıştır. Bu konuda sadece Muhammed b. Nun ve Ahmet b. Hanbel direnmiştir. Bu sebeple Ahmet b. Hanbel çok ağır işkencelere maruz kalmıştır. Bu düşünce Muttasım ve Vasık zamanında da devam etmiştir. Ehli sünnete göre ise KUR’AN mana bakımından kadim, lafız bakımından ise mahluktur.

Tahrif İddiaları

KUR’AN'ı Kerim'in tahrif edildiğini iddia eden çok Müsteşrikler çıkmış fakat dayandıkları deliller sajlam olmamıştır. Bu deliller özellikle nasih ve mensuh konusunda ve KUR’AN'ın cem edilmesi konusunda olmuştur. Peygamber Efendimizin (sav) KUR’AN'ı Ehli Kitaptan, Rum köleden, demirci köleden aldığını iddia edenlerde çıkmıştır. Avrupa'da gerek devlet adamları gerekse edebiyatçı ve filozoflar İslamiyeti kötülemekle beraber Prens Bismark, Tolstoy, Goethe gibi metheden insanlarda çıkmıştır.






Yazar : Osman KESKİNOĞLU
Yayınevi : Türkiye Diyanet Vakfı
Bilim Grubu : Din / Kur’an
Gönderen admin 0 yorum
Gönderen admin 0 yorum
Uzunluk ölçüleri

UZUNLUK ÖLÇÜLERİ
Uzunluk ölçüsü temel birimi metredir.
METRENİN KATLARI VE ASKATLARI
Metrenin askatları:
Mili metre
Santimetre
Desimetre
Katları:
Dekametre
Hektometre
Kilometre
1 km = 1000 m
1 hm = 100 m
1 dam = 10 m
METRE (M)
1 dm = 0,1 m
1 cm = 0,01 m
1 mm = 0,001 m
Uzunluk ölçü birimleri, askatlarına çevirirken her basamakta 10 ile çarpılır. Katlarına çevirirken de her basamakta 10 ile bölünür.
Uzunluk Ölçü Birimlerinin Birbirine Çevrilmesi:
Örnek:
32 m’ yi metrenin katları ve askatları cinsinden ifade edelim.
Çözüm:
32 m = 320 dm
32m = 3200 cm
32m = 32000 mm

32 m = 3,2 dam
32m = 0,32 hm
32m = 0,032 km
ALAN ÖLÇÜLERİ
Alan ölçüsü temel birimi “metrekare”dir. Kenar uzunluğu 1 metre olan karenin alanına metre kare denir, “m2” biçiminde gösterilir.
METRE KARENİN KATLARI VE ASKATLARI
Metrekarenin askatları:
Milimetre kare
Santimetre
Milimetre kare
Katları:
Dekametre kare
Hektometre kare
Kilometre kare
1 km2 = 1000000 m2
1 hm2 = 10000 m2
1 dam2 = 100 m2
METRE KARE
1 dm2 = 0,01 m2
1 cm2 = 0,001 m2
1 mm2 = 0,000001 m2
Alan ölçü birimleri askatlara çevrilirken her basamakta 100 ile çarpılır. Katlarına çevrilirken de her basmakta 100 ile bölünür.
Alan ölçü birimlerinin birbirine çevrilmesi:
Örnek :
53,64 m2= 5364 dm2
53,64 m2= 536400 cm2
53,64 m2=53640000 mm2
53,64 m2=0, 5364 dam2
53,64 m2=0,005364 hm2
53,64 m2=0,00005364 km2
HACİM ÖLÇÜLERİ
Hacim ölçüsü temel birimi “metre küp” tür. Kısaca “1 m3” olarak gösterilir.
Her ayrıtın uzunluğu 1 metre olan küpün hacmine metre küp denir.


Metre Küpün Katları ve Askatları
Askatlar:
Milimetre küp
Santimetre küp
Desimetre küp
Katları:
Dekametre küp
Hektometre küp
Kilometre küp

1 km3 = 1000000000 m3
1hm3 = 1000000m3
1 dam3 = 1000 m3
METRE KÜP
1 dm3 = 0,001 m3
1 cm3 = 0,0000001 m3
1 mm3 = 0,000000001 m3

Hacim ölçü birimini askatlarına çevirirken her basamakta 1000 ile çarpılır. Katlarına çevrilirken de her basamak 1000 ile bölünür. Hacim ölçü birimlerinin birbirine çevrilmesi:

Örnek:
7,2 m3’ ü askatlarına ve katlarına çevirelim.
7,2 m3 = 7200 dm3
7,2 m3 = 7200000 cm3
7,2 m3 = 7200000000 mm3
7,2 m3 = 0,0072 dam3
7,2 m3 = 0,0000072 hm3
7,2 m3 = 0,000000000 km3

SIVI ÖLÇÜLERİ
Gaz, benzin, süt ve su gibi akıcı maddeler, litre ile ölçülür. Sıvı ölçüsünün temel birimi “litre” dir , “lt” ile gösterilir. 1 litre sıvının hacmi 1 dm3 tür.
Litrenin Katları ve Askatları
Milillitre
Santilitre
Desilitre
Katları:
Dekalitre
Hektolitre
Kilolitre

1 kl = 1000 lt
1 hl = 100 lt
1 dal = 10 lt
LİTRE
1 dl = 0,1 lt
1 cl = 0,01 lt
1 ml = 0,001 lt
Sıvı ölçü birimlerini askatlarına çevrilirken 10 ile çarpılır. Katlarına çevrilirken her basamakta 10 ile bölünür.
Sıvı ölçü birimlerinin birbirine çevrilmesi:
Örnek:
24 lt’yi katlarına ve askatlarına çevirelim.
24 lt = 240 dl
24 lt = 2400 cl
24 lt = 24000 ml
24 lt = 2,4 dal
24 lt = 0,24 hl
24 lt = 0,024 kl
Sıvı Ölçüsü:
1) 50 litrelik sütün 5 litresi satıldıysa geriye kaç ml süt kalmıştır?
Çözüm:
50 lt = 50000 ml süt yapar.
5,5 litre süt= 5500 ml süt yapar.
50000 – 5500 = 44500 ml süt yapar.
Alan ölçüsü:
2) 0,238 km2 kaç m2 dir?
Çözüm:
1 km2 = 1000000 m2
0,238 km2 = 238000 m2 = 238.103
Hacim Ölçüsü:
3) 0,45 m3 kolonyayı 15 cl’lik şişelere doldurmak için kaç şişe gereklidir?
Çözüm:
0,45 m3 = 450 dm3
1 dm3 = 1 lt
450 dm3 = 450 lt = 45000 cl
45000 cl: 15 cl= 3000 şişe gereklidir.
Uzunluk Ölçüsü:
4) 8 hm 8 dam 8 m - 1000 mm 100 cm 10 dm işleminin sonucunu bulunuz.
Çözüm: 8 hm = 800 m
8 dam = 80 m
800m+80m+8m=888m
1000 mm = 1 m
100 cm = 1 m
10 dm = 1m
1m+ 1m + 1m= 3m
Sonuç metre cinsinden istendiği için hepsini metreye çevirerek işlem yapılır.
888m- 3m= 885 m.
alıntı...
Etiketler:
Gönderen admin 0 yorum
Pusulanın Esasları

Manyetik pusula icat edildiğinden beri esasta değişmediği için ilginç aletlerden biridir. Tabi ki geliştirilmiştir, daha dayanıklı ve kesin hale getirilmiştir; ne var ki temel konsept, yüzlerce yıl önce olduğu gibi duruyor. Pusulanın ilk olarak ne zaman icat edildiğine dair bazı karışıklıklar var. Çin kültürü kesinlikle icatla şereflendirilebilir, ve antik Çin kaynakları 2. yüzyıla kadar manyetik iğneleri referans göstermekte.

Fakat pusulanın ilk tartışmasız varlığı 11. yüzyılda ortaya çıkmıştır; “Dream Pool Essays” adlı bir kitap, bir iğnenin kuzeyi göstermesi için nasıl magnetize edilip ipek bir ipe nasıl tutturulması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Yolculukta pusuladan faydalanma da hemen peşinden geldi, pusulanın kullanıldığı ilk yolculuk bir 12. yüzyıl çalışması olan “Pingzhou Table Talks” adlı eserde kaydedilmiştir.
Ne sıklıkla olursa olsun, pusulanın son 1000 yılda varlığı inkar edilemez. Ne var ki, o antik Çinli mucitlerin bizim küçük, cep boyutunda olan pusulalarımızı kendi icatları olarak tanıyacakları şüphelidir. Modern pusulalar genellikle avuç içine sığacak kadar küçüktür. Kuzeyi gösteren manyetik iğneler veya sıvı dolu kapsüllerde dönen iğneler kullanırlar. Kapsüldeki sıvının avantajı, iğnenin hareketini bastırmasıdır, sarkaç gibi sallanmasını önleyerek daha çabuk biçimde sabitlenmesini sağlar. Kuzey yönü genellikle fosforlu boyayla işaretlenir, böylece sönük ışıkta bile kullanıcı pusulayı okuyabilir.
Modern pusulalar genellikle ayrı bir manyetik iğneye sahip bir iletki de kullanırlar. Bu tasarımda, manyetik iğneyi kapsayan dönen kapsül yön çizgileriyle ve dışa yönelmiş bir okla uyumludur. Seyahat yönünü gösterici içeren saydam bir baz levha üstüne oturtulur. İletkilere sahip pusulalar doğrudan bir haritadan faydalanmak için kullanılabilir. Mevcut konumu, gidilecek yere bağlayacak şekilde pusulanın kenarı haritaya yerleştirilir. Pusulanın tabanındaki yön çizgileri işaretlenmiş bir boylamla hizalanarak, pusula iğnesini de tamamen ihmal ederek gerçek kuzeyle birlikte döndürülür. Ortaya çıkan harita yolculuk doğrultusu çizgisinden okunarak, hedefe kadar takip edilir.
Bir pusula kullanırken civarda manyetik kuvvet uygulayabilecek herhangi bir cisim bulundurmamak önemlidir. Eğer pusula bir arabaya yakınsa, mesela, manyetik iğne akünün veya motorun elektromanyetik alanına girebilir. Araba kullanırken kullanılan pusulalar, üstlerine uygulanan elektriksel etki dolayısıyla düzeltilmelidir. Benzer şekilde, gemiler de devasa miktarda çelik ve demir ihtiva ederler, bu da pusulanın doğruluğunu güçlü bir şekilde etkiler.
Pusulalar birçok farklı seviye ve tasarıma sahiptir. Yürüyüşler için kullanılacak basit bir pusula 10-15 lira arasında olacaktır ve bu da tipik hobi yürüyüşleri için ihtiyacı karşılar. Ne var ki, pusula fiyatları aletin yapımına ve yapabileceklerine bağlı olarak yüzlerce liraya kadar çıkabilir. Ayrıca, yürüyüşçüler için tasarlanmış kol saati biçiminde pusulalar da mevcuttur ve genelde 150 lira civarındadır.
Gönderen admin 0 yorum
Radyasyonun Biyolojik Etkisi


ÖZET: Radyolojik görüntülemede kullanılan iyonizan radyasyon, klinik tanıda değerli veriler sağlayan ve aynı zamanda güçlü mutajenik etkisi olan hücre zedeleyicisidir. Radyasyonun canlılar üzerinde, hafif deri kızarıklığından başlayıp ölüme kadar giden zararlı etkileri vardır. Bu etkiler, alınan radyasyon dozu ve süresine bağlıdır. İnsanda görülen radyasyon hasarı, atomik seviyede olan etkilere bağlı moleküler yapının bozulması sonucunda oluşur.

Bu makale, alınan radyasyonun dozu ve süresine bağlı olarak, biyolojik etkilerinin yıllar sonra bile ortaya çıkabileceğini belirtmekte ve aynı zamanda insanları bilgilendirmeyi amaç edinmektedir.

Anahtar Kelimeler: Radyasyonun Biyolojik Etkisi, Radyasyonun zararları, İyonizan Radyasyon, Radyasyon Hasarı
GİRİŞ

Kaza sonucu radyasyona maruz kalan insanlarda yapılan gözlemler ve hayvanlarda yapılan deneyler sonucunda, radyasyon dozu ile biyolojik etkisi arasında belirgin bir ilişki olduğu görülmektedir. Röntgen ışınları, bulunduğu ilk yıllarda zararlı etkilerinin bilinmemesi nedeniyle hiçbir korunma etkisi olmadan yıllarca kullanılmıştır. Bunun sonucunda bazı kişiler, radyodermit nedeniyle el parmaklarını yitirmişler, bazıları katarakt olmuş, kimileri kısırlaşmış, hatta lösemi ve kanser sonucu ölenler olmuştur Ancak günümüz korunma şartlarında, tanısal dozlarda kullanılan radyasyona bağlı ölüm sözkonusu değildir .

Radyolojik görüntülemede büyük oranda kullanılan iyonizan radyasyon klinik tanıda değerli veriler sağlar ve bazen küratif tedavi şekli oluşturur. Buna karşılık, güçlü mutajenik etkisi olan hücre zedeleyicisidir (Lipscomp M.).

Radyasyonun Hücreye Etkisi

İyonizan radyasyonun bütün şekilleri hücrelerdeki etkilerini çarpıştıkları atom ve moleküllerde elektronların yerini değiştirerek gösterir ve böylece iyonizasyon meydana gelir. Hedeflenen atoma enerji transferi veya herhangi bir kaynaktan gelen ışınsal enerji saniyenin çok küçük bir kısmında oluşmasına rağmen, biyolojik etkiler dakikalar içinde değil, yıllar sonra bile ortaya çıkabilir. İyonizan radyasyonun oluşturduğu hasar genellikle suyun radyolizisiyle oluşan serbest radikallerin indüksiyonuyla olabildiği gibi, DNA'yı doğrudan da zedeleyebilir. Serbest radikaller hücre membranları ve nükleik asitlerle birleşerek mutasyon ya da hücre ölümünü indükleyen otokatalitik reaksiyonu başlatırlar Işınsal enerji DNA, nükleus ve sitoplazmada değişim yaratır, kromatinlerde hasar oluşturur, mitozu etkiler ve hücreler arası iletişim bozukluğuna neden olur

Birkaç gün süreyle, ışınsal enerjiye maruz kalındığında, hızlı bölünen hücrelerin bulunduğu dokularda daha fazla, az sayıda bölünen hücrenin bulunduğu dokularda daha az zedelenme olur. Dokulardaki zedelenmenin düzeyini alınan doz miktarı, hücrelerin kendini yenileme kapasitesi ve oksijen etkisi belirler

Radyasyon sonrası oluşabilecek iki tür hasar vardır.

1- Letal hasar; onarılamayacak kadar büyük olup, hücreyi hemen ölüme götürür.

2- Subletal hasar; bir sonraki bölünmede ya da olumsuz ortam koşullarının devamı halinde gelişebilir ve uygun koşullarda onarılması mümkündür

GEREÇ VE YÖNTEM

Tanı amaçlı olarak sık kullanılan tekniklerde maruz kalınan radyasyon dozları karşılaştırıldığında, bilgisayarlı tomografi (BT) ile radyasyona en yüksek dozda maruz kalındığı dikkat çekmektedir. Yüksek dozda iyonizan radyasyonun kullanıldığı tanıya yönelik bir inceleme olan bilgisayarlı tomografi (BT) işleminde radyasyona maruz kalınan dozun fazla olma nedeni, çekim işleminin normal grafiye göre daha uzun sürmesiyle açıklandı.

Örneğin iki yönlü akciğer grafisi çekilmesi ile maruz kalınan radyasyon 0.006-0.25 mSv iken bilgisayarlı tomografi ( BT)’ de 3-27 mSv olarak belirlendi. Buna göre çalışmalarda BT incelemesinde maruz kalınan radyasyon dozunun 50 ile 500 adet akciğer grafisinin çekilmesiyle alınan radyasyona eşdeğer olduğu görüldü.

BULGULAR

Günümüzde meleği gereği radyasyona maruz kalanlarda, ilk olarak alınan doza bağlı olarak kan tablosunda ciddi geğişiklikler (lenfositler artarma, granülositlerde ve trombositlerde azalma, lökositlerde artma yada azalma ) görüldü. Rutin olarak yapılan incelemelerde radyasyona maruz kalan hastalarda ise anlamlı bir değişiklik saptanmadı.

Görüntüleme işlemi sırasında alan içine giren ve yüksek oranda ışına maruz kalan meme, timus, kalp ve özofagus gibi akciğer dışı organlardan özellikle memede kanserleşme riskinin belirgin olarak arttığı görüldü. Toraks incelemelerinde ise radyasyon riskinin, erişkinde toraks kemik yapısında aktif kemik iliğinin az miktarda bulunması ve akciğer dokusunun radyasyonun tetiklediği karsinojenik transformasyona görece duyarsız olması nedeniyle düşük olduğu bildirilmekle beraber, yaşla ve total ışın miktarıyla ilişkili bir etkilenimden de bahsedilmektedir

TARTIŞMA VE SONUÇ

Tanı amaçlı radyolojik inceleme tetkikleri sonucunda radyasyona maruz kalmanın bugün bilinen anlamlı bir etkisi yoktur. Ancak radyolojik görüntülemede radyasyon riski, kullanılan inceleme yöntemine ve uygulama sıklığına bağlı olarak değişmektedir. Radyolojik inceleme ve izlemler sırasında maruz kalınan radyasyonun hastanın yaşıyla ve alınan dozla ilişkili olarak, gerek incelenen organa gerekse çevre organlara yapabileceği hasarın farkında olunması, özellikle çocuk yaş grubu ve 35 yaşın altındaki kadınlarda riskin fazla olduğunun unutulmaması, bu nedenle inceleme istenirken tanısal değerlere uyulması ve endikasyonların net olarak belirlenmesinin gerekliliği vurgulanmak istendi.

Kaynaklar
Çay Filiz Tıbbi Onkoloji, Ankara, 200, sf: 167-171
Kaya, T. Temel Radyoloji Tekniği, İstanbul, 1997, sf: 118-137
Lipscomp M. Environmental Diseases, Basic pathology. Philadelphia; W.B.Saunders, 1992 sf: 217-74
Özalpan Atilla Temel Radyobiyoloji, İstanbul, 2001, sf: 30-34
Özdemir T, Demiral A. Radyasyonun akciğer üzerine etkileri. Türk Onkoloji Dergisi 2001;16: sf: 36-41
Gönderen admin 0 yorum
Gözümüz Kaç Megapiksel?

Günlük hayatta “vay be, adamın cep telefonunun kamerası 2.0 MP” ya da bende bir makine var “12 MP” gibi sözler duyarız ve “vay be, teknoloji nerelere kadar geldi” deriz. Hatta bazen “ya bu kamera benim gözümle gördüğümden de net çıkarıyor görüntüleri” dediğimiz bile olur. İşin aslını yapılan araştırmalar gösteriyor ve vücudumuzun günümüz teknolojisinin ne kadar ilerisinde olduğunu ortaya koyuyor.

Gözümüz tek bir taslak üzerinde kurgulanmış anlık çekimleri yakalayan bir fotoğraf makinesi değildir. Daha çok bir video silsilesine benzemektedir. Gözümüz, küçük açılarla, anlık hareket eder ve etrafımızdaki detayları beyne yansıtmak için sürekli kendisini günceller. Ayrıca iki tane gözümüz vardır ve beynimiz, çözünürlüğü daha da arttırmak için her iki gözden gelen sinyalleri toplamaktadır. Daha fazla bilgi toplamak için de haliyle gözümüzü, gördüğümüz şeyin etrafında hareket ettiririz. Bu nedenlerden dolayı, göz ve beyin birlikteliği, retinadaki foto-alıcıların sayıca fazlalığı sayesinde,bir makinede olabileceğinden çok daha yüksek çözünürlükte veriler elde etmemizi sağlar. Aşağıda verilen eşdeğer megapiksel değerler, insan gözünün bir manzarayı ne kadar netlikte gördüğünü açıklayan bilimsel bir detaydır.
Yukarıdaki insan gözünün çözünürlüğünü sağlamaya neden olan veriler ışığında,şimdi önce küçük bir örnekle başlayalım: Şimdi önünüzde 90 a 90 derecelik açıda (gözümüzün açıları yani) bir görüntünün olduğunu farz edelim, aynen pencereden dışarıdaki bir manzarayı seyredermiş gibi. Bu durumda piksel sayıları ortalama bir göz için:
90 derece * 60 arc-dakika/derece * 1/0.3 * 90 * 60 * 1/0.3 = 324,000,000 piksel (324 megapiksel) olur.
Gerçekte her an bu kadar çok çözünürlük elde etmiyoruz, ama gözümüz bir manzarada istediğiniz tüm detayları görmenize olanak sağlamak için sürekli istediğiniz detayın etrafında hareket eder. Ama insan gözü, bu açıdan çok daha fazla bir açı görür ki bu da 180 dereceye yakındır.Biraz küçük düşünüp 120 derecelik bir açıyla bakabildiğimizi varsayacak olsak bile:
120 * 120 * 60 * 60 / (0.3 * 0.3) = 576 megapiksel verisini elde ederiz.
İnsan gözünün görebileceği gerçek açı değeri şüphesiz ki çok daha fazla çözünürlüğe tekabül eder. Bu yapıdaki (çözünürlükteki) bir veriyi kaydetmek içinse, çok fazla alana kayıt imkanı sağlayabilecek kadar gelişmiş bir kamera olması lazım.
Gönderen admin 0 yorum
Kütle Çekiminin Tanecik Teorisine Iliskin Bir Evren Modeli

20. yüzyilin baslangici, fizikte iki ayri teoriye taniklik etti. Bunlardan birincisi, genel görelilik teorisi ; digeri ise kuantum (tanecik) teorisi dir. Genel görelilik, kütle çekim gücünü açiklayan klasik bir teoridir. Einstein in 1915 yilinda ortaya attigi bu teoriye göre; uzay-zaman düz degil, egridir. Bu egrilige/bükülmeye yol açan, uzay-zamanin içindeki kütle ve enerjidir.

. Gezegenler gibi nesneler, uzay-zaman içinde düz bir çizgide hareket etmeye çalisirlar. Fakat uzay-zaman düz degil de, egri; bükülmüs oldugu için, yollari bükülmüs görünür. Örnegin dünya, düz bir çizgide hareket etmeye çalismaktadir. Ancak, uzay-zamanda günesin kütlesinin yarattigi egrilik, dünyanin, günesin çevresinde bir daire içerisinde hareket etmesine yol açar1.
Kisaca -bu teoriye göre- nesneleri birbirine dogru çeken olgu, kütle sebebiyle uzay-zamanin egilmis olmasidir. Teorinin özgün halinde, uzay-zamanin sabit oldugu, büyüyüp küçülmedigi ileri sürülmüsse de, sonraki bilimsel gözlemler, evrenin ve dolaysiyla uzay-zamanin genisledigini ortaya koymustur. Kuantum teorisinin temel önermesi, belirsizlik ilkesi dir. Bu ilke, bir parçacigin konumu ve momenti gibi belirli nicelik çiftlerinin, ayni anda istenilen dogrulukta ölçülemeyecegini belirtir.2
Bu teoriye göre isik, (foton ismi verilen) parçaciklar halinde yayilir. Varligi bilinen tüm güçler de paketler/parçaciklar seklinde yayilip tasinirlar. Kuantum mekanigi, atomlar ya da moleküller gibi sonlu sayida serbestlik derecesine sahip sistemlerde basariyla uygulandi. Ancak, sonsuz derecede serbestlik derecesine sahip olan elektromanyetik alana uygulanmasinda bazi zorluklar çikti. Bu zorluklar, renormalizasyon denen yöntemle giderilmeye çalisilmistir. Bu yöntem, bazi sonsuz niceliklerin, geride sonlu artiklar birakacak sekilde çikarilmasina ve böylece, deneysel olarak tespit edilen -giydirilmis- parçaciklarin, teoride öngörülen çiplak parçaciklar yerine hesaplamaya konu edilmesine dayanir. Kütle çekiminin kuantum teorisini olusturma çabalari ise sonuç vermedi. Çünkü sonsuz sayida sezilgen (kuvvetleri tasiyan, gerçek parçaciklar üzerindeki etkileri sezilebilen, ancak, gerçek parçaciklar gibi, varliklari deneysel olarak tespit edilemeyen) parçacigin birbirini etkiledigi kabul ediliyordu ve bu sonsuz sayida sezilgen parçacigin etkilerinin birbirini götürmesi mümkün olmadigindan, teori renormalize edilemiyordu. Gerçekten de, kütle çekim gücünü tasidigi varsayilan, graviton denen sezilgen parçaciklarin, birbirleri üzerinde de etkisi oldugu kabul edildiginden, hesaplama yapilmasi mümkün degildi. Kütle çekim gücü ile kuantum teorisini birlestirme çabalari halen devam etmektedir. Bu hususta en çok güvenilen teoriler, ayrintisina girilmeksizin, sadece ismiyle belirtmek gerekirse; sicim teorisi , süper kütle çekim teorisi ve bu iki teoriyi birlestiren, süper sicim teorisi dir.3 Bu dogrultudaki çalismalar devam etmektedir. Burada, kütle çekimi ile tanecik kuramini birlestirme imkâni veren ve dört temel gücü (kütle çekimi, güçlü kuvvet, elektromanyetik kuvvet, zayif kuvvet) birlikte açiklayabilen bir evren modeli ileri sürülecektir:
EVREN MODELI Evrendeki toplam pozitif enerji miktari ile toplam negatif enerji miktari birbirine esittir. Negatif enerji miktari, ayni zamanda kütleye esittir; çünkü kütle çekimi gücü, bizatihi negatif enerjiyi olusturmaktadir. Madde enerjiye, enerji de maddeye dönüsebildiginden, ayni zamanda, pozitif enerji, negatif enerjiye, negatif enerji de, pozitif enerjiye dönüsebilmektedir. Bu degisim/dönüsüm süreci asagida açiklanmistir. Pozitif enerji, birim zamanda/periyotta, uzay alani yaratir. Bu alan, örümcek aginda oldugu gibi, dairesel bir baslangiçtan, dikey bilesenlerin uzay alanini; yatay/dairesel bilesenlerin de zaman alanini olusturduklari, birbirinin içine geçmis ilmikler biçiminde olusur. Öyle ki, pozitif enerji miktari büyük ise, dikey bilesen büyük olacak; pozitif enerji miktari küçük ise dikey bilesen küçük olacaktir. Böylece, baslangiçta küçük bir daireden ibret olan uzay-zaman, pozitif enerjinin alan yaratmasi ile örümcek agi gibi, içten disa dogru, yine dairesel olarak büyümeye baslayacaktir. Her birim zaman/periyotta, pozitif enerjinin miktarina göre, daha çok ya da daha az (frekansi büyük, dalga boyu küçük daha çok parçacik ya da frekansi küçük, dalga boyu büyük daha az) sayida parçacik/foton, bu sekilde uzay-zamani yaratir. Negatif enerji/kütle çekimi gücü ise pozitif enerjinin yarattigi uzay-zaman alanini (öncelikle dikey olan uzay bilesenini) yok eder. Kütle çekimi gücü, gerçekte, dogrudan dogruya parçaciklarin üzerine/kütlesine etkiyen bir güç degildir; uzay-zaman alanini yok ettigi için parçaciklari birbirine yaklastiran bir güçtür.
Böylece, gerek pozitif enerji tasiyan; gerekse negatif enerji/kütle çekim gücü tasiyan sezilgen parçaciklar (foton, graviton ve hatta ileride açiklanacagi üzere gluon) birbirleriyle etkilesmezler; sadece uzay-zaman alani ve gerçek parçaciklarla etkilesirler. Ancak bu etkilesim, uzay-zaman alani yaratmak ya da yok etmek suretiyle, parçaciklari birbirinden uzaklastirir veya yaklastirir. Sezilgen parçaciklarin gerçek parçaciklar üzerindeki etkisi, yukarida açiklanan surette ve dolaylidir. Gerçek parçaciklar olan (simdilik bilinen en küçük birimler olarak) kuvarklar (ve elektron gibi leptonlari olusturan fakat henüz varligi saptanamamis -bu modelde ileri sürülen- daha küçük parçaciklar) birkaç tanesi bir uzay-zaman alanini/ilmigini isgal edecek sekilde bir arada bulunurlar. Ancak bunlar birleserek atom alti seviyeden daha büyük parçaciklari olusturduklarinda, her bir parçacik, bir uzay-zaman alanini; yukarida açiklanan bir ilmigi isgal eder. Böyle olsa da, her bir ilmikte, birden fazla atom alti parçacigin birlikte yer almasi kaçinilmazdir. Yukarida açiklandigi gibi kütle, negatif enerjinin baslica kaynagidir. Kütle büyüdükçe, nesnenin yayinladigi negatif enerji miktari da büyür. Diger yandan, pozitif enerji de, her gerçek parçacikla; daha dogrusu onun isgal ettigi alanla sürekli etkilesim halindedir. Bir gerçek parçacigin isgal ettigi alana etkiyen pozitif enerji, bu alanda, gerçek parçacikla da etkilesime girer: Gerçek parçacik, pozitif enerjinin bir miktarini sogurur geri kalanini yeniden yayinlar. Böylece, bir miktar pozitif enerji, kütleye; yani, negatif enerjiye dönüsmüs olur. Dogal olarak bu süreç, uzay-zaman alani da yarattigindan, gerçek parçacigin hareketinin hizlanmasi ile sonuçlanir.
Iste bir gerçek parçacigin, pozitif enerji tasiyan parçacik ile bu suretle etkilesmesi sirasinda; kuvarklar (ve alt leptonlar) bir yandan pozitif enerjiyi sogurup, diger yandan kalanini yeniden yayinlarken ve bu arada bir uzay-zaman alanini terk edip, (bitisik) diger uzay-zaman alanina giderken, yayinladiklari pozitif enerji parçaciginin yarattigi uzay-zaman alani sebebiyle, birbirlerinden uzaklasma egilimine girerler. Ancak, gerçek parçaciklar ayni zamanda (durgun halde dahi) kütleli oldugundan, sürekli olarak negatif enerji tasiyan parçaciklari da yayinlamaktadir. Bu negatif enerji parçaciklari da, uzay-zaman alanini yok etmektedir. Öyle ki, negatif enerji tasiyan parçaciklar, öncelikle, parçacigin kendi pozitif enerji alisverisi sonucunda yayinladigi, pozitif enerji tasiyan parçacigin yarattigi uzay-zaman alanini yok eder. Dolayisiyla, gerçek parçacigin yayinladigi negatif enerji parçacigi, öncelikle, parçaciklari birbirinden ayirma egiliminde olan, kendi yarattigi uzay-zaman alanini yok ederken enerji kaybeder. En büyük negatif enerji kaybi, iste bu sirada gerçeklesir. Çünkü negatif enerji parçacigi, onu da yayinlayan gerçek parçacigin diger yayini olan pozitif enerji parçaciginin ürünü ile savasmaktadir. Iste atom alti parçaciklarin yayinladiklari negatif enerji tasiyan bu parçaciklarin, yine ayni gerçek parçaciklarin yarattigi pozitif enerji parçaciklarinin olusturdugu alanlari yok etmeden önceki haline; yani en güçlü haline güçlü kuvvet denir. Açiklamadan anlasilacagi üzere, güçlü kuvvet, kütle çekim gücünün enerji yitirmeden önceki, en güçlü durumudur; bir negatif enerji biçimidir ve fonksiyonu, uzay-zaman alanini yok etmektir. Parçacigin kendi yayinladigi fotonun olusturdugu uzay-zaman alanini yok ederek enerjisinin büyük bölümünü yitiren negatif enerji tasiyan parçacik, daha uzaktaki diger uzay-zaman alanlarini da yok ederek yoluna devam eder. Ancak her bir asamada, enerjisi biraz daha azalir ve sonuçta tükenir. Iste bu nedenle, kütle çekimi gücü, uzaklikla ters orantilidir. Kisaca, güçlü kuvvet ve kütle çekim gücü; ayni nitelikteki enerjinin (negatif enerjinin) farkli siddetteki görüntüleridir.
Güçlü kuvvet, parçacigin kendi pozitif enerjisinin yarattigi uzay-zaman alanini; yani atom alti parçaciklarin/kuvarklarin arasina girerek, onlari farkli uzay-zaman alanlarina yerlestirme egiliminde olan alani yok ederken, çok büyük ölçüde enerji kaybettigi için, uzay-zaman alanindaki ilmigin disina çiktiginda, görünümünü ve siddetini degistirerek, kütle çekim gücüne dönüsür. Kisaca, güçlü kuvvet, ayni uzay-zaman ilmiginin içinde mücadele eden çok daha siddetli bir negatif enerji biçimidir. Kütle çekimi ise, negatif enerjinin, atom alti parçaciklarin isgal ettigi uzay-zaman ilmiginin disina, siddetini kaybetmis olarak çiktiktan sonraki biçimidir. Güçlü kuvvet bir negatif enerji biçimi oldugundan ve negatif enerji de, uzay-zaman alanlarini yok ettiginden, keza, ayni uzay-zaman ilmigi içinde yer alan atom alti parçaciklarin yayinladiklari negatif enerji parçaciklari, gerçek parçacigin isgal ettigi alani yok edemeyeceklerinden, güçlü kuvvet, yeni bir alan olusturma girisimi gerçeklesmedikçe, bir ilmigin içinde etkisini göstermez. Çünkü, o ilmigin içinde yayinlanmistir ve parçaciklarin bulundugu ilmigin yok edilmesi mümkün degildir. Ne zaman ki, parçaciklarin yayinladigi pozitif enerji parçacigi, onlarin arasinda yeni bir alan olusturmaya kalkisir; güçlü kuvvet, iste bu yeni olusacak alani yok eder. Atom çekirdegi içinde güçlü kuvvetin, kuvarklar birbirine yakinken etkili olmamasi; ancak, kuvarklar ayrilmaya çalisildikça, çok büyük bir siddetle buna engel teskil etmesine asimptotik özgürlük denir. Asimptotik özgürlügün sebebi, iste yukarida açiklanan olgudur. Kuvarklar birbirine yakinken etki hissedilmez; fakat uzaklastirmaya kalkisildiginda, çok güçlü bir kuvvet buna karsi koyar. Bu açiklamalar isiginda, evrensel gelisim süreci su sekilde gerçeklesir: Kütle miktarinin daha fazla oldugu (pozitif enerjinin maddeye/kütleye dönüstügü) asamada, negatif enerji miktari, pozitif enerji miktarinin üzerine çikar. Böylece, yaratilan uzay-zaman alanindan daha fazlasi yok edilmeye baslar.
Bu gelismenin sonucu, uzay-zamanin büzülmesi ve parçaciklarin birbirine yaklasmaya baslamasidir. Yeterince küçülme meydana geldiginde, parçaciklar ve karsi parçaciklar birbirine çarpmaya baslar. Karsi parçacik, kütlesi parçacikla esit olan; ancak, elektrik yükü , spin gibi kuantum özellikleri parçacigin tam tersi olan parçaciklara denir. Iste bu özellikten dolayi, bir parçacik, karsi parçacigiyla; madde, karsi madde ile çarpistiginda, her ikisi de yok olur ve kütleleri pozitif enerjiye dönüsür. Iste bu sürecin sonucu, kütlenin (ve dolayisiyla, negatif enerji miktarinin) azalmasi; buna karsilik, pozitif enerji miktarinin artmasidir. Bu asamada, hizla yeni uzay-zaman alani yaratilir ve kalan parçaciklar birbirinden hizla uzaklasmaya baslar. Bu asamada evren hizla genisler. Ancak bir yandan uzay-zaman alani yaratarak olusan enerji kaybi; diger yandan, pozitif enerjinin, çarptigi parçaciklar tarafindan kismen sogurulmak suretiyle maddeye/kütleye dönüsmesi, bir süre sonra, kütlenin/negatif enerjinin miktarini, pozitif enerjinin üzerine çikarir ve genisleme süreci, yeni bir büzüsme sürecine dönüsür. Bu süreçler, milyarlarca yilliktir. Maddeyi pozitif enerjiye dönüstüren sebeplerden birisi, madde, karsi-madde çarpismasidir. Digeri ise zayif kuvvettir. Zayif kuvvet de pozitif enerji (nükleer enerji) olusturan; böylece uzay-zaman alani yaratan güçlerden birisidir. Uzay-zaman, yukarida açiklandigi gibi, (örümcek agina benzer) dairesel sekilde genislerken, gerçek parçaciklarin bulundugun alanlarin yakinlarinda, negatif enerji bu alanlari yok etmeye basladigi için sekil bozulur. Parçaciklar bir araya gelip kütle büyüdükçe, burada yok olan alan (ilmigin çözülmesi) artar ve uzay-zaman bükülmeye baslar. Öyle ki, çok büyük kütlenin isgal ettigi bölgelerde, uzay-zaman ilmiginin çözülmesi ile diger yerlerde yeni alan olusmasi süreci birlikte devam ettiginden, uzay-zaman, kütleli alanlarda (maddenin besinci boyutu olan ve gerçek zamana dik bilesen; sanal zaman alanina dogru) bükülmeye baslar. Çünkü, dairesel büyüme, diger alanlarda devam ederken, kütleli alanlarda durmus ya da çok azalmistir. Diger alanlardaki dairesel büyümenin devam edebilmesi için, uzay-zamanin bükülmesi zorunludur. Zamanla kütlenin artmasi ile bükülme de devam eder ve nihayet, dairesel olarak genisleyen uzay-zaman, bükülmenin de sonucunda, bir küre olusturacak sekilde kendi üzerine kapanir4.
Iste bundan sonra, negatif enerji miktari pozitif enerji miktarini assa ve dolaysiyla, ilmigin zaman bileseni de sökülmeye baslasa dahi, bu sadece, kendi üzerine kapanma suretiyle olusan kürenin küçülmesine yol açar. Bundan sonra küre seklini almis olan uzay-zaman büyüyecek ya da küçülecektir. Ancak süreç hiçbir zaman sona ermeyecektir. Kisaca, uzay-zaman sonlu ama sinirsizdir. Bu modele göre, kütle çekimin, tanecik seviyesinde hesaplanmasi ve hatta, teorinin renormalize edilmesi de mümkündür. Çünkü, kütle çekim gücünü tasiyan -sezilgen- parçaciklarla pozitif enerjiyi tasiyan sezilgen parçaciklarin birbirleriyle etkilesmedikleri kabul edilmektedir. Yukarida açiklandigi gibi, bu parçaciklar, sadece uzay-zaman alanlari ile etkilestiklerinden (alan yaratip/yok ettiklerinden), hesaplama sonsuz ve anlamsiz çikmayacaktir.
Zamanin herkes için degisken olmasi, yaratilan uzay-zaman alaninin uzay bileseninin büyüklügü ile ilgilidir. Pozitif enerji fazla ise, uzay bileseni büyük olacaktir. Bu durumda, ayni periyotta yaratilan daha küçük alana göre, büyük alanda gerçeklesen degisme daha büyük olacagindan, ayni birim zamanda/periyotta, yüksek enerjili maddeler için daha çok mesafe kat edilecektir. Bu da yüksek hizli nesneler içinde, zamanin daha yavas geçtigi seklinde bir algilamaya yol açar. Bu nedenle herkesin birim zamani kendi hizina gör degisik olmak zorundadir.
Zaman mutlak degildir; ölçülen alandaki pozitif enerji miktarina (yaratilan uzay alanina) göre degisir; görelidir. Örnegin, genisleme sürecinin baslangicinda, bir saniyede dahi, çok büyük miktarda pozitif enerji açiga çikmis ve çok miktarda uzay-zaman alani yaratilmis oldugundan, o uzay-zamanda yasanan bir saniye, simdi su anda her birimizin yasadigi bir saniyeden çok daha farkli (uzun) algilanmaktadir. Fermiyonlarin (½ spinli gerçek parçaciklarin), ayni anda, ayni yerde bulunmalari mümkün degildir. Buna, Pauli Disarlama Ilkesi denir. Iki elimizi birbirine yaklastirdigimizda, bir elimizin digerinin içinden geçememesinin sebebi bu ilkedir. Disarlama ilkesi , kuvark üstü parçaciklarin en çok bir uzay-zaman ilmigini isgal edebilmelerinden kaynaklanir. Kuvark üstü birden çok parçacigin, ayni anda bir tek uzay-zaman ilmiginde yer almasi mümkün degildir.
Oysa, sezilgen parçaciklar için böyle bir sinirlandirma söz konusu degildir. Kisaca önerilen model, disarlama ilkesini de açiklamaktadir. Elektromanyetik güç ise alanlari -dogrudan- etkilemez; elektrik yükü üzerine evrensel olarak etkiyerek, uzay-zaman alanlari üzerinde gerçek parçaciklarin hareket etmesini saglar. Bu güç, gerçek parçaciklarin hareket etmesine, dolayisiyla, pozitif enerjiye yol açtigi oranda, uzay-zaman alaninin yaratilmasini (dolayisiyla) etkiler. Nitekim, elektromanyetik güç ile zayif kuvveti birlestiren ve renormalize edilebilen bir teori gerçeklestirilmistir. Kisaca, ileri sürülen evren modelinde, miktari sabit ve esit olan pozitif enerji ve negatif enerji, birbirine dönüsebilmektedir. Bu dönüsümün yönüne göre, evren büzülmekte ya da genislemektedir. Evrene etki eden güçler, iste bu dönüsümü saglayan araçlardir.
Pozitif enerji, uzay zaman alani yaratarak evreni genisletir. Bunu saglayan güç, zayif kuvvet ve kismen elektromanyetik kuvvettir. Negatif enerji ise uzay-zaman alanini yok ederek, evrenin büzülmesine yol açar. Bunu saglayan güçler ise kütle çekimi ve güçlü kuvvettir. Pozitif ve negatif enerjiyi tasiyan sezilgen parçaciklar, birbirleri ile degil; uzay-zaman alani ile etkilesim halindedirler. Bu nedenle, diger üç gücün yaninda, kütle çekiminin kuantum teorisini olusturmak, teoriyi renormalize etmek ve hesaplama yapmak mümkündür.
M. Ihsan DARENDE
1 Stephen Hawking, Kara Delikler ve Bebek Evrenler (Nezihe Bahar çevirisi), Sayfa: 77
2Gerard t Hooft, Maddenin Son Yapi Taslari, (Mehmet-Nazife Ö. Koca çevirisi), Sayfa: 18
3 Gerard t Hooft, Maddenin Son Yapi Taslari, (Mehmet-Nazife Ö. Koca çevirisi), Sayfa: 297
4 Stephen W. Hawking, Zamanin Kisa Tarihi, Büyük Patlamadan Kara Deliklere (S.Say-M.Urul çevirisi) Sayfa: 150
Gönderen admin 0 yorum
Kütleden Enerjiye


1896 yılında "radyoaktivite" olgusunun keşfedilip Marie Curie tarafından adının konmasından sonra, "enerji" konusuyla ilgili yepyeni bir sorun çıkıvermişti ortaya... Uranyum ve toryum gibi radyoaktif maddeler, şaşılası ölçüde enerjiyle yüklü partiküller neşrediyorlardı. Dahası, radyum, kesintisiz biçimde ve büyük miktarda ısı saçıyordu

Curie'nin hesabına göre, bir ons radyum, saatte 4.000 kalori veriyordu. Üstelik, bu süreç, saatlerce, günlerce, yıllarca sürüyordu, kesintiye uğramaksızın... En "enerjik" kimyasal reaksiyon bile, radyumun serbest bıraktığı enerjinin milyonda birini bile sağlayamazdı. Daha da ilginci, bu enerji üretimi, kimyasal reaksiyonlardan farklı olarak, ortam ısısından bağımsızdı. Bir başka deyişle, enerji salgılama süreci, sıvı hidrojenin düşük ısısında da, ortalama oda sıcaklığında da işliyordu.

Bütün bu gözlemler ışığında tek sonuç çıkarılabilirdi: Buradaki "enerji", bildiğimiz kimyasal enerjiden çok farklı bir şeydi. Fizikçiler ve insanlar Tanrı'nın şanslı kullarıymışlar ki, bunun sırrını çözmek için çok beklemek zorunda kalmadılar. Birçok konuda olduğu gibi, burada da, kilidi açan anahtarı, Özel İzafiyet Teorisi ile Einstein sağladı.

Einstein "enerji" olgusuna matematiksel açıdan yaklaşmış, "kitle" denilen şeyin aslında özel bir enerji türü olduğu sonucuna varmıştı. Şu farkla ki, kitle, öteki enerjilere kıyasla çok daha yoğun, çok daha konsantreydi. Bu da, çok küçük bir kitlenin, ' hacmiyle j kıyaslanamayacak kadar çok enerjiye dönüşebilmesinden belliydi.

Einstein'in enerji-kitle ilişkileri konusunda geliştirdiği denklem, çağdaş bilimin en ünlü denklemidir:

e= mc2

Bu denklemde, "e" erg'le ölçülen enerjiyi, "m" gramla ölçülen kitleyi, "c" de santimetre/saatle ölçülen ışık hızını simgelemektedir.

Işık saatte 30.000 milyon santimetre hızla hareket ettiğine göre, c2'nin sayısal değeri 900 trilyondur. Giderek, bir gramlık kitle enerjinin dönüştürülmesi, 900 trilyon erg yaratır. "Erg" bilinen terimlerle ifade edilmesi güç bir minik enerji birimidir. Bu konuda yine de bir fikir verebilmek için, bir gramlık bir kitledeki enerjinin, 1.000 vatlık bir elektrik ampulünün tastamam 2.850 yıl işleteceğini söyleyebiliriz. Bir başka basit benzetmeyle de, bir gramlık kitlenin bütünüyle enerjiye dönüştürülmesi, 2.000 ton petrolün yakılmasından elde edilecek enerjiye eşit enerji üretir.

Einstein'in e = mc2'si, bilim dünyasının kutsal kuramlarından birini de çökertmişti. Bilindiği gibi, Lavoisier, eskilerin deyimiyle "baka-i madde" kuramıyla, maddenin ne yoktan yaratılabileceğini, ne de varken yok edilebileceğini öne sürmüştü. Ne var ki, enerji salgılayan her kimyasal reaksiyon az da olsa bir miktar maddeyi enerjiye dönüştürüyordu. Çok hassas tartı araçları kullanılabilseydi, maddenin enerjiye dönüşmeden önceki ağırlığıyla dönüştükten sonraki ağırlığı arasında çok az bir fark bulunduğu görülecekti, büyük olasılıkla... Ama, basit bir kimyasal reaksiyon sırasındaki kitle kaybı öylesine azdı ki, ondokuzuncu yüzyıl kimyacılarının elindeki ölçü teknikleri bunları saptamada yetersiz kalıyordu.

Ama, Einstein'in çığır açan buluşundan sonra, fizikçiler, yanan kömürün kimyasal reaksiyonundan çok farklı bir olgu üstünde çalışmaya başlamışlardı. Bu, radyoaktivitenin nükleer reaksiyonuydu. Nükleer reaksiyonlar öylesine büyük hacimlerde enerji veriyordu ki, kitlelerin önceki ve sonraki ağırlıkları arasındaki fark ölçülebilir duruma gelmişti.

Kitle-enerji dönüşümü konusundaki gözleminden yola çıkan Einstein, çözümlemelerini bir adım öteye götürerek, yine eskilerin deyimiyle "baka-i madde" ve "baka-i kudret" yasalarını tek bir yasa altında birleştirdi: "Kitle-enerjinin korunması yasası"... Böylece termodinamiğin birinci yasası varlığını korumakla kalmıyor, üstelik bu gelişmelerden daha da güçlenmiş olarak çıkıyordu.

Kitle spektroerafisi yöntemlerinden yararlanarak kitlenin gerçekten enerjiye dönüştüğünü deneysel olarak ilk kanıtlayan Francis W. Aston' dur.

Aston, atom çekirdeklerinin manyetik alana çarptıklarında ne kadar saptıklarını ölçerek, atom çekirdeklerinin kitlesini de ölçmeyi başarmıştı. 1925 yılında daha da hassas aygıtlarla yaptığı deneylerde, Aston, değişik çekirdeklerin kendilerini oluşturan nötron ve proton kitlelerinin basit bir toplamı olmadıklarını da kanıtlamıştı.

Burada bir soluk alıp, şu nötron ve proton kitleleri üstünde biraz duralım. Yüzyıla yakın süredir, atomların ve atom-altı partiküllerin kitleleri, oksijenin özgül ağırlığı 16 olarak alınıp ölçülmüştü. Gelin görün ki, 1929 yılında, William Giaque, oksijenin Oksijen 16, Oksijen 17 ve Oksijen 18 adı verilen üç ayrı izotoptan oluştuğunu, oksijenin atom ağırlığınınsa bu üç izotopun kitle sayılarının ortalama ağırlığı alınarak hesaplandığını ortaya koydu.

Aslına bakılırsa, "16" sayısı kesine yakın bir ağırlıktı. Üç izotop arasında en yaygın olanı Oksijen 16 idi. O kadar ki, bu izotop, oksijen atomlarının yüzde 99.759'unu oluşturuyordu. Bunun da anlamı, oksijenin atom ağırlığının net 16 olması durumunda, Oksijen: 16 izotopunun kitle sayısının 16'dan biraz daha az olduğuydu. Çok küçük miktarlarda bulunan Oksijen 17 ve 18 izotopları, ortalama değeri net 16'ya çıkarıyordu. Kimyacılar, Giaque'ın buluşundan yirmi yıl sonrasına kadar 16 rakamını esas aldılar kendilerine... "Kimyasal atom ağırlığı" diye küçük bir ekleme-düzeltme yapmakla yetindiler.

Fizikçilerin tutumuysa bütünüyle farklıydı. Oksijen 16 izotopunun kitlesini net 16.00000 olarak benimsemeye, öteki bütün kitleleri de buna dayanarak ölçmeye devam ettiler. "Fiziksel Atom Ağırlığı" kavramı da bu temel üstünde geliştirildi. Oksijen 16'daki 16 değerinin 16'ya eşit olduğu görüşünden yola çıkarak bazı hesaplar yaptılar. Daha ağır izotopların ağırlığı etkilemeleriyle, oksijenin atom ağırlığı aslında 16.0044'tü. Buna göre, genelde, tüm maddelerin fiziksel atom ağırlıklarının, kimyasal atom ağırlıklarından yüzde 0.027 fazla olması kuraldı.

1961 yılında, fizikçilerle kimyacılar bir tür uzlaşmaya vardılar, bu tartışmalı konuda... Atom ağırlıklarının Karbon 12 izotopunun kitlesinin 12.00000 olarak baz alınıp yeniden düzenlenmesini kararlaştırdılar. Böylece atom ağırlıkları karakteristik bir kitle sayısına dayandırılıyor, mümkün olduğunca basitleştiriliyordu. Dahası, bu yeni baza göre belirlenen yeni atom ağırlıkları, eski atom ağırlıkları çizelgesindeki sayılardan fazla farklı değildi. Karbon 12'nin 12'ye eşit olduğu ölçütüne göre, oksijenin atom ağırlığı 15.9994 olmuştu.

Kitlesi 12.00000'e eşit olan Karbon 12 atomunu ele alalım şimdi...

Bu atomun çekirdeğinde 6'şar proton ve nötron bulunmaktadır. Kitle spektrografisi ölçümlerine göre, Karbon 12 = 12 bazında, protonun kitle değeri 1.007825, nötronunki de 1.008655'tir. Böylece, altı protonun toplam kitle değerinin 6.0495, altı nötronun toplam kitle değerinin de 6.05199 olması gerekir. . Böylece, toplam 12 nükleonun kitle değeri 12.104940'a ulaşmaktadır. Yani 12.00000'e değil... Aklımıza bu durumda şöyle bir soru takılıyor: O kayıp 0.104940'a ne oldu?

Kaybolan kitleye "kitle ilticası" deyimini uyguluyor, bilim adamları... Kitle kaybı değerinin kitle sayısına bölünmesiyle de, nükleon başına kayıp hesaplanıyor. Aslında, "Kayıp" bir şey yok ortada... Einstein'ın denklemine uygun olarak, kitle enerjiye dönüşmüş oluyor. Böylece, kayıp,aynı zamanda, çekirdeğin "bağlayıcı enerjisi"de oluyor. O enerjiye eşdeğer bir kitlenin belirmesi gerektiği için, çekirdeği bireysel proton ve nötronlara ayrıştırabilmek için, bağlayıcı enerjiye eşit miktarda enerji girdisinin bulunması gerekiyor.

Aston'un saptamalarına göre, birçok çekirdekteki nükleon başına kitle kaybı, hidrojenden başlayarak yukarıya, demir gibi madenlere doğru hızlanıyor, daha sonra periyodik tablonun geriye kalan bölümünde bu hız düşüyordu. Bir başka deyişle, nükleon başına bağlayıcı enerji, periyodik tablonun ortalarında daha yüksekti.

Uranyum 238'i örnek olarak alalım. Bu çekirdek, bir dizi çürüme yoluyla, kurşun 206'ya parçalanmaktadır. Bu süreç içinde, 8 alfa partikülü salınmakta, salınan beta partikülleriyse önemsenmeyecek kadar az olmaktadır. Kurşun 206'nın kitlesi 205.9745, sekiz alfa partikülününse toplam 32.0208'dir.

Böylece toplam 237.9953'lük bir kitleye ulaşılmaktadır. Demek oluyor ki, kitle kaybı 0.0553'tür. Uranyum parçalanmasıyla salınan enerjiyi karşılayacak bir kitle kaybıdır bu...

Uranyumun daha da küçük atomlara parçalanmasıyla birlikte (fisyon yoluyla), bırakılan enerji miktarı daha da yüksektir. Hidrojenin helyuma dönüştürülmesi (yıldız sisteminde olduğu gibi) hem kitle kaybı, hem de üretilen enerji daha yüksektir.

Kitle-enerji denkliği, fizikçiler açısından uygun, elverişli ve kolay bir "defter tutma" yöntemidir. Örneğin, 1934 yılında positron'un varlığı keşfedildiğinde, bir elektronla birlikte yok edilmesi sırasında, iki partikülün kitlesine eşit enerji taşıyan bir çift gama ışını oluşmuştu. Dahası, Blackett'ın da belirttiği gibi, yeteri miktarda enerjiden kitle de oluşturulabilirdi. Uygun enerjiyle yüklü bir gama ışını, belli koşullarda, yok olabilir ve saf enerjiden oluşan bir elektron-positron ortaya çıkabilirdi. Aynı şekilde, kozmik ya da proton sinkrotonlardan çıkan partiküller, mezon ve anti-proton gibi kitlesel partiküller oluşturabilirdi.

Çok kolay bir hesaplama sistemiydi bu...

Ama, bu yüzden de, "defterler tutmayınca", fizikçiler, Einstein'ın denklemi üstünde rötuşlar yapmak yerine, "enerji" dengesini sağlamak için "nötrino" kavramını ortaya attılar.

Kitlenin enerjiye dönüştürülebileceği konusunda bugün bile kaygıları, kuşkuları olanlar varsa, sözü uzatmadan, onlara atom bombası olayını örnek gösterebiliriz.

Isaac Asimov
Etiketler:

ECBanner bloggping TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi pagerankonline.de - Pagerank Anzeige ohne Toolbar On our way to 1,000,000 rss feeds - millionrss.com
Seo Memurvadisi Backlink Austausch ECBannerFree Automatic Backlinks Free Automatic Backlinks Free Automatic BacklinksFree Automatic Backlinks Free Automatic BacklinksFree Automatic Backlinks
Bu sitedeki yazılar telif hakkları göz önüne alınarak yayınlanmaktadır. Kaynak göstermeksizin Tamamı veya Bir Kısmının KOPYALANMASI YASAKTIR. yayınlanan bu makale ve eserlerin hak sahipleri herhangibir nedenle telif hakkı idda ederlerse ve bizce uygun görülmesi halinde (gerçeklik esası olması dahilinde) bize lütfen mail atsınlar (ozkan@mail.nu) en kısa sürede eserleriniz sitemizden kaldırlır. © 2008 www.odeveson.blogspot.com